Kuantum ve
Din – 9

Fiz.Müh. Kenan Keskin
 

 

Tasavvufta, varlığın, Allah’ın “99 Esmasına” dayandığını, yani bu “isimlerle” meydana getirildiği söylenmesine karşın, bunun nasıl ve ne şekilde oluştuğu, bugün bilimin, varlığın yaratılışı konusunda ne söylediği, dolayısıyla Sufizmin söylemlerinin, bilimsel dilde nasıl anlatıldığı, ne şekilde karşılık bulduğunun açıklanması gerekmektedir. Oysa bugün akademi düzeyinde de olsa Sufist çevrelerde bu konu hiç işlenmemekte, adeta yok sayılamakta, sonuçta eski anlatımlardaki mecazsal anlayışlarla tasavvuf anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmaktadır. Bu da otomatikman Sufizm anlayışını hayallere itmekte, bilhassa birtakım ana noktalara ait gerçekleri örtmekte ve tamamıyla bunu “Tanrının Tasavvufu” anlayışına dönüştürmektedir (eleştiri için değil, potansiyellerin doğru bir şekilde kullanılmaması yönüyle bir durumun tespiti olarak bunları söylüyorum). Bu arada Sufizm ile dünyanın ulaştığı zirve düzeyindeki Bilim anlayışını birleştiren ve bu birleşimin de ne şekilde olduğunu dünyada ilk ve tek olarak anlatan Üstat “Ahmed Hulusi’yi de” hatırlatmadan geçemeyeceğim.     

 

Bunu ise, kısaca şöyle açıklayabiliriz: Bugün maddenin, “taneciklerden”, daha da alt boyutları itibariyle de “enerjiden” meydana geldiğini artık kesin olarak biliyoruz. Yani “Saf haldeki Enerjinin”, bir açıdan “Elektromanyetik (E-M) dalgalar” olarak belli frekansta titreşmesi ve belli bir yoğunlaşmasıyla ışınsal boyut ve varlıklarını, daha başka frekans aralığında titreşmesi ve yine beraberinde yoğunlaşmasıyla da maddesel boyut ve varlıklarını, haliyle yine yasalarını oluşturmuştur (dalgaların sıklaşması, fazlalaşması yani, dalgaların üst üste binmesi sonucu dalga paketlerinin oluşması, yoğunlaşma dediğimiz şeyi oluşturur. Ve tek bir dalgaya sonsuz dalgalara ait olan tüm bilgiler yerleştirilebilir) (1), (2), (3). Ancak bilimsel keşifler bununla da sınırlı kalmamış, bunu bir adım daha ileriye götürerek, maddesel ve ışınsal boyutlarının temel yapısının, aslında enerjinin, yani yine bir açıdan Elektromanyetik (E-M) dalgalarının mekansal olmayan öze dönük yönüyle ve daha çok “bilinç”, “bilinçli enerji (kudret)” diyebileceğimiz tamamıyla “soyut bir yapı” olduğunu ortaya koymuş ve bu boyutu da, içinde sayısız boyutların da yer aldığı “Kuantum Potansiyeli” adını vermiştir (içinde Kâinata yani, madde ve Nar (ışınsal) boyutlarına ait bilgiler yer aldığından, “datasal” Işınsal ve madde boyutlarının, “Kuantum Potansiyelindeki” Saf Enerji durumundan meydana getirilmesi olayını da ayrıca özdeki bir oluşum olarak düşünmemiz gerekir). Dolayısıyla tüm katmanlarıyla Evrene, Elektromanyetik (E-M) dalgalardan ibaret Tekil bir yapı olarak bakabiliriz.   

 

O boyutun “bilinç yapıda” olması durumu, maddesel ve ışınsal boyutlarının “bilinç titreşimleri” olmadığı anlamına gelmez. Elbette “bilincin” büründüğü yapılar da o boyut itibariyle yine “bilinçten”, “dalga paketlerinden” başka bir şey değillerdir. Ancak hem dışa dönük boyutların ve yasalarının oluşması, hem boyutsal farklılığın meydana gelmesi, hem de tüm bunların dayandığı nokta itibariyle o boyuta “bilinç boyutu” adı verilmektedir. Ayrıca bir nedeni de “Kuantum Potansiyelinin” dalgalanmışlık yönünün, varlıktaki “bilince” nispetle “Saf Bilinç” halinde olmasıdır. Bu arada “Kuantum Potansiyelinin” “Saf Enerji halinde”, yani “dalgalanmamışlık yönünde” ise, genel anlamda “İlim boyutu”, özel anlamda da “İlmi boyutlar” yer alır. Ve tüm bu boyutlar da, “Mutlak Hiçliğe” dayanır. Birçok yazımda, özelliği ve yapısı hakkında bilgi verdiğim “Kuantum Potansiyeli”, bildiğimiz gibi yine holografik olarak düzenlenmiş sonsuz frekanslardan farklı deyişle, anlamlı, bir mantığı ve bir amacı olan “bilinçli Elektromanyetik (E-M) dalgalardan” oluşmuştur. Bunun böyle olduğunu biliyoruz, çünkü eğer evrenimizde en ince ayrıntısına kadar “bilinçli bir yapılanma” varsa, bu otomatikman evrenin “Kuantum Potansiyeli” boyutundaki “enerji yapı” karşılığında da bir “bilinçli yapılanmanın” var olduğunu, haliyle Bütününün de “bilinçli” olduğunu bize gösterir. Çünkü temel yapısının holografik özellikli olması sebebiyle, eğer o boyutun herhangi bir noktasında mantıksız, bilinçsiz bir yapılanma olsaydı, bu olumsuz durum, o boyutun Bütününe (sonsuzluğa), dolayısıyla her bir noktasına sirayet ederdi (yansırdı). Bunun sonucunda da çok ince hassas bir ayarla (değerde) ayakta duran “bilinçli evrenimizde” düzen diye bir şey kalmaz, daha başından böylesi sistemli bir evren diye bir şey oluşamazdı. Demek ki, tüm Kâinatta gerçekte, “Bilincin” dışında hiçbir şey yoktur, olamaz da.

 

Özetle, “Kuantum Potansiyelinin” dalgalı enerjisel yapısında bir “dil” kullanılmaktadır. Eğer bu “dil” veya “anlam” nedir, nasıl bir şeydir dediğimizde ise, buna cevap olarak Allah’ın “99 Esmasının (manalarının)” belli oranlarda açığa çıkışından “Esma bileşimlerinden (mana suretlerinden)” başka bir şey olmadığını söyleriz. Yani bir açıdan baktığımızda bu bize, her şeyin “Salt Esmalardan” oluşmuş “Esma Bileşimleri” (yine Esmalardır) olarak görünürken, bir başka açıdan baktığımızda ise bu, aynı şeyin anlam yüklü “bilgi (data)/ enerjiden” oluşmuş bir yapı olarak karşımıza çıkar ki, ikisi de aynı şeyi tanımlayan farklı iki anlatımdan başka bir şey değildir. Bu sebepten tüm Kâinat, “Kuantum Potansiyelinde” Allah’ a ait olan “Esma Bileşimlerinden, yani Esmalardan” oluşmuş bir “dille” kayıtlı haldedir (Allah’ın özellikleri dışında hiçbir şeyin var olmaması durumu, sadece materyalizmi değil, ötedeki bir tanrı ve sistemini, yani teizmi ve teizme dayalı sufizm anlayışını da iflas ettirmiştir). Bu nedenle her şey gerçekte “bilgiden” başka bir şey değildir. Daha doğrusu yukarıda da belirttiğimiz gibi, “bilgiden”, “bilinçten” ibarettir ki, şu an dahi öyledir. “Bilgi”, “Bilinç”, “Can (Canlılık)” aynı şeylerdir. Evrende canlı olmayan (cansız) hiçbir şey yoktur. Bu arada, “Bilgi (data)”, “dalga yapı” olarak açığa çıktığında ya da “bilgi (data)”, “enerjiye” yüklendiğinde “bilgi (data)/dalga (enerji)” dediğimiz tek yapı halinde ortaya çıkar ki, bu aynı tek şeyin bir yönüne “bilgi”, diğer yönünü de “enerji” adını veririz.

 

Demek ki, tüm Kâinatı bize anlatan Kur’an, gerçek yapısıyla “bilgilerden (datalardan)” oluşmuş bir “Bilgi Kitabıdır”. Gerçek yönüyle Kâinatı ve Onu meydana getiren “İlim ve Kudreti” anlamak isteyen biri Kur’an’ı, kendinde mevcut olan o boyuttaki bilgileri “Okuması” gerekir ki, bu “Okuma” veya o boyutu “Görme” işlemi de İlimden, yani o boyut itibariyle “dalga paketlerinden” veya “bilgi hareketliğinden” oluşan “Sonsuz Kozmik Elektromanyetik Dalga Okyanustaki” “bilgilerin (dataların)” deşifresinden başka bir şey değildir. “Kur’an’ı anlamak”, “İdrak etmek” denen şeyde budur. Yoksa Kur’anı zahiri yönüyle okuyup bir de buna dayanarak Sufizmi anlamak ve anlatmak değildir, gerçek anlamıyla. Bu arada “Kuantum Potansiyeline” daha yakından baktığımızda, o boyutun sabit, hareketsiz bir biçimde “bilgilerden” ibaret olmadığını, bir etkinliğe sahip olduğunu görmekteyiz. O boyut içinde de kendi kuralları içinde bir sistem işlemektedir. O boyutta holografik özellikli “bilgi”, “dalga paketleri” halinde mevcut ve hareket etmekte olup, birbiriyle etkileşen dalga paketleri, dalga paketlerindeki ilgili bilgiler istikametinde yeni, yeni “datalar, data paketleri” açığa çıkartmakta, buda bir sonraki etkileşimleri yönlendirmektedir. Ancak “Kuantum Potansiyelindeki” hareketleri mekânsal olarak düşünmemeliyiz. Bunu, “bölünmeyen bütündeki An’ın akışı” şeklinde tasavvur etmeliyiz. Bu mekânsız hareketlilik dolayısıyla, suretler boyutunda mekânsal hareketlilik açığa çıkmaktadır.

 

Bununla birlikte, o boyutun mekânsızlık özelliği dolayısıyla, benzetim olması açısından “hologram plakası” olarak düşündüğümüz “Kuantum Potansiyelindeki” sonsuz frekanslardan oluşmuş girişim deseninin herhangi bir noktasına bir “bilgi” yerleştirildiğinde, daha doğru bir ifadeyle bir noktasında bir “bilgi” açığa çıktığında, bu “bilgi (data)”, aynı anda o boyutun her yerinde belirmektedir. Veya aynı şekilde bu sefer de bir “bilgi” çıkartıldığında, o “bilgi (data)” Bütünün kendisinden kalkmış, silinmiş olur. Bunun yanında yine bir noktada yapılan (açığa çıkan) bir değişiklik, Bütünü etkiler. Dolayısıyla bu, suretler boyutuna yansıdığından, suretler boyutundaki bir değişim, tüm suretlerdeki değişimi, suretlerden oluşmuş Bütündeki bu değişim de, o surette bir değişikliği meydana getirir. Bu olay hiç farkında olmaksızın her an bizler, evren ve Kâinat açısından meydana gelmektedir. Bugün bilim bu durumu suretler boyutu açısından “Kelebek Etkisi” gerçeği ile ortaya koymuştur.

 

“Kuantum Potansiyelinde” “mana terkiplerinin (dataların)”, yani “melaikenin” projeksiyonu sonucu (tüm ışınsal ve madde boyutu anlamında) “madde” boyutu meydana gelmekteydi. Daha doğrusu “manalar”, o boyutta “madde” ismini almaktadır. Bir bakış açısından bu duruma bakarsak, “madde” yoktur “mana” vardır deriz. Ayrı deyişle “maddenin” bittiği yerde(ki boyutsal anlamda düşünmek gerekir) “manalar” âlemi yani, “melekut” alemi başlar (yani yerini alır). Burada “madde” boyutu hayal, “manalar” âlemi (meleki boyut) gerçektir. Eğer bu durumu, bu sefer bunun bir üst bakış açısından irdelersek, “maddenin”, “mana”, “mananın” da gerçekte “madde” olması sebebiyle, “madde” yoksa “mana terkipleri”, yani meleki boyutun da gerçekte yok olduğu ortaya çıkar. Ancak burada önemli olan soru “neye göre yoktur?” olmalıdır. Bunun cevabı ise, “elbette Allah İlmine göre, Allah’ın İlmindeki İlmi suretlere göre yoktur ve varlığı hayaldir”. Dolayısıyla tüm “Çokluk Boyutu” ve “Meleki” boyut, haliyle “Ruh Adlı Melek”, Allah “İlmine” göre hayalden ibaret, sadece “İlmi Suretler” olarak mevcutturlar. Buna karşın varlığı yokluk üzerine var olan varlık ve boyutları ise, kendi boyutlarınca gerçektir ve bir defa var kabul olan varlık, sonsuza dek varlığını sürdürecektir. Çünkü varlık, Allah’ın “sonsuzluğunun”, “sonsuz İlminin” kendi boyutsallığı içinde dışa vurumundan başka bir şey değildir. Her zaman söylediğimiz gibi “Boyut Kavramını” çok çok değerlendirmemiz gerekir.

 

Kenan Keskin

(Yararlanılan Kaynaklar: Yenilen, İnsan Ve Sırları I, II – Ahmed Hulusi / Mana İnsanı Olabilmek – Ahmed. F. Yüksel / Kuantum Fiziği (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi) – Prof. Dr. Erol Aygün, Doç. Dr. Mehmet Zengin)

 

(1) “Alt boyutlar daha yüksek frekanslıdır (yada frekans bloğuna sahiptir)” derken, bu “tek bir dalgala” açısından bir kıyaslama olup, girişimler sonucu oluşan “dalganın frekansı” kast edilmemektedir. Aynı şekilde “daha latif boyutlar” cümlesindeki “latif” kelimesiyle de her ne kadar tek bir dalganın daha yüksek frekanslı olduğu belirtilmiş olsa da, aynı zamanda kast edilen, o boyutlardaki dalgasal yoğunluğun (girişimin) maddeye göre daha az olmasıdır.

 

(2). Bir dalganın frekans, dalga boyu gibi özellikleri yanında bir de ayıt edici özellik olarak “dalganın genliği” bulunmaktadır. Aynı frekansa sahip dalgalardan genliği yüksek olan dalganın enerjisi daha fazla olur. Ayrıca dalganın genliği ile yoğunluğu (ki buna aynı zamanda dalganın şiddeti de denir) arasında da bir ilişki vardır. Çünkü ne kadar fazla dalga bir biri üstüne binerse oluşan sonuç dalganın (ki dalga paketi olarak açığa çıkar) “genliği” de o kadar yüksek olur.

 

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/2/2d/Dalgaboyu.jpg

 

http://karlmayer.com.tr/images/24.jpg

 

http://img261.imageshack.us/img261/2776/esuper35d5a97fx3.jpg                      

 

(3). “Soyut boyuttaki” duruma da bir fikir vermesi için, zaman ve mekan içindeki dalgalar açısından olayı irdelediğimizde, “farklı frekansta, farklı yoğunlukta (şiddette) ve farklı yayılma doğrultusunda yayılan birden fazla dalga­nın (ki bu dalgalar sonsuz sayıda olabilir) uzayın her hangi bir noktasında bir anda girişimleri yani, üst üste binmeleri sonucu oluşan “enerji paketine (veya sinyaline)”, “dalga paketi” adı verilmektedir. Bu nedenle fotonlar, Elektromanyetik (E-M) dalgalardan oluşmuş paketler olup bu dalga paketlerinden her birine (her bir sinyale) foton ismi verilir. Diğer tanecikler de kütlelerine göre temelde “Tek Bir Alanın”, bir başka açıdan Elektromanyetik (E-M) alanının (dalgalarının) belli frekansta fakat çok daha fazla yoğunlaşmasıyla (yani dalgaların üst üste binmesiyle) oluşmuş dalga paketleridir (aşağıdaki linklerde verilen resimlerdeki görüntüler iki boyutludur. Siz bunu son videodaki gibi üç boyutlu olarak düşününüz).

 

http://farm1.static.flickr.com/55/164258578_df766cc5b6_o.gif

 

http://www.sonsuz.us/files/Bilgisev_dalga.jpg

 

http://www.youtube.com/watch?v=aT1in-6egCY&feature=related

 

http://www.youtube.com/watch?v=kqnj0xzr0hY&feature=related

 

 
 

Kenan Keskin
İstanbul - 27.03.2011
hologramk@yahoo.com
http://sufizmveinsan.com