|

Kuantum
ve altı boyutuna göre,beynimiz,var olan nesneleri değil (çünkü
onlar gerçekte mevcut değildirler) bu nesnelerin örtük düzendeki
girişim desenlerinin yine bir girişim deseni olan
beyinlerimiz
aracılığıyla görünür düzene çevirmesiyle ve bu işlemi
de şartlanmaları doğrultusunda yani sınırlı frekansları
çözümlemek suretiyle algılamaktadır ki, bu durumu da en iyi
yansıtan olgu Hipnozdur.
Ünlü
Doktorlar ve hipnoz uzmanlarınca yapılan ilginç
deneylerle,hipnoz olmuş insanlara mesela,limonlu tuzlu su
verilip bunun bir bal şerbeti olduğu telkin edildiğinde, o kişinin
tatlı içiyormuşçasına lezzet alacak şekilde tepki vermesi
ve bunu daha sonra hiç hatırlayamaması veya uyandığında,ortada
hiçbir şey yokken ya da bir insanı, nesneyi, korktuğu bir
hayvan olarak görmesi istendiğinde, onun o kişiden, nesneden
ya da olmayan bir şeyden kaçması, bununla birlikte; yine,
uyandığında, karısını görmemesi istendiğinde karısının
onun için görünmez olması, hatta bir kişi kadının arkasına
geçerek,ipnotize olanın bu kişiyi eksik ya da kişinin duruş
biçimine göre hiç görmemesi beklenirken tamamen görmesi ve
o kişi orada bulunanların göremeyeceği yazılı bir nesneyi
kadının arkasında tuttuğu zamanda (veya sırtına dayadığında)
hipnotize olanın sanki bir engel yokmuşçasına
bu
nesneyi tanımlayabildiği gibi üzerinde bulunan yazıyı da
okuyabildiği görülmüştür.
Bunun
yanı sıra; hiçbir uyuşturucu verilmediği halde, uygun şekilde
hipnotize ile vücudun herhangi bir bölgesi (mesela karın)
kesilebilmekte,ameliyat edilebilmekte ve kişi bu sırada
hiçbir
acı hissetmeksizin kendini seyredebilmektedir.(Günümüzde tıpta
yeni yeni dişçilik alanında bu yöntem kullanılmaya başlanmıştır.)
Bununla
birlikte; gözü bağlı olarak hipnotize edilmiş kişi, ağzına
hiçbir şey konulmadığı halde, sadece onu hipnotize eden kişinin
ağzına aldığı yiyeceklerin tat durumlarına karşı tepki göstererek
bu besinlerin teker teker isimlerini tanımlayabilmiştir.Böyle
bir deney ünlü İngiliz Fizikçi Sir William Barrett
tarafından
da ortaya konmuştur.
Bunları
belirttikten sonra ,metafiziksel yanılgılar yazı dizimiz ve
bilhassa 7. ve 8. bölümü de göz önüne alarak aşağıda
anlatacağımız olayları ve birimlerin sahip oldukları özellikleri,Cin
kavramının birimsel,şuursal birer yapı olarak maddeyi
etkileme yönleriyle Poltergeist vakalarını,Boyutsal anlam taşıması
dolayısıyla da Mucize olarak ifade edilen olayları
Materyalize kavramıyla incelemeye çalışalım.
Bunlardan
ilk ele alacağımız fenomen, tekinsiz ev ve insanlara musallat
olarak çeşitli şekillerde
ıstırap
veren Cin saldırıları yani Poltergeist vakalarıdır.
Tekinsiz
evlerdeki materyalizasyonların çıkış şekilleri, aniden ve
nedensiz olarak (her ne kadar sebepsiz görünseler de, gerçekte
nedenleri bulunmaktadır) cam,çakıl,kum,tuz,şeker,bozuk
para,kitap...vb belirerek sağa sola saçılması, havada uçuşması,
insanlara doğru yönelmesi, bazı eşyaların çatlaması, kırılması,
yer değiştirmesi, eşyaların bazen istenilen yerlerde
bulunamaması yani nesnelerin görülemeyecek yerlere saklanması,camlara
ve duvarlarda yazı ve resimlerin belirmesi ki yapılan
laboratuar incelemelerinde çizilen bu şeylerin kimyasal yapılarının
yani boya ve renklendiricilerin olmadığı da kanıtlanmış
durumdadır*.Bunun yanında;eşyaların devrilmesi (bunlar
koltuk, sandalye, dolap, masa gibi büyük nesneler de
olabilmektedir) havada uçuşmaları, (hatta bulunulan odanın,evin)
sallanması da yer almaktadır.
Her
ne kadar bu tür fenomenlerde,orada bulunan bir kişinin sahip
olduğu psikokinetik etkilerden olduğu düşünülse de, gerçekte
olayların biçimi,bu türe girmemekte, açıkça orada bulunan
ya da bulunanların sahip oldukları yani etkisi altında
bulundukları Cinlerden kaynaklanmaktadır.
Bazı
durumlarda bu ışınsal varlık(lar) çeşitli kimlik ve
suretlerde o kişiye (veya kişilere)acı verecek şekilde görünerek
veya etkide bulunarak kendilerini gösterebilmektedirler ki,
gerek ülkemizde gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde tartışmasız
bir biçimde belgelenmiş bulunmaktadır.Daha çok kadınlarda
ve genç kızlarda görülen bu olay, cinlerin insanları zorla
kendi kaydı altına almasından kaynaklanmaktadır.(Bkz.
Metafiziksel Yanılgılar1)
Genelde
mikro kökenli varlık,çok yakışıklı materyalize olmuş bir
erkek suretinde gelerek bu insanlarla cinsel ilişki
kurabilmekte ve onlarla evlenebilmektedir. Başkalarına görünmeyip
sadece ilişki kurduğu kişiye maddesel yapıymış gibi his
veren cin, bu olayı daha önceden de ifade ettiğimiz gibi o
insanın beyninin ilgili bölümlerini harekete geçirip sonuçta
seks merkezini de irrite ederek fiziksel temas olayını meydana
getirir.Bu tür poltergeist saldırılarında; kadın, erkek Cin
tarafından,diğer insanlardan yalıtılarak kadının genelde
kendi içine kapanması ve odada yalnızlığa çekilmesi sağlanmakta
veya iç daralmaları, boğulurcasına sıkıntı halleri oluşturmaktadırlar.
Eğer bu ışınsal varlık süfli, yani Ateist bir sınıftan
ise,hükmettiği kadının yıkanmasını engellemekte ya da
bazen bunun tam tersi olarak, kadın,ilişkiden sonra bu olumsuz
durumu kaldıramayarak şok geçirip devamlı yıkanmak
suretiyle,oluşan bu kötü hali ortadan kaldırmaya ve üzerinden
atmaya çalışmaktadır.
Bu
tür Cin-insan ilişkileri erkek-kadın arasında olabildiği
gibi,kadın-erkek arasında ve hatta erkek-erkek arasında
homoseksüel ilişkiler biçiminde de kendini göstermektedir.Bundan
dolayı, kadın ya da erkek evlenememekte,evli ise de çoğunlukla
bu boşanmakla sona ermektedir. (Ancak,evlilik konusunda olumsuz
her olayı bununla ilişkilendirmek doğru değildir.)
Ayrıca,
para-psikologların
yaptığı
bir başka araştırmaya göre, uzaylılar tarafından zorla kaçırılan
insanlara, uzay gemilerinde yapılan birtakım işlemlerle,
poltergeist saldırılarına maruz kalan kişilerin ortaya
koydukları sonuçların paralel, yani aynı fenomenin farklı
birer versiyonu oldukları ve olaydan sonra bu kişilerde birtakım
psişik yeteneklerinin de
açığa
çıktığı görülmüştür.
Bu
fenomene benzer bir olay da,bilinçsizce yapılan bazı ibadet
adı altındaki çalışmalar, mesela, zikir (tesbih) çekimi
sonucunda ortaya çıkar. Bu kelime tekrarları beyinden belli
şifreler şeklinde yayınlandığından, beynin bu şifreyle bağlantılı
olan cinlerle otomatik iletişime geçmesi suretiyle onların
frekanslarına kendini sokmasıyla meydana gelmektedir. Böylece,
farkında olmadan onların tesirlerine maruz kalarak ve onlara
karşı gelecek yani hükümleri altına alabilecekleri güce
sahip olamadığından dolayı da kişi, önce,bazı ses ve
kokular alır ve çok parlak çeşitli renkli ışıklar görmesiyle
birlikte bu varlıkları çeşitli şekillerde ve kılıklarda görmeye
başlar. Bazen de bu tür etki altında olan insanların bir kısmı
bu durumun, kendi ayrıcalıklı yapılarından kaynaklandığını
düşünerek eğer bir tarikat, cemaat veya topluluktaysa bu özelliğin
ona hocası,şeyhi konumunda gördüğü kişiden geldiğini ya
da kendisinin meleklerle, Allah’la görüştüğünü düşünerek
etrafında topluluklar oluşturup aldığı bilgileri,hissettiği
veya yaşadığı halleri insanlara anlatarak farkında olmadan
topluca Cinlerin oyuncağı haline gelirler.Hatta,günümüzde
bazı benzeri grupların,cemaatlerin uzaylı varlıklarla iletişim
kurduklarını ve onların uzay gemileriyle de diğer yıldız
ve sistemlerine götürülerek evrensel mesajları birebir yaşama
şansı bulduklarını söylemektedirler.
Oysa
bu insanlar çevrelerinden ve diğer insanların alaya alınacaklarını,yaşadığı
hallere inanmayacaklarını düşündükleri için durumlarını
açıklamaktan kaçınmakta,açıklayanlar ise,bundan kurtulacak
bilgi ve yöntemin uygulanamaması sonucu akıl hastası, deli
olarak nitelendirilerek tımarhaneyi boylayıp birer meczup
olarak yaşamlarına devam etmektedirler. Çünkü din adamlarının
büyük çoğunluğunun bu tür konuları bilmemesi ya da
bunlara hiç inanmamaları,bilenlerin de yanlış veya eksik
bilmesi dolayısıyla bu insanlara yardım edilemezken, pozitif
bilimin de,bu konularda pek fazla bilgiye sahip olamaması
nedeniyle yapılan yanlış uygulamalar
aynı
sonucu meydana getirmektedir.Bunun en önde gelen sebeplerinden
biri de beynin sadece maddesel yapısındaki kimyasal özeliklerinin
dönüşümlerinin incelenmesidir ki, bu da, bu tür olayların
beyinsel işlevlerindeki son safhasını teşkil etmektedir.
Böylece
hastalara yapılan tek şey, beyin hücrelerini sarsarak, düzensiz
hareketleri meydana getirecek elektroşoku uygulamak ya da uyuşturucu
hap ve iğne yaparak geçici rahatlama sağlamaktır (ki bunlar
beyne, dolayısıyla vücuda korkunç yan tesirler, başka
zararlar oluşturmaktadır).Elbette bu durum da iyileşme anlamına
gelmemektedir.Tıpkı ölümcül bir hastalıktan ötürü çektiği
ağrıları dindirmek için verilen ağrı kesicinin oluşturduğu
geçici rahatlığın hastalığı yok ettiği anlamına gelmediği
gibi.
Tarihte,
tıpta epilepsi (sara) hastalığı olarak da bilinen ancak
ışınsal yapılı varlıkların neden oldukları,beyindeki düzensiz
elektrik dalgalanmalarından yani elektrik devrelerinin birden
kontrolsüz ve düzensiz çalışmasından kaynaklandığı, bayılma,
ağızda köpürme, kasılma, kendini kontrol edememe dolayısıyla
etrafa saldırma...vb gibi diğer Cinni fenomenlere benzer
davranışları ortadan kaldırmak için girişilen cerrahi müdahaleler
de,bu hastalığı tamamen yok edemediği gibi,çeşitli yan
tesirlerin açığa çıkmasına sebep oluşturmuştur ki,
bunlardan en çok bilineni yabancı el sendromudur.
(Bkz.Discovery Channel/Yabancı El Sendromu /Yabancı El
Sendromu-Gürhan Yolsal/www.sufizmveinsan.com / podyum)
Bu
tür fenomenlere, dolayısıyla hastalığa son vermenin yolu,
bataklıktaki sivrisinekleri yok etmek değil, bataklığın
kendisini yok etmek olmalıdır ki, bunun yolu da beyne gelişi
güzel frekanslarda akım vermek değil,bu sorunun oluşmasına
yol açan ışınsal varlıkları o birimden uzaklaştırmak ve
beynin normal biçimde çalışmasına tekrar dönmesini sağlayacak
dalgaların üretilmesi için belli dua ve zikirlerin okunması
olacaktır. (Şahsen çevremde bu yöntemle kurtulan ve doktor
raporlarıyla da onaylanan birçok tanıdığım var.)Ancak,
bazen, olaya neden olan ışınsal varlığın yok edilmesiyle
fenomen son bulsa da,o ışınsal varlığın ailesinden birkaçının
da musallat olabilmesi dolayısıyla,onların da yakılması
gerektiğinden bu kurtarma işi
uzayabilmektedir.
Bunun
farklı bir versiyonu da batıda “Exorcize” olarak adlandırılan
ruh kovma seanslarıdır ki,bu işlemlerde kullanılan kutsal
olarak nitelendirilen suyun ve Haçın hiçbir fonksiyonu olmayıp
bunlar sadece
büyü ve sihir olaylarında olduğu gibi,duanın daha çabuk ve
tesirli olabilmesi için konsantrasyon objesi olarak kullanılmaktadırlar.
Yoksa bu nesnelerin kutsallıkla ilgisi yoktur. Çünkü, dua
mekanizmasının harekete geçirilmesi bunu uygulayan herkes için
geçerlidir.
Ancak,
bazı insanların veya papazların (din adamlarının) belli
kelimeler kullanarak bu tür olaylardan insanları kurtarmaları
işleminde,tıpkı Müslüman
inancına sahip olanların farkında olarak ya da olmayarak
Cinleri kullanmak suretiyle yine cinleri kovabilmeleri gibi,
benzer bir yöntemle, kötü ruh dedikleri Cinleri, yine Cinler
vasıtasıyla kovmaları ve bunu yaparlarken de kendilerine Tanrının
meleklerinin yardım etmesiyle bunları başarabildiklerini söylemelerini
de göz ardı etmemek gerekir.
Bununla
birlikte, kabile dinlerinde de bu durum kendini sıkça göstermekte
olup Şamanların,din adamlarının,...vb başka yazılarımızda
da değindiğimiz yöntemlerle kötü Ruhları,İyi Ruhla
r(melekler) dedikleri ama aslında yine Cin ismiyle anılan
ışınsal varlıklar aracılığıyla kovmakta oldukları da
bilinmektedir.(Bkz. Ruh,İnsan,Cin/ Evrensel Sırlar-Ahmed
Hulusi)
Bundan
sonraki yazımızda, değinmeye çalıştığımız konular hakkında
kayıtlara geçmiş somut örnekleri göreceğiz....
(Devam
edecek...)
İstanbul
- 05.02.2001
http://sufizmveinsan.com
*Bu
çizimlerde kimyasallar bulunsa dahi, ufo fenomenlerindeki gibi,
aynı ışınsal varlıklar tarafından bu tür boyaların da
maddeleşmesi
söz konusu olabilmektedir. Bundan dolayı, olayı hile
varmış gibi değerlendirmek doğruyu yansıtmaz.
|