İstismar
Ahmet F. Yüksel
 

Lügat manasıyla ‘istismar’ kelimesi ‘yalanlama, sömürme’ anlamına geliyor. Hiç kuşkusuz, bu kavram sadece günümüz için geçerli değil. Tarih boyunca da vardı. Cemiyet hayatında istismar edilmeyen insan hemen hemen yok gibidir. İstismar etme kararında genellikle fukaralığın ciddi katkıları olsa da, daha da önemlisi bireyin büyük ölçüde beceriksiz, basiretsiz, kişiliksiz ve yanlı davranmasından kaynaklanıyor.

Benim kanaatim böyle.

Bir insana yapılacak yanıltma/sömürü belki de dünyada var olagelen en büyük ihanettir. İnanç ve iyi niyet kötü emellere alet edildiği için. İstismarcı olmamak, ahlâklı olmak elbette güzel erdemlerdir. İnsanı zenginleştirir. Kişi bu sayede toplum içinde saygın bir yer edinir. Bu bakımdan, ‘sıradan bir insanın dahi yapması gereken ilk iş, bu ve benzeri vasıflarla bezenip’ öyle yaşamasıdır.

Aklını kullanmayı bilenler, kendilerini oyuna getirmek isteyenleri hemen fark eder. Bunun ayırdına varmak zor değildir. Çünkü istismar etmeye yatkın tipler insanda bir şekilde kuşku yaratır.

Ben bu konuda pek çok olay dinledim. Bir tanesini size aktarayım.

Anımsadığım kadarı ile şöyleydi:

Bilindiği gibi, eskiden evlere içme suyunu büyük teneke kaplar içinde sakalar getirirdi. Bazı aileler suyun parasını günü gününe değil, biriktirip toplu olarak verirlerdi. Böyle evlerde suyu küpe boşaltan saka, kulağının arkasındaki kalemi eline alıp kapı pervazına bir çizik çeker, ödeme zamanı gelince bu çizgileri sayarak parasını alırdı.

Bir gün ev sahibi farkına varmış ki, eline kalemi alan saka yüksek sesle bir besmele çektikten sonra pervaza iki çizgi çekiyor. İlk gün ses çıkarmamış, ikinci defa da aynı durumu saptayınca, “Saka efendi” demiş, “sen yanlış yapıyorsun, besmeleyi iki, çizgiyi bir çekeceksin!”

Her alanda olduğu gibi dinsel alanda da istismara uğramak doğaldır. Günümüzde din istismarı, büyük boyutlara ulaşmış durumda. Kimiler resmen, kedinin fareyle oynadığı gibi oynayıp dalgasını geçebiliyor.

Gerçek dindar, inancını ve aklını iyi kullanmasını bilendir. Bu niteliğe haiz, yani yakiyn ehli olanlar aldatılamaz. Çünkü Allah’ın koruması altındadırlar. Onlar istismara-kayma noktasına yakın duranları uyararak bu tür şeylerden uzak durmasını öğütlerler.

Rasulullah Efendimiz (s.a.v) de istismar üzerinde hassasiyetle durmuş ve imalı bir örnekleme yapmış.

Bakın ne diyor:‘Sizden biri halka namaz kıldırırsa hafif tutsun. Zira içlerinde zayıf, hasta ve yaşlı olanlar vardır. Fakat biriniz tek başına kıldığı zaman dilediği kadar uzatsın…’.Buradan anlaşılıyor ki; en temel konulardan biri olan namaz hususunda dahi genelin sahip olduğu şartlar göz önünde bulundurulmalı, hassasiyetle davranılmalı kısaca istismar edilmemelidir.

Bir örnekleme de günümüzden. Basketbolda ‘time out’ denilen bir tabir var. Bir takım, oyunun akışı içinde bu haklarını kullanır. Kısa bir süreyi kullanan takım coach unun amacı, zor veya mağlup durumda bulunan ekibine zaman kazandırmak, rakibin oyun sistemini frenlemektir. Küçük bir aradan sonra oyun kaldığı yerden devam eder. İşte, oyun kuralı içinde haklı gibi görünen bu hareketin altında dahi bir nevi rakibi istismar etme yatmaktadır.

Sevgi ile kalın. Allah’a emanet olun.

 

 
 
İstanbul - 08.12.2006
sufizmveinsan@gmail.com
afyuksel@hotmail.com
sufafy@hotmail.com

http://sufizmveinsan.com