İbrahim as. ve Sâre

www.sufizmveinsan.com
 
 

İBRAHİM A.S.’IN HAYATINDAN BİR KESİT

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

-İbrahim a.s. yalnız üç defa (te'vil ile başka bir manaya çevirerek) yalan söylemiştir.

Bunların ikisi Aziz ve Celil olan Allah'ın zâtı ve rızası için: Birisi (putperestlere) "ben hastayım" demesi öbürüsü de "belki putların şu büyüğü bu işi işlemiştir" demesi.

Resulullah üçüncüsü için de şöyle demiştir:

"İbrahim günün birinde zevcesi Sâre ile birlikte azılı bir zâlime uğramıştı!.."

Hadisenin devamı şöyle anlatılmıştır:

Hz. İbrahim amcasının kızı  olan hanımı Hz. Sâre ile birlikte Mısır tarafına seyahat ederken "Erdün" kasabasına gelmişler, şehrin kralı ile aralarında ilginç bir hadise geçmiştir. Ebu Hureyre, Efendimiz (s.a.s)'den rivayet etmiştir ki:

-İbrahim (a.s) hanımı Sâre ile birlikte bir şehre gelmişlerdi. O şehirde bir kral veya zâlim bir idareci vardı. Bu zâlime; "İbrahim  yanında çok güzel bir kadınla şehre girdi" diye haber uçuranlar bir yandan da sorguya çektiler İbrahim a.s.’ı :

 -Ey İbrahim! Yanındaki kadın neyin, kimindir?" 

İbrahim (a.s):

-(Din) Kardeşimdir.. dedi.

Sonra Sâre'ye gelip:

-Sakın beni yalancı çıkarma, ben bunlara seni kız kardeşimdir dedim. Allah'a yemin ederim ki, yeryüzünde benden, senden başka iman eden hiç kimse yoktur, buyurdu.

Sâre kralın yanına gelince kral (ona kötülük yapmaya) teşebbüs etti. Hz. Sâre kalktı abdest aldı, namaza durdu. Sonra şöyle dua etti:

"Yâ Rab! Ben sana ve senin peygamberine iman ettimse, ben kadınlığımı zevcimden başkasına karşı koruduysam (ki şu ana kadar böyleydim) benim üzerime şu kâfiri musallat etme!.."

Kralın nefesi kesildi, ayağıyla yere vurarak çırpınmaya başladı.

Bunun üzerine Sâre:

"Allah’ım şayet bu adam ölürse “bunu bu kadın öldürdü”  denilir…" diye dua etti.

Bunun üzerine adam rahatladı.

Bu hadise üç defa tekrarlandı. Nihayet kral adamlarına:

-Siz bana şeytan göndermişsiniz. Bu kadını İbrahim'e gönderiniz. Hâcer'i de Sâre'ye veriniz!.. dedi. Bunun üzerine Sâre Hz. İbrahim'in yanına gelerek ona (olayı anlattı):

-Anladın mı! Allah kâfiri zelil etti; bana bir cariyeyi de hizmetçi verdi, dedi (Buhârî, Buyû-100) [1]

İbrahim a.s.'ın Hz. Sâre'den çocukları olmuyordu. Yaşları da gittikçe ilerliyordu. İbrahim a.s.

Bâbil'den ayrılırken:

«Rabbim ! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi » diye niyazda bulundu. Hz. Sâre'de bunu çok istiyordu, ama çocuğu olmuyordu. Firavun'un kendisine verdiği câriyesi Hz. Hâcer'i azad edip İbrahim a.s.’a  evlenmesi için verdi ve Hz. İbrahim Hz. Hâcer ile evlendi. Bu evlilikten Hz. İsmail doğdu. İbrahim a.s. onu çok sever ve yanından ayırmazdı. [2]

Sâre bu oğlanın doğumunu çok kıskandı, bu işi ettiğine pişman oldu. O kadar üzüldü ki sabır ve tahammül edecek hali kalmayarak İbrahim as. ile kavgaya başladı. Bir gün öfke arasında Hacer’e dedi ki:

-Ya Hacer, sen benim üzerime bu işi yaptın, ben de vallahi bu işi senin yanına bırakmam. Ya seni öldürürüm, yahut bir yerini sakat ederim.

Sonra Sâre bu şekilde ant içtiğine pişman oldu ve:

-Hata ettim, yaramaz ant içtim. Eğer bunu öldürürsem Allah indinde günahkâr olurum. Bir yerini kessem, Hacer’in suçu ne?..  Etmesem andımı nice edeyim?.. deyip pek endişelendi, ne yapacağını bilemedi. Sonunda dedi ki:

-Hacer’i öldürmek asla olmaz, bir yerini kesmek gerek ki andım yerine gelsin. Âşikâre yerinden kesersem gördükçe yine ben acırım.

Fikreyledi ki Hacer’in uzvu ma’hûdesinde ki et parçasını kessin de hem andı bozulmasın ve hem Hacer artık bir daha er’e yaramaya, İbrahim a.s. onunla yatıp kalkmaktan zevk almaya. Bu nesne üzere gönlü karar kılınca Hacer’i tutup o yerini kesti.

Sâre, Hacer’den o et parçasını biraz kesince Hak Teâlâ o nesneyi Sâre’ye de, İbrahim a.s.’a da sünnet eyledi ve “Siz oradan biraz kesip sünnet edinesiniz. Ve İbrahim dini üzere olan kimselere de bu nesneyi sünnet eyledim” buyurdu.

Bunun üzerine Sâre’yi de Hacer sünnet eyledi. İbrahim a.s. da kendini sünnet etti. O zamandan bu zamana kadar bu nesne Müslümanlar arasında sünnet olup kaldı.

İbrahim a.s. ve Sâre zamanından evvel sünnet eylemek yoktu.

Derler ki, Sâre sünnet olduğunda 70, İbrahim a.s. 80 yaşında idi.

Fakat kavgaların,sürtüşmelerin sonu gelmedi. Daha da artarak devam etti, İbrahim a.s. hep sabreyledi. Nihayet bir gün Sâre; İbrahim a.s.  dan Hz. Hâcer ile Hz. İsmail'i başka bir yere götürüp bırakmasını istedi. [3]

Ümmü Atiyye (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

-Bir kadın Medine'de kızları sünnet ederdi. Resûlullah Efendimiz (kadını çağırtarak) kendisine:

-Derin kesme. Zîra derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için de daha makbüldür, diye talimat verdi. (2128)

Ebü Dâvud, Edeb 179, (5271). Rezin'in rivayetinde Resûlullah Efendimiz şöyle buyurur:

-Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir. [4]

Hz. İbrahim Allah Teâlâ'nın emriyle hanımı Hâcer ve oğlu İsmail'i Filistin'den alıp Hicaz'a götürdü. Hz. İsmail henüz sütte idi. Kâbe'nin daha sonra inşa edildiği yere yakın bir yerde büyük bir ağacın yanına bıraktı. Yanlarına bir dağarcık hurma ve biraz su koydu. O zamanlar henüz Mekke şehri kurulmamıştı, her taraf ıssızdı. Hatta su da yoktu.

Hz. İbrahim dönüp giderken Hacer:

-Ey İbrahim, bizi bu ıssız ve kimsesiz vadide bırakıp da nereye gidiyorsun?.. dedi.

Hacer tekrar:

-Ey İbrahim! Bizi burada bırakmanı sana Allah mı emretti?.. diye seslendi.

Hz. İbrahim:

-Evet Allah emretti… deyince, Hacer:

-Öyleyse Allah bize yeter, bizi o korur!.. diyerek Allah'a tevekkül etti.

…

Aradan günler geçti. Yanlarındaki su ve hurma bitti. Etrafta kimseler yoktu, çocuk susuzluktan ağlıyordu.

Hacer su aramaya başladı. Safa tepesine çıktı, etrafa baktı kimseyi göremedi. İndi; koşarak Merve'ye geldi; etrafına bakındı, kimseyi görmedi. Bir yudum su bulmak için Safa ile Merve arasındaki bu gidiş gelişi yedi defa tekrar etti. Yedinci defa Merve'ye çıktığında şimdiki Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde bir melek gördü. Ayağının ökçesiyle yeri eşiyordu. Oradan su çıkmıştı. Diğer bir rivayete göre çocuk (veya Cebrail as.) ayağı ile (veya eli ile) kumları eşelemeye başlamış ve oradan bir su çıkmıştır. Hacer gelip kana kana içti, çocuğuna da içirdi.

Hz. Hacer su boşa akmasın diye gölet yapıp suyu muhafaza etmeye çalışıyor, bir yandan da avuçlarıyla kırbasını dolduruyordu.

Efendimiz (s.a.s) bunu şöyle anlatmıştır:

"Allah İsmail'in annesi Hacer'e rahmet eylesin! Eğer o Zemzem'i kendi haline bıraksaydı da, suyu avuçlamasaydı, muhakkak ki Zemzem akar bir kaynak olurdu" (Buhârî, Enbiya 9) [5]

Hz. İbrahim yüz yaşında Hz. Sâre doksan yaşında iken Allah'ın bir lûtfu ve mucizesi olarak İshâk (a.s) doğmuştur (bk. Hâkim, Müstedrek, 11, 556).
Kur'an-ı Kerim'de bu olay şöyle anlatılır:

"And olsun ki, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelip;

"Selâm", dediler.

O da;

"Selâm" dedi ve eğlenmeden gidip kızartılmış bir buzağı getirdi. Onların ellerinin buna uzanmadığını görünce hoşlanmadı ve kalbine bir korku geldi. Onlar;

"Korkma biz Lût kavmine gönderildik" dediler.

İbrahim'in ayakta duran zevcesi güldü. Biz de ona İshak'ı ardından da torunu Yâkub'u müjdeledik. Kadın;

"Vay, kendim koca bir karı, şu zevcimde bir ihtiyar iken ben mi doğuracakmışım? Bu doğrusu pek şaşılacak bir iş" dedi. Melekler;

"Ey evin hanımı. Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, nasıl Allah'ın işine şaşacaksın. O Hamid ve Mecid’dir" dediler (Hûd, 11 /73). [6]

Kaynaklar:

[1] : Siyeri Enbiya - www.selam.org

[2] : www.islamiyet.gen.tr/peygamberlerimiz/hz_ibrahim.php

[3] :Taberi Tarihi-2.Cild- Sayfa:162,164

[4] :Kütüb-i Site-ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER-2128

[5] :Siyeri Enbiya - www.selam.org

[6] : http://www.islamiyet.gen.tr/peygamberlerimiz/hz_ishak.php

 

 

 
 
Yansıtan: Hamdi Cenik
İstanbul - 21.09.2007
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com