Bilinçaltı-Bilinçüstü
1. Bölüm

Bilinçaltının yeri belli altta aranmalı kanatimce….

Nötr yaratılmış Özbilincime gelince

Bilincinüstüne Çıkmalı Hakikatimce…

Saygıdeğer okurtacım. Sizinle olan birlikteliğim den kendi adıma onur ve bereket duyduğumu ifade etme önceliğinin mecburiyetini, içimdeki “Hakikat” yayınıma ters düşmeden ifade ederek cümlelerime başlamak isteyişimi anlayışınıza, hoşgörünüze sunarım…

Hepimizin duyduğu ve hatta kulak misafiri olmaktan öte hakkında iyi kötü eksik veya fazla bir konu hakkında yerli yersiz, yeri geldiğinde bilgece ve hatta kanıtlarını bile ortaya koyan belgelerce… konuşuruz..

Konuşuruz çünkü konuşmadan keşfedemeyiz… Konuşmak düşüncelerin sıralanışının düzenlenmiş halidir. Konuşmadığımız zaman kayıt sistemimiz yeteri kadar uyarılmadığı için memory denilen hafızamızda pekişme olmaz.. Tek yönlü uyarılar ise insanın içe dönük ve dışa dönük alnında dengesini tam anlamıyla dengede tutamaz. Pekişme olmayan kayıtlar ise işe yarayacakları zaman çağrıldıklarında bir türlü hatırlanarak gelemezler…

Ve bildiğimiz gibi.. Bazen; yaşadığımız mahcup durumlara engel olamayız… Mahcup olma durumu bile, çok tekrarlı onaylama ve pekişme ile gerçekleşen bir hadisedir. İnsan beyni hiçbir anlamı reddetmez. Reddetmek hadisesi ortak kabul varsayımlar bütünlüğü ile alakalandırılır. Beyin yayınlanan her türlü yayını alır ve çapınca gelişmişliğince de yayın yapabilir bir özellikte yaratılmıştır.

Peki nedir bu hakkında konuştuğumuz ve kulak misafiri olduğumuz konu…

“Bilinçaltı”

“Bilinç”

“Bilinçüstü” veya “Özbilinç” (hatta ne gelirse aklınıza kullanın)

Bu üç kelime öylesine birbirlerine bağlıdırlar. Aynen, işleyen her sistemin sibernetik açıdan birbirlerine bağımlılığı gibidirler.

Somut konularda sibernetik işleyiş nedir, hemen anlatabiliriz. Küçük bir örnekle açıklamak mümkün. Arabanızın vitesi arızalandığın da tekerlekler de etkilenirler örneğinde anlaşılacağı gibi….

Her sistem bir başka sistemle içi içe olabilir, veya bir sistemde kilitlenme olduğu zaman diğer sistemlerde arızalar başlar… Her şeyin kendine göre bir sistemi vardır.

Sistem ne demek= Keşfedilsin veya keşfedilmesin. Her hadisenin kendine göre diğer unsurlarla bağlı ilişki ve işleyişine kısaca sistem dersek. İnsanda bir sistemdir. Hem de yaratılmış en mükemmel sistem.

“İşlemekte her hadise evrende kendi kaidesi

Tercihsel kaderine göre

Görmez ise göz, yoksa idraki…

Midesi işlese ne… işlemese ne…”

(Sevgipolog’dan sevgi damlacıkları…)

Ancak soyut olan kavramları ise sibernetik yönden herkese izah etmemiz öyle kolay hadise değildir. Çünkü… Kelimeler ve kavramlar her insanın beyninde kendi anlam derinliğine göre şekillenmektedir. Hadi derler ya “bu hoca çoooook derin” diye hemen herkes bu ifadeyi duymuştur. Sanki derinlik ölçen bir alet varmış gibi insanlar bazen soyutları somutlarla anlatabilme kolaylığını ilk insan Adem (a.s) dan bu güne kadar bu şekilde kavrayarak gelmiştir. Adem’e(insana) ise bütün isimler ve manalar ana işletim sistemine Mikro yazılım olarak uygun halde yüklenmiştir. Bu sistem her çağda ve dönemde, Makroyazılım olan evrensel işleyişle uyum ve ahenk içinde çalışabilir şekilde ayarlanmıştır.

“Bilinçaltı

“Bilinç”

“Bilinçüstü”

Nedir bu kavramlar? Biz bunların cevabına kısaca burada elbette yer vereceğiz.

Ancak daha çok bu kavramların hayatımıza nasıl yön verdiklerini… ve bunların işleyen Soyut sistem varlıkları olduklarını, elmanı ağaçtan yere düştüğünü gözlemleyen Newton gibi bu gün bu sistemleri henüz matematik ve fizikle ölçüp ortaya net veriler halinde konulamasa bile işlerliği konusunda kabul etsek de etmesek de bizi yakinen kuşattığı ve kapsadığı gerçeğini hiç kimse göz ardı, kulak arkası edemez. Önyargı bariyeri sadece takılanların engeli olamaya devam edecektir.

Bu kavramları bilen insan topluluğunun oranına bakacak olursa eğer

“Bilinçaltı”nı duymayan kalmamıştır….

“Bilinç” de Bilinçaltının hatırına e bi o kadar bilinir…

“Bilinçüstü” kavramı konusunda ise iddialı bir  mesnet yoktur henüz….

Bu kavramları ifade etmeden önce bu yazımızın sürecinde hangi konu ve içeriklerden bahsedeceğimizi kısaca ifade etmek istiyorum ki…(yazımızın tamamını bir seferde yayınlamamızın teknik şartlarına sahip olamamak bir eksiklik değil elbette)…Daha sonra takibini gerçekleştirmek isteyen okurtaclarımıza da ön fikir verebilme şansımızı kaybetmeyelim…

Bu kavramların kim ilk defa kullandığından veya tanımının ne olduğundan daha çok, biz bu kelimelerin kullanılan veya bilinen alanlarından ziyade sistemli bir şekilde nasıl işlediklerini…

Hayatımızı ne şekilde kuşattıklarını…

Bunları bilmemizin hayatımıza ne katacağını….

Veya bilmememizin neler kaybettireceğini… bahsedeceğim..

Düşüncemden aldığım “Mevlaonline” yayını hattına sadık kalabildiğim ve samimiyetimi bilinçaltıma teslim etmediğim süreç içerisinde umut ederim ki bu konuda sizlerle birkaç haftadan fazla birlikte olacağımızı düşünüyorum.

Nerde? Ne miktarda?, Hangi Sıfatta,  ne biriktirirsek biriktirelim. İnsan olduğumuz gerçeği etrafında aciz ve korunmaya muhtaç olduğumuz gizlenemez bir netliktir. Ve Mevlaonline bağlantısıyla kendimizi sürekli güncelleştirmez isek şayet  www.iblis.com     üzerinden saldıran (Hacker) güç ve enerjilerle baş edemeyiz. Ancak Evrensel sistemin içinde Mevlaonline yayını ile şükürler olsun “Hamdker” lerde eksik değildir.

Önce Bilincin ne olduğunun tarifini yapalım…

Bilinç, bilinçaltı va bilinçüstü arasında onay ve vize memuru gibidir….

Haaaa eveeeet anladımmm…. tamammm. Tüh beeee. Hay Allah nasılda anlamamışım. Gibi sesler çıkartır…. Daha çok onay memuru gibidir..onun onaylamadığı hiçbir durum bilinçaltına  indirgenemez…hem bilinçaltı ile uygun ve uyum içinde çalışır… hem de bilinçüstü ile uygun ve uyum içinde çalışmak zorundadır.

Koordinasyon onun işi değildir. Planlamadan anlamaz. Sadece kum saatini örnekleyecek olursak kum saatin de akan boğuma bilinç diyebiliriz…. Hangi yönden gelirse gelsin akışa göre yönelir… ister tersine ister düzüne. İster içine isterse dışına. İster Düşünce yayınına isterse Güdünme yayınına yönelir… iki taraflı açık su valf (iki tarafa geçiş sağlayan sistem) sistemi gibidir.

Ve bilinç bize sunulmuş en güzel armağanların başında gelir. Çünkü onunla tercihler yapabilir ve onunla ne olduğumuzu veya ne olmadığımızı daha kolay anlayabiliriz…

Oysa bilincin hem bilinçaltı ile hem de Bilinçüstü ile an’ da gerçekleşen sürekliliği ile bizi Ya aşağıların aşağısına ya da yükseklere doğru bir dümen olduğunu bilmeyiz çoğumuz….

Vesselam…

Kalanına inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz…..

(Devam edecek)

İnsani Gelişim Hizmetkârı
Beyin Antrenörü & Sevgipolog
0533 429 52 50
Kemal Koçak
 
Ankara – 12- Ağustos–2006
http://sufizmveinsan.com

http://kemalkocak.com
kemalkocak6@hotmail.com


Üst Ana sayfa e-mail