Genomun getirdikleri

     

   

    

     Genom bir hücrenin tüm kromozomlarının bulunduğu genetik bilgi.

     Gen haritasıise hücreden saf olarak elde edilen DNA molekülünün sahip olduğu tüm nükleotidlerin (13 milyon kadar) sırasının belirlendiği çalışmaları kapsar. Böylece de DNA’ya ait tüm genlerin moleküler yapısı ve işlevleri belirlenmiş olur.

     Şunu peşinen kabul etmeliyiz ki, bilim az da olsa insan beynine girdi. Belki ileride bambaşka şeyler gelişecek. Ama günümüzde bu buluşun önemi çok büyük.

     Zira dünyanın en gelişmiş altı ülkesinde bulunan 16 laboratuvarda çalışan 1190 uzmanın uzun yıllar peşinde koştuğu genom projesinin sonuçlanması ile gizli kalan insan genlerinin tümünün deşifre olduğu açıklanmış durumda.

     Yani şöyle düşünün; basit anlamda bir tohum ektiğiniz zaman nasıl bir fidana sahip olacağının bilincindesinizdir. Yalnız bu kez, genetik özelliklerin deşifre edilmesiyle tüm ayrıntılarla fidanın enini boyunu, yapraklarının adedini, kıvrımlarının biçimini, kaç dalı olacağını, her bir dalındaki yaprak sayısını bilmek mümkün.Ayrıca, o tohumda beğenmediğiniz yönlerin tespiti ile gerekli mutasyonla istediğiniz, arzu ettiğiniz şekilde yeşermesini de sağlayabilme imkânınız olacak.

     Anlatılan şartları günlük yaşamda bireyler üzerinde uygulamak şansını elde edebilsek, bir anlamda fakirle-zengini, güzel ile çirkinliği dengeleyebilecek ve eşitlik ilkesine dayanan genetik adaletin ortaya çıkması sağlanabilecek.

     Derin bakış açısı ile astrolojik etkilerin insan üzerindeki yansımaları, bu şekilde, kısmen de olsa (tümüyle olabileceğine katılmıyorum) düzenlenebilecektir.

     İnsan için gerekli olan zekânın, aklın, güzelliğin, teminini bir bakıma belirli bir seviyeye getirildiğini düşünelim, acaba bu özellikler başka nasıl elde edilebilecekti, bir düşünün?

     Bu çok önemli bir sorun karşısında rızkı oluşturan genlerin –yani rızık genlerinin- de mutasyona uğraması gerekiyor.

İlahi bir nizam ve düzeni deşifre edebilmek, zoru başarmak demek.
      Ancak makul olmak gerekirse istenileni elde etmek, açıkları, zaafları kapamak dengeli, stabil bir hale getirmek imkansız gibi görünüyor. Bilim, söz konusu sorunlara ulaşabilme kapasitesini gösterse bile gerek zaman, gerekse ekonomik koşullar bakımından istenilenin uygulanması pek de kolay olmayacak gibi görünüyor.

     Bugün bir kalp ameliyatı için vatandaşların altı ay gibi bir süreye yakın sıra bekledikleri malum.

     Bu şartlarda gen haritası çıkarılan bir insanın "istenilen niteliklere ne kadar zamanda ulaşabileceğini", arz/talebin karşılanıp karşılanamayacağını iyi bir düşünmek gerekiyor.

     Ayrıca genomun geliştirilmesi sadece, insana ait özellikleri değil onun varlığını oluşturan enerji alanlarının ve mutlak enerjinin de geninin deşifre edilmesini gerektirebilir.

     Bu edilimin nihai noktası, bütün vasıf ve manaların ve hiçliğe giden yolun bulunmasıdır.

     Genom gelişmelerini sadece insan üzerinde değerlendirmek, sadece “bilinebilirliğe” kavuşmasını temin etmek ve orda bırakmak, hiç doğru olamaz.

     Genomun hakkı bu değildir.

     Amacı da bu şekilde olmamalıdır.

     Bu açıdan bakıldığında, bilimin bütün gücünü, bu kez evrensel geni deşifre edebilmek için harcaması söz konusudur.      Bahsettiğimiz anlamda varlığı tümüyle algılamak için bilim adamlarının gözlerini gökyüzüne yıldız kümelerine değil, beynine, içselliğine dikmesi mantıklı olur.

     Bilim insanının görevlerinden biri de bütün yeniliklere açık olmasıdır.

     Bu bakış açısı, sonsuzluğa ulaşabilmek, belirsizlikten kurtulmak demektir.

     Esasen 20.yüzyılın en büyük özelliği bilim dünyasında büyük bir devrimin yaşanmasıdır. İlki Albert Einstein'in getirdiği, evreni konu alan genel görelilik kuramı, ikincisi ise Heisenberg'in öncülüğünde geliştirilen ve atom altı olayları inceleyen kuantum mekaniği.

 

 

Arkadaşına gönder 

 

 

Paylaş