Bu O'nun sevgisi-1

     Bu dünyadan nice mükemmel ahlâk ve erdem sahibi devlet adamları, krallar, sanatçılar, savaşçılar, filozoflar, kanun adamları gelip geçmiştir...

     Şüphesiz hemen hemen hepsi, belli bir dönemde insan hayatına katkıda bulunmuş, ne var ki daha sonra unutulup gitmişlerdir.

     Unutulmayanlar, sönmeyenler, insan hayatını, doğrudan etkileyenler, varlıklarını asırlardır idame ettirenler şüphesiz, Nebi ve Resûller, Evliyaullah ile bilim adamlarıdır. Onların öğretilerinin bazı kısımları zamanla tahrif olsa bile, hemen hepsi birer zafer abidesi gibi kalplerde yer almıştır...

     İçlerinden birinin ise ayrıcalıklı bir yeri vardır... 

     Gelmiş geçmiş tüm Nebiler arasında kendi ifadesi ile, "Ben en öne geçirileniyim" diyen Abdullah ve Rasûlullah Muhammed Mustafa Aleyhisselam'ın nasıl bir insan olduğunu bilebilmek, onun sevgisinden bahsedebilmek için önce, Din, Nebi, Rasûl ve Vahiy kavramları üzerinde özlü bir bilgiye sahip olmak gerekiyor.

     Zira Hz. Rasûlullah'ın (s.a.v) ahlâkından doğan sevgiyi kısmen de olsa tanımak, ancak bu şekilde mümkün olabilecektir.

     Mensubu bulunduğumuz İslâm dini, hakikati itibariyle Allah’ın yaratmış olduğu evrensel sistem ve düzeni, bu boyutta geçerli olan kanunları, prensipleri açıklar. Kur'an’sal tabirle ifade etmek gerekirse kısaca, "Din, bu formatı oluşturabilen ilahi hükümlerin bütünüdür" diyebiliriz.

İlahi oluşu; tapınmaya dayanan görüşlerden uzak, kişisel arzu ve menfaatlere dayanmayan, düşünmeye, araştırmaya sevk eden bir yol olması itibariyledir.

     Ahlâk her ne kadar basit mânâda, iyilik etme fenalıktan kaçınma gibi kaideleri öğreten bir ilim şeklinde kabul edilse de, mistik alanda bu halin ötesinde, alışıla gelmişin dışına taşan yönleri ile ele alınması gerekir.

     Hz.Rasûlullah'a (s.a.v) yönlenmenin amacı, O'nun Ahlâkı'na sahip olma ve sevgisini yaşamadır. Bu ahlâkın, bildiğimiz basit şekliyle, "ormandaki hayvanı evcilleştirme" mânâsına alınması düşünülemez.

     Bu nedenle olaya fevkalâde geniş bir perspektiften bakmak gerekir. Efendimiz (s.a.v) "Allahın Ahlâkıyla Ahlâklanın" derken birimin güzel ahlâkının, Evrensel bir dönüşümle, "Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanması" konumuna gelmesi gerektiğine işaret etmektedir.

     Evrensel sistemi anlatan ve din adını alan ilâhi hükümler bütünlüğünün, insanın günlük yaşantısından, o fiillerin kaynağını oluşturan alt boyuta ve Mutlak Güce kadar uzanması gerekir.

     Söz konusu bu noktayı algılayabilmek için de insanın tabiatını huy ve alışkanlıklarını, terkibiyetini oluşturan zincirler halkasını mutlaka kırması, kendi aslını ve hakikatini nihayet Zât'ını tanımaya yönelik çalışmaları yapması gerekiyor.

     Hakikat yönlü veliler dahi uzun, yorucu ve meşakkatli çalışmalar neticesinde, sistemi ve düzeni okuyarak Allah’ın Ahlâkıyla Ahlâklanma yoluna gitmişlerdir...
 

devam edecek...

 

Arkadaşına gönder 

 

 

Paylaş