M. Aziz Nesefi "Hakikâtin Özü" 'nden yansımalar

4. Bölüm

www.sufizmveinsan.com
 
 

Ey Arif!..

İrfan, sadece bir noktadır. Bundan fazlası yoktur. Bu nokta da şudur:

Varlık BİR’dir. BİR’den fazla değildir. Bu varlığa VAHDET NOKTASI ve VARLIK NOKTASI da denir.

…

Yok olmayan Varlık, ulu Allah’ın varlığıdır. O’nun varlığından başka varlık YOK’tur. Olması da mümkün değildir.

Nitekim Mevlâna Cami şöyle demiştir:

Müşkül söz ve kapalı sır şudur

Ki kevn-u mekânda HAKK’tan başkası yoktur.

Bu varlığın zâhiri ve bâtını vardır. Bâtını bir nûrdur. Âlemin rûhu da budur.

İşte bu TEK nûr, bunca pencerelerden, yani görüntülerden yansımıştır.

Kendi söyler, Kendisi işitir, Kendisi verir, Kendisi alır, Kendisi ikrâr eder, Kendisi inkâr eder.

Ey Arif!..

Bu nûra erişmek gerek, bu nûru görmek gerek, kendi zatını ve alemi de bu nûrdan seyretmek gerek. Ancak o zaman irfan ehli olup Cehennemden kurtulabilirsin.

…

Onlara göre bir kimse bu dereceye varamadığı sürece şirkten kurtulamaz. Şirkten kurtulmayan bir kimse de azaptan kurtulup her iki cihanda gereği gibi istirahat edemez.

Allah Resûlü şöyle buyurmuştur:

“-Beni gören Hakk’ı görmüştür.”

Bir diğer Hadis’te:

“-Zamana sövmeyin, çünkü zaman Allah’tır.” buyurulmuştur.

Ebubekir es-Sıddîk:

“-Ne gördüysem, mutlaka onda Allah’ı gördüm.” demiştir.

Ömer el-Faruk’ta şöyle demiştir:

“-Rabbimi kalbimle gördüm.”

Ali bin Ebûtalib ise:

“-Görmediğim bir ilâha tapmam. Ne gördüysem mutlaka onun öncesinde ve sonrasında Allah’ı gördüm.” demiştir. (109…111)

Beyit:

Her neye kim (ki) baktın ise onda sen Allah’ı gör.

Her nereye azm kılsan semme Vechullâhı  (Allah’ın yüzünü orada) gör.

Bu ikilik perdesinden geç, hicabı ref kıl (kaldır).

Gel bu birlik revzeninden (penceresinden) bak, bu sırrullâhı gör.

Münkir-i rü’yet (Allah’ı görmeyi inkarda) değilsen, sûret-i Hakk’ı görmeye

Bastıkça her zerreye aynı Zatullâhı gör. (111)

Ben bir nûra eriştim, bu nûru gördüm. O vakitten beri bir daha kendi varlığımı görmedim. (112)

Cüneyd el-Bağdadi Hz. Buyurmuştur ki:

“-Otuz yıldan beri ben söylüyorum, ben dinliyorum.”

Ey Arif!..

Eğer bir salik bu nura erişirse, bunun bir takım belirtileri olur.

Birinci belirtisi:

Bir daha kendi varlığını görmemesidir. Eğer varlığını görüyorsa henüz çokluk aşamasındadır. Çokluk kaldıkça şirkten kurtulamamış olur.

“Varlığın başka bir günahla mukayese edilmeyecek bir günahtır.”

Hadis’i bu anlamı vurgulamaktadır. Salik kalmayınca, şirkte kalmaz, fenâ bulur.  İşte “tevhidin anlamı budur”  denilmiştir.

Eğer..

Bu tanımlamalardan hûlul (tanrının insan içine sızması) ve ittihad (tanrı insan bütünleşmesi) kokusu gelmiyor mu?... diye bir soru sorulursa, cevap olarak şöyle denir:

-Hûlul ve ittihad, iki ayrı varlık arasında gerçekleşir. Allah’ın varlığının TEK olduğu hususunda bütün Nebîler, Resûller ve Velîler görüş birliği içinedirler. İki ayrı varlık yoktur ki, böyle bir sorunun haklılık payı olsun.

Hatta sofuların:

“Falan Hakka ulaştı..” şeklindeki sözlerinin anlamı:

“Falan, karanlık perdelerden kurtulup, keşif ve gözlem derecesine ulaştı..” dır.

Yoksa erişen ile erişilen arasında farklılığın olması şarttır. Salik bu nur ile yanıp yok olursa, Allah kalır. (113,114)

Beyazid-i Bestami şöyle buyurmuştur:

-Başlangıçta dört şeyi yanlış bilmiştim, sonunda doğrusunu öğrendim..

Birincisi:

Başlangıçta zannederdim ki, ben kendim Hakk’ı arıyorum, sonunda öğrendim ki, HAK beni talep ediyor. Bu yüzden âyette:

“Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.”

“Allah onlardan razı olur, onlar da Allah’tan razı olurlar.”

Buyurulmuştur. Buna göre sevgi ve rıza başlangıçta Allah’tan kaynaklanıyor. Buna işaret etmek için de Allah’ın sevgi ve rızası kulların sevgi ve rızasından önce zikredilmiştir. Nitekim bir insan birine aşık olup eğilim gösterirse, başlangıçta aşk, sevilen kimse tarafından parıldayarak aşık olanın kalbine yansır, onun içini yakar…

İkincisi:

Başlangıçta zannederdim ki, ben Hakk’ı zikrediyorum, sonunda Hakk’ın beni zikrettiğini anladım. Benim “O” nu zikredişim, “O” nun beni zikredişinin bir  ayrıntısı imiş…

Üçüncüsü:

Sanırdım ki ben, kendi nefsimin hayrın istiyorum. Sonunda anladım ki, yüce yaratıcı benim hayrımı istiyor, bense kendime zarar vermeye çalışıyormuşum.

Dördüncüsü:

Başlangıçta Hakk’a ulaşmayı isterdim. Sonunda; daha başlangıçta “O” na ulaşmış olduğumu anladım. (119…121)

 

 

 
 
Yansıtan: Hamdi Cenik
İstanbul - 21.11.2006
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com