Adam adem

Nesimî Âdemi çok güzel tasvir etmiş.

“Çün bildin mü’minin kalbinde Beytullah var. Niçin izzet etmedin ki o evde ALLAH var?

Her ne var ise Âdemde var;  Âdem’den  iste Hak’kı sen!..

Olma İblis-i şaki, Ademde sırrullah var!..”

Bir hadis-i şerifte de âdem hakkında şöyle seslenilmektedir.

“ Allah Âdemi kendi sureti üzere meydana getirdi “

Diğerinde ise,

“Allah âdemi rahmanın sureti üzerinde meydana getirdi.”

Kur’an’dan evvel gelmiş mistik kitaplardan Tevrat’ta tekvin bahsinde  “Allah, kendi suretinde Adamı yaptı” demekte, aynı şekilde İncil’de de bu konuya değinilmektedir.

Şimdi bu mistik verilerin ışığında ve toplumun bakış açısı ile biyolojik yapısı itibariyle sonsuzluğun boyutlarını yakalayabilecek tek canlı olarak tanımlanan insan/âdem hakkında görüşlerimizi sunalım.

Türkçe’ye Arapça’dan geçmiş bulunan,  “adam” sözcüğü, İbranîce kökenli olup, yaratılmış ilk insanın adıdır. Türkçe’de insan, erkek, yetişkin kimse, olgun kişi gibi anlamları içerir.

Kur’an’da, “ya ben’i âdem”, “Ey âdemoğlu” şeklinde anılan bu sözcük, bir diğer kutsal kitap Tevrat’da  “adam” kelimesi ile ifade edilir.

Gerek Kur’an gerekse Tevrat’ta ve İncil’de Âdem kelimesi kullanılırken cinsiyet gözetimi yapılmamıştır.

Toplumsal yaşantımızda bahsi geçen “adam” kelimesi içeriğinde, kısmen de olsa kadın- erkek kavramları bir bütün olarak mütalâa edilmektedir.

Ancak bir cümlede, örneğin:

“Gece yarıları nara atan ve başkalarının kapısına dayanma hakkını kendinde bulan”denilince, biz bu eylemin bir erkek tarafından yapıldığına,

Veyahut:

“Bu adamlar da neyin nesi, dostlarımız olmadığı besbelli”gibi sözlerde kastedilenin, erkek türü bir insan olduğu kanısına varabiliyoruz.

Kısaca, herhangi bir şey de neyin doğru neyin eğri olduğuna karar veremeyen toplumun, bu konudaki yargısı, “Adam” denildiği zaman,  onun erkek olduğu şeklindedir.

Mistik/Sufi boyut; yukarıda belirttiğimiz şekilde konuya geniş bir yelpazeden bakarak cinsiyet ayrımı yapmaksızın Adam/Âdem, adı ile anılan varlığın yukarıda belirtildiği üzere Allah’ın sureti üzerine yaratıldığını bildirmektedir...

Adem’in yapısının asliyeti, ilâhi isimlerle süslenmiş, ilâhi isimlerden müteşekkil olmasıdır. Anlaşılacağı üzere “ESMA-ÜL  HÜSNA”  dediğimiz Allah’ın güzel  isimlerinin bir terkibiyet halindeki zuhuru, Adem’in yapısını meydana getirmiştir.

Yine sufi bir teoriye göre; duyu araçlarımızla tespit ettiğimiz bu alem, “Adem sureti üzerine yani, yokluk esası üzerine sınırlanmıştır.”

Mutlak varlığın,  bu zahir  alemi, Adem sureti  üzerine  sınırlaması ise, zahir isminin mazharı olarak  müşahade  ettiğimiz bu alemin, yokluktan meydana geldiğini, asliyeti itibarı ile yok olduğunu,  hüküm veren  gözlerin kapasitesi itibariyle  var olduğunu, müşahade etmek anlamına gelmektedir!..

Kur’an bir çok ayetinde, Adem’den bahsederken, yetişkin anlamına gelen ve Recül olarak tanımladığı kimseleri de bu isim kapsamında değerlendirmektedir.  Rical-i Gayb ordusu da bilindiği üzere,  bu yetişkin, olgun, engin bilgisi ve satın alınabilen yanları olmayan Recül insanlardan kuruludur. Bu insanlar mistik hezeyanlardan kopuk kimselerdir.

Mevlâna Hz.leri de, birbirinden güzel çeşitli sözlerinden birinde,

Adam kelimesine bakın nasıl temas ediyor:

“Çok güzel elbiseler gördüm, ama içinde adam yoktu.”

Bu mecazi anlatımda, bir giysisinin çok iyi yeni, pahalı ve güzel olabileceği ancak onu giyenin kendisinden beklenen olgunluğu gösteremediğine temasla,  “içinde Adam  yok” demektedir.  Toplumsal yaşantımızda da buna benzer tipik bazı olaylarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Örneğin bir erkekten beklenmeyen korkaklık ve pısırıklığın yanısıra bir kadın çok daha güven verici halleri ile konuya yaklaşım sağlayabiliyor. Bu olgu adamlık vasfının erkeklerle özdeşleşmediğinin delilidir.

İşte bu yazımda gerçek anlamıyla, kendini iyi yetiştirmiş, erkek- kadın, cinsiyet kavramı olmaksızın, “Adam/Adem”den bahsetmek istedim!..

Erkeklerin kendi suretlerine kendi vücutlarına duydukları aşırı hayranlığın narsisistliğe varan yansıması beni hiç ilgilendirmedi.

Gönlüm her zaman saygı ve hayranlık duyduğum düşüncede derinleşen bu tip âdemler ile birlikte.

Varoluş itisi’ni, yaşama gayesini,  sezip algılayarak, çıkar ilişkilerine dayanmayan idealist felsefeleriyle,  ölümsüz bir benliğe sahip olanlardan hoşlanıyorum...

Bu tür heyecan verici.

 

Arkadaşına gönder 

 

 

Paylaş