Üremek(Çoğalmak)

   

 

     Hz. Ebu Hureyre radıyallahu aıh anlatıyor:

     -Rasûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

     -Evleniniz! Zira ben (Kıyamet günü diğer ümmetlere karşı) çokluğunuzla iftihar edeceğim. (Kütüb-i Sitte: 6536)

     Hadisin anlamı, görüleceği üzere evlenip çoğalmak, yani Müslümanların çokluğuyla iftihar etmekle alakalı.

     Bu husus epeyce açık şekilde görülüyor.

     Aksini söyleyen de yok zaten.

     Ama “diyalektik mantıkla” konuya yaklaşım yapıldığında olayın mahiyeti değişiyor, farklılaşıyor. Zira bu felsefe, her şeyin aynen kabul edildiğini gösterdiği gibi, aynı zamanda zıddını, farklı yönlerini de içeriyor.

     Bu açıdan bakıldığında hadisi şerif, daha farklı konumla da algılanmalı.

     Bakın peşinen söyleyelim, Efendimiz (s.a.v) “ne dediyse odur”, türünden klişeler kullanarak meselelere yaklaşım yapmak, farklı yanlarını algılamaya çalışmamak, belli kesimlerin ilginç olmayan yeknesak, beklenen düzeydeki düşünceleridir diyebiliriz.

     Bu ve benzeri tarza çok yerde şahit oluyoruz.

     Kısır bir döngüyü hatırlatıyor bizlere.

     Gerçi çözüm belli, yöntem belli, fakat yine de değerlendirmeye girme cesaretimiz yok.

     Ne var ki bekliyoruz, seyrediyoruz. Ta ki birileri, her zaman olduğu gibi bize konuları açıklayıncaya dek bu sürüyor.

     Değişik, ama doğru şeyler çıkarmayı bilmiyoruz. Aklımız, fikrimiz mucizelerde.

     Onlardan medet bekliyoruz.

     Ben aslında en büyük mucizenin Allah Rasulü’nünsözlerini çözebilmek, akabinde üretebilmekle gerçekleşir düşüncesindeyim.

     Haksızlık etmeyelim; erbabı, “meselenin görünür yanında kalmamayı”düşünüyor.

     Bildiğiniz üzere ‘üreme-çoğalmadan’bahsediyorum.

     Evet, bütün Müslümanlar kardeştir, eşittir; ama “üreten daha farklı”,bunu peşin olarak kabullenmemiz gerekiyor.

     Eğer bu şekilde düşünülürse, bu anlamlı sözün yorumu, evlenerek çoluk çocuk sahibi olmak, yani sayısal çokluğa ulaşmak değil, tez-antitez yaklaşımlarla, fikir üretmekle alakalı.

     Şurası muhakkak ki tartışmadığımız bir konu bize epeyce yabancı kalır.

     Hem de çok yabancı.

     Bu şekilde Efendimizi (s.a.v) anlamak söz konusu bile olamaz. Onu değerlendirmekten mahrum kalmak, fahiş bir hata, belki de işlenecek en büyük suçtur.

     Buna göre Hz. Muhammed’in (s.a.v) söz konusu yaklaşımını sadece “İslâm fertlerinin artmasını dileme ve bu şekilde iftihar vesilesi olma” düzeyinde kabul etmek pek mümkün görülmüyor.

     Ayrıca O’nun böylesine bastırılmış duygulara, basit şeylere ihtiyacı yok ki.

     Bu önemli hususu akıllardan uzak tutmamak, bilinçaltımıza kazımak gerekiyor.

     Yoksa ciddi sorgulamalara-yanılgılara davetiye çıkarırız.

     Kaldı ki, o muhteşem kaynak, sadece İslâm’ı değil, yoksul ve horlanan, düşürüldüğü durumdaki çektiği eziyetlerde, davasını sahiplenen, ayrıca Müslümanların üzerindeki zilletin bertaraf edilmesini de büyük bedeller ödeyerek kaldırmayı bilen biridir.

     Çok ders çıkartılması gerekiyor bu söylenenlerden.

     Şimdi durum böyle iken, Müslüman toplumunun, ne dediğini anlamazlığın ifadesiyle, sadece İslâm’ın kalabalıklaşması gibi algılaması; sırtında çok ağır bir suçun vebaliyle yaşamaya kalkması demeğe gelir ki, bu idrak düzeyi ile hem kendini hem de etrafını yanıltmış olur.

     Diyelim ki İslâm sayısal çokluğa sahip.

     Peki, bunun kime ne yararı olacak?

     Asıl olan mevcut yaklaşımların, daha derinlikli, daha amaçlı bir şekilde olması.

     Bu da “fikir üretmek” [çoğalmak], ile mümkün olabilir.

     Efendimiz, ancak bununla övünebilir. Bizleri bu şekilde kabul edebilir.

     Üretim, günlük düzeyde konuşulanların dışında, farklı ancak doğru bir dili kullanmaktır, mutlaka akıl satmak, öğüt vermek değildir. Yeterli anlamlı bilgiyi, topluma ulaştırabilmek, bir süre sonra anlaşılır hale getirmektir.

     Esasen, değişim formatı da bu şekilde başlıyor.

     Bu anlamda fikir düzeyinde bir artış sağlanıyor.

     Tabi burada en büyük destek, çağın “gelişen teknolojisinin”yaptığı katkılardır.

     Eskiye duyulan hayranlık ise, “üretimin değil, geri kalmışlığın, cehalete olan bağımlılığın” açık bir göstergesi oluyor.

     Oysa yenilenerek yapılan üretim, mecazlardan kurtulmanın yollarını açıyor.

     Eski bilgilere bir çekidüzen veriyor.

     İlk bakışta bir kaos gibi kabul edilmesi gereken bu durum, aslında yeniliği seçen için bir şanstır.

     Bu hususun mutlaka göz önüne alınması gerekir derim.

 

 

Arkadaşına gönder 

 

 

Paylaş