İbn-i Arabî Hz. VASİYETLER–1’den Yansımalar:

3. Bölüm

www.sufizmveinsan.com
 
 

Kitabın Adı:   KİTAB’UL VASÂYÂ

                    FUTÛHAT DERYASINDAN

                    VASİYETLER-I

Müellifi    : Şeyh-ül Ekber Muhyiddîn İbn’ül ARABÎ (1165-1240)

Mütercim : Abdullah Tâhâ FERAİZOĞLU

Nâşir       : Remzi GÖKNAR

Yayınevi  : KİTSAN Yayınları – İstanbul – 0212 513 67 69

Yansıtan  : Hamdi CENİK

www.sufizmveinsan.com

Allah’ın kullarından birisi, senden yiyecek veyahut içecek bir şey istediğinde; istediği şey, gücünün yettiği bir şeyse ona yedir ve içir.

Zira senin hiçbir şeref makamın olmasa da, yemek ve içecek talep eden şahsın, senden yemek ve içecek istemesiyle, seni kullarını yediren ve içiren Hakk’ın menziline çıkarması, senin için büyük bir makam ve şereftir.

…

Allah, dilencinin sesini de sen, onun isteklerini işitip ihtiyaçlarını gidermen için yükseltmiştir..

Öyle ise, dilenci böyle yalvarmakla seni “Rezzak” ismiyle isimlendirmiş ve Allah’a ilticâ etmesi gibi sana iltica etmiştir..

Binaenaleyh sana lâyık olan, seni Mevlâsının makamına çıkaran kimseyi mahrum etmemen ve ona istediği şeyi vermekte gayret göstermendir. (101)

Bütün zamanlarında, Allah’ı anan ve daima huzur-u ilâhide olduğunu idrak eden kul, Hakk’ı kendisinden yiyecek ve içecek talep ettiğini müşahede eder ve istenilenleri yerine getirir. (103)

İnsan, Allah’ın verdiği nimetlerden ihtiyacından fazlasını infak etmezse… Kıyamet gününde, nimetler husûsunda suale tabi tutulur. (105)

Âyette: “Sâile gelince; (onu) da azarlayıp kovma. “ [Duha-93/10] buyurulmaktadır.

Zikr olunan âyette istenilen şeyler yalnız maddi nesnelere tahsis edilmemiştir. Çünkü “sâil”, ihtiyaç sahibi olan zattır.

Öyle ise, ilmi isteyenler de maddi faydaları talep edenler gibi âyetteki “Sâil” taifesine dahildir. (110)

İsteklerini Rabbine arz etmeyenlerden olma!!!...

Zira…

“O”ndan bir şey istemeyen kimse, hâşâ “O” na cimrilik nisbet etmiş olur.

Bu tavsiyem her kes için geçerlidir. (113,114)

 Âlimi ilminden ötürü sevmen, Allah’ın “ALÎM” yani, ilim sıfatına olan muhabbetini arttırır.. Tâ ki, sadece Allah’ın ilmine muhabbetin kalır. (119)

Allah’ın sevdiği şeylerden birisi; Allah için güzel giyinmek ve temiz olmaktır. Böyle davranmak, başlıca müstakil bir ibâdettir. Özellikle namazlarda..

Allah Teâlâ:

-Ey Ademoğlu, her mescit huzurunda (Namaz ve tavaf vakitlerinde) zînetinizi alın (giyin), buyuruyor. [A’raf-7/31](120)

Allah için olan zînet ile, dünyalık (nefsi) zînet arasındaki fark; ancak niyetle belli olur.

Zira zînet, zînet olması itibariyle tek şeydir. Ancak, ayrı ayrı olması niyetle mümkündür…

Öyle ise…

Niyet bütün yapılan şeylerin ruhudur.

Herkes için, ancak neye niyet ettiği vardır. (121)

Ashabdan biri: Ey Allah’ın Rasûlü, ben ayakkabılarımın ve elbiselerimin güzel olmasını seviyorum,dedi.

Allah Rasûlü (s.a.v.) ona şöyle dedi:

-Allah güzeldir, güzeli sever..

...

Allah Teâlâ, çoğunlukla Cibril-i Emin’i Dihye-i Kulebî suretinde Resûlü Ekrem’e gönderirdi…  Zira Dihye, zamanın insanlarının en güzellerinden idi… öyle Cemâl mertebesinin sahibi idi ki, o Medine’ye geldiğinde insanlar onu karşılarlar ve hamile kadınlardan kimileri de onun güzelliğini görünce hamlini düşürürlerdi. (122, 123)

 

Yalnız “ALLAH” için zînet edinilmeli..

Övünmek, başkalarına çalım satmak, kibirlenmek ve mücerred süs olması için süslenmemek gerekir.

Allah’ın sevdiği şeylerden biri de fitne zamanında kulun, Allah’a tevbe ederek dönmesidir.

Rasûlullah a.s.
-Her fitneye müptelâ olup tevbe edeni Allah sever…  buyurmuşlardır. (124)

İmtihanın en büyüğü; kadın, mal, evlâd ve mevki fitnesidir.

…

Şükür, verilen bütün nimetlerin Allah’tan olduğunu bilmektir. (125)

Hak, İnsan-ı Kâmil’in sûretini kendine ayna kılmıştır.

Zira bir şey ona bakana ayna olursa, ona temaşa eden kendinden başka bir şey görmez.

Dolayısıyla kişi kadına olan şiddetli muhabbet ve meylinden dolayı, kendisini onda görürse kendi sûretini görmüş olur.. (128)

Muhabbetle benzerin bir şahsı seversen ve o şahsın sevgisinden Allah sevgisini müşahede edersen, sen Allah’ın sevdiği kimselerden olursun.

Böylece de bir imtihanın hakikatte senin için bir fitne olmayıp, bizzat hidâyet olduğunu görürsün.

Kadınların sevgisinden Allah sevgisine yönelmeye vesile olacak bir başka tarz şudur:

Dişiler her türlü emsal ve ayanların zuhura gelmesi için infial ve oluşum yerleridir. (129)

İnsan-ı Kâmil mutlak sevgi ile kayıtlı sevgiyi bir arada cem edendir.

Mutlak sevgiye misal, Allah Rasûlü’nün şu hadisidir:

-Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Bunlardan biri kadınlardır. (133)

Zikir ettiğimiz dört fitneden ikincisi, riyâset diye tabir edilen, mevkî sevgisidir. (134)

Riyâsetin mânası hükümleri infaz etmektir.

O’nun emri, bir şeyi dilediği zaman, ona ancak “OL” demesinden ibarettir… O da oluverir. [Yâsin- 36/82] (137)

 

 

 
 
Yansıtan: Hamdi Cenik
İstanbul - 11.09.2008
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com