Tartışma

     Bizler bilgi çağında yaşıyoruz. Esasen, her şeyin aslı bilgi. Peki, o zaman neden bilginin peşinde değiliz de toplum olarak seçimimiz, tartışma üzerine yoğunlaşıyor? Tartışırken saygınlığı bırakıp bilgi yerine öfkeyi paylaşıyoruz? Sinirlerimize hâkim olmayarak ortalığı kırıp geçirmemizin bir anlamı var mı?

    Düşündürücü olanı, olayın gerçek yönünü bilmeksizin tarafların ortaya koyduğu suçlamalardaki aşırılık, insafsızlıktır.

     Doğruluğu tescil edilmemiş, kanıtlanmamış konularda, özetle, bilgi sahibi olmadığımız yerlerde bile ahkâm kesmeye bayılıyoruz. Bunu, zannederim herkes yapıyor.

     Örneğin, birileri ile ilgili, “bunu yapabilir mi yapamaz mı, cesareti buna yeter mi?” diye ters fikirleri serdederken,  iş burada kalmıyor; sonrasında tartışma ortamlarına getirip aklımızın estiği gibi eleştiride bulunmaya devam ediyoruz.

     Ayrıca bahsi edilen konu ile uzaktan yakından alâkası olmayanlar dahi bir şeyler söylemeyi ihmal etmiyorlar. Tam bir curcunadır gidiyor. Tabii, bir anlamı olmuyor söylediklerinin.

     Daha cesur, daha ciddî ve daha geniş açıya sahip olanlar ise kişinin, yönlendiği işin üstesinden gelebileceğini belirtiyorlar. Şayet ortada bir başarı yoksa itidalli davranıp ona yeteneksizliği ile ilgili “aşırıya kaçmamak, kırmamak kaydı ile” bir eleştirileri olmuyor değil.

     Kimi zaman sorunların ele alındığı yerde “benim bu konuda söyleyeceğim şeyler şunlar” diyene sırtlarını dönenler ya da surat asıp “biz seni dinlemiyoruz!” şeklinde trip yapanlar da var.

     Dinlemiyorlar, çünkü işlerine gelmiyor!

     Hele hep bir ağızdan konuşmak var ya artık bunu söylemeye dilim varmıyor!

     Veya somut olmayan bir şeyle ilgili; “öyle mi olur, böyle mi olur” biçiminde hızlı ve aktarmacı çıkışlar oluyor. Niye gerçekler göz göre göre çiğneniyor? Neden hep yoruma girme ihtiyacı hissediliyor?  O da anlaşılamıyor. Herhalde yıllarca böyle düşünülmüş. Sorunlara böyle yaklaşılmış. Tam bir dinleme olmadan, kişisel yönlü kararlar verilmiş. Meselelere at gözlüğü ile bakmak bir türlü terk edilememiş. Kendine yandaşlar aranmış ve her türlü eleştiriden ve denetimden uzak yaşanmış. Her şeyden önce ön yargılı, fikri saplantılar var.       Önemli olan tepkilerin insaflı olması. Ama akıl bir yerlere takıldığından ötürü, çoğu şeyler unutulmuş.

     Değerli okur! Sonuç olarak, belirli dost gruplarında, paneller de, TV’de yapılan açık oturumların seviyesi hiç iç açıcı değil. Hele Twitter’da, olumlu, eğitici olanların yanı sıra, yapılan çekişmeci ve sataşmaya varan hareketlerin, yorumların, takip edicilere abartılı bir anlam yüklediğini ve bunların "gerçek hayatı" pek yansıtmadığını söylemek zorundayız.

     Bu toplum, ileriye dönük bir süreç içinde bu çağdışı “tartışmaları” yapanları ve onlarla iş birliğinde olan bütün yandaşları akıllandıracak, cehaletten kurtaracaktır.

 

Arkadaşına gönder 

 

 

Paylaş