Sevgi ile kaderimin inşaat alanı

 

En merkezi göğsüme indirsem kulaklarımı

Kafatasımı eğdiğimde dinlesem hele,

Bir bir diyerek atanı

Bilebilsem, Farkına varamadığım

Zihniyetimin asıl altında yatanı

İlk kazmayı vurduğum temelim,

Kaderimin inşaat alanı

Sevgi ile kaderimin mukayese alanı

 

Kaparo’suna niyet kattığım,

Evlat istikbal köşesinde tutuğum

Enkazını iyi paraya sattığım

Arsa planım çok katlı

Çaktım çivilerini,

Nasip kalıplarıyla döşedim tahtasını

Filizlenen fikirlerim,

İpincecik demirlerle kolonlara bağlandı

Kâr’ını seven müteahhitin kaderinin inşaat alanı

 

Misyonumdan ayrı düşen,

Hedefimin çakıl taşlarını

Amaç Mikserim,

Özniyetimin kanı ile kardı yaşadıklarımı

Bilmiyordum

Öğrendiğim başarı basamaklarını

Ailemin her tercihini mi?

Kendi seçtiğimi mi?

Bilinmez kimin ısrarı

Bilmiyordum…

Yarış atı gibi beni yarıştırdıklarını

Bilmeyecekler mi, bu yarış bitmeyecek mi acaba?

Bilmiyorlar hâlâ

Kendinden başka herkese saygı göstermesinin gerekli

Büyüklerinin yanında çocuk sevmesinin ayıp olduğunu

Anneme Ninesinin büyükannesi alıştırmış

Çalan müteahhit gibiymiş babam,

Kendisiyle barıştan sevgiden uzaklaştırılmış

Yağlı betona kum yerine toprak karıştırılmış

 

Benim yaşadıklarım aslında

Bebekken öğretilen sevgiden uzak kalıpların,

İçinden ciddiyet şımarıklığı azgınlığıdır

Pekiştirilmiş davranışlarıma

Milli tarihimizin kaybolmuşlukları

İki asırlık el değmemiş konuları

Tüm nesil sevgisiz yetiştirilmiş benim gibi

Kimisi eşek kesen kasap

Kimisi kiremit tozutan baharatçı olmuş

En küçüğü sivrisinek en büyüğü fil hortumuna müptela olmuş

Uzanamayanların mundarının genelde adı hortumcu olmuş

 

Geçmişimin yorgun ve de dargın

Birçok ön koltuk cennet yolcuları

Beşe beş katarak, sıcak turizmle oyalandı

Sevgisiz gidilen Hıra dağında nur arandı

Açık manzaralı Kral dairesinden aşağı kalmaz katları

Kabarık faturalı serin yerler ayarlandı

Ecdadım her gününde hiç ölmeyecekmiş gibi

Saltanata  sarıldıkça sarıldı

Yarın hiç gelmeyecekmiş gibi aldandı

Kulağını Gözünü Yağlı yüzünü sürüp sürüp ağladığı

İlahi Rahmet Merkezi olan Simsiyah Örtülü Nur’u

Yüklenilmiş her vebalin temizlik fırçası

“Günah Format Merkezi” gibi algıladı

Tarihimin biriken beyni sulandıkça sulandı

Dedemin babasının amcasının haksız yediği komşunun çağlası  

Sürekli benim dişimi kamaştırdı

İbret hakikati döngüsü “Mazlumun ahı”

Arş’ da durmadan yankılandı

Veballer, kat kat, halk’a halk’a, “hak”

Ha babam damla damla, nesil nesil pompalandı

 

“Kur-an’ı biz indirdik onun koruyacak olanda elbette biziz”

Garantisini buyuruyor Yaradan

“Garanti kapsamlı kul” zannediyor kendini pek çok

“İslam Vatandaşı” Müslüman

 

Allah’ın Garantisinde mi Müslüman?

Yaşadığının garantilisi mi insan?

 

Garanti belgeli yaratmaz Allah kulunu

Nasibi Gayret teriyle sulamış,

Bereketi tasarrufla yoğurmuş

Hedefi çalışmaya koymuş

Yöneleceği en garantili yolunu

Torpilsiz yaşam kulvarında

Yarattığının aklına koymuş.

 

Aynı tarihlerde dünyada

Eksiksiz yaratılmış her ülkenin nöroloji damarları

Okuyarak aydınlanan beyinlerin açılan kapasite sınırları

“Ancak çalışmanın karşılığı vardır” nuru ile aydınlandı

 

Kendim ise bir ömür gibi tek tek sıraladım tuğlaları

“Görünsün”e müptela “Dış cephe” “Anlam”larımı

Sessiz cephe de sıvasız bıraktım,”İnsaf” havalandırmalarını

Duvar, duvar duvarladım vicdanımın “Gelişen” koridorlarını

 

Dedim ya az evvel Kuran_ı Kerim gibi

Her doğan yaratık yavru garantili doğar

Doğan her yavruyu anne ve babalar içinde

Sadece İnsanoğlu sigarayla boğar...

 

Esirgedim,

Oksijeni beynimden,

Niyetimi özümden,

Nefesimi ciğerimden

Dönmüştüm sırtımı kendime ve özüme verdiğim sözümden

Uçup gitti kırk yıllık emeklerim bir bir gözümün önünden

 

Dik olmak zordur gereğince

Dik durmak daha zordur bir kez eğilince

Eğri söz söylenince Dik olunur mu?

Söz yerine gelmeyince

 

Dilimle açıyordum tüm ilişkilerimin sayfalarını

Uyarı sinyallerine aldırmadan kör kaldığım hırsımı

Hissetmedim, yüzümde patlayan İlahi rahmetin uyarı şamarlarını

Tıkamıştım “bin musibetten evla bir nasihate” kulaklarımı

Ömür denen sermaye eriyorsa

Üstelik dilimize ektiğimiz dikenin acısını kulaklarımız duymuyorsa

Dost olduklarımız her geçen gün azalıyorsa

Gönül iltihaplanmıştır. İlla ki

Hele oturup ağlasam yeridir vallahi;

Akrabalarım hâlâ cehaletten çareler arıyorsa

 

Tarih çıbanıymış meret patlamadı gitti.

Ya Şifaya rüşvet verir gibi muska yazılır

Yahut dişini bile fırçalamayan, nefesi derin üfürükçü aranır

Halbuki Kitap kapağı açılmayan evde, hep ilaç kapağı açılır.

Yaşanmadan Taşınan bilgiden hayır mı umulur

İçerdeki dekor, dışta soğuğa dayanıklı yalıtım ne varsa elbet

Kaynana gelinden, gelin kaynanadan

Hoşum hoşum hoşlanır

En ufak sarsıntıda “Elalem Sandığı” ortaya apaçık saçılır

Tüm çiğlikler kızgın ateşte haşlanır

Deseniz ayıp etmeyin durun

Bugün sen, yarın o nöbetleşe kaynanasınız

Dökülmeden zehir susmaz asla uslanmazsınız

 

Allah yukarda deyip şahit gösterdiler

Sevmemizi değil önce korkmayı bellettiler

Sevmeyen yürekte aranmaz O

Sevginin kalmadığı yerde aranmaz O

 

Allah aranmaz Sevgisiz, yüreklerde

Allah aranamaz, Sevgisiz yüreklerde

Allah sevgi dolu; yüreklerde

Allah;  sevgi dolu yüreklerde

 

Kendini sevmeden Allah’ı bilmek,

Allah’ı bilmeden kendini sevmek

Hastalıktır.

Kendini severek; Allah’a yalvarmak

Şifaya Ustalıktır

 

Sözün sonu geldi elbette.

Bilmem kaç veballik metrajlı parsel de

İsyana Dayanaksız,  İnsafa Tutanaksız,

Çok katlım ve birçok can tatlım

Beynim, kalbim, sevgim, evim, yuvam yıkıldı

Depreme dayanıksız yerleşimde

 

Elbisemin yırtıkları,

Beynimin Artıkları,

Şantiyemin yatakları,

Kalbimin boşlukları

Harcına niyet kattığım Kaderimin İnşaat Alanı

 

Ziynetim eşikte, Sağlığım döşekte,

Sevgiyi Anlatışta, Kalbim Anlayışta,

Çamurdan sıçrayışta Çağı Atlayışta

İnsanlıkta yarışta

Savaşta değil tüm evren ile barışta

 

Sosyal, bireysel, fizyolojik, ruhsal

Depremsel depresyonda

Hülasa…

Sevgisiz her türlü dayanışma

Bir ömürlük sarsıntıya dayanışta

cılız kaldı

 

Hak ettiğim Hak olan Hakikat ancak

Ya isyanına; Ya da insafına

Neslimin zincirine miras halkası kaldı

Her söz unutuldu da son söylenenler hep akılda kaldı

 

Ne geçmişle kahrolur ne gelecekten kaygılanırım

An’ı yaşar nefes alır huzur dolar yaşadığımı anlarım.

 

 “Aklın yürekle buluştuğu noktada

İsyani değil İnsafi Gelişmeli İnsan

Faydalıya mecburi tek yönün akışına,

Yaşadığı an’ın nakış’ına

Bırakacağı isiiiii değil izziiiii işlemeli insan”

 

03:59  07 haziran 2006 yılı

O533 429 52 50

İnsani Gelişimin Faydalıya Hizmetkarı

Beyinantrenörü & Psikolog değil Sevgipolog

İnsani Gelişim Hizmetkarı
Beyinantrenörü & Sevgipolog
Kemal Koçak 
Ankara - 13.06.2006
http://sufizmveinsan.com

kemalkocak6@hotmail.com
 

 


Üst Ana sayfa e-mail