Hindi gibi mi, yoksa insan  gibi mi !!!

www.sufizmveinsan.com
 
 

Değişik bir başlık değil mi? “Ne alakası var?” diyenleriniz de vardır, “bunun altında bir hinlik var” diyenler de…”Sanki La Fontaine masalı gibi” diyenleriniz de. Anlatayım efendim;

İş yerindeki bir sorun üzerine, düşünce alemine dalmış “sarı kabloyu 22’ye, kırmızı 23’e derken” ofis komşumun;

“Ne o, hindi gibi düşünüyorsun?” sözüyle beynimdeki  tüm neronlar, birer ampul flemanı gibi yanmaya başladı.Beynimdeki ışık odayı da aşmış, karşı koridorlara kadar yansıyordu sanki.

“Ben ve hindi ha?” dedim içimden, ardından da bastım kahkahayı helalinden. Dıştan görünüşte, yok demek ki farkım hindiden.

Doğruydu, ama.Hindiler, insanlara benzer şekilde, belli bir noktaya odaklanır, kümesin yılık yem bütçesini planlarmış gibi düşünür durur.Oysa hindiler yalnızca hayatta kalabilmek için, içgüdüsel olarak hareket eder. Düşünceleri yalnızca onunla sınırlıdır.Sadece düşünme taklidi yaparlar, bazı insanlar gibi. İnsanları hindiden ayıran ne idi? Allah (c.c.) yarattıkları içinde, yalnızca insanı halife yaptı ise, insanı özel kılan ne? Düşünebilmek (Tefekkür), algıladıklarını, akıl yolu ile yorumlayarak manayı açığa çıkarmak. Bu meleke, yaratılanların içinde, insan dışında hiçbir varlığa bahşedilmemiştir. “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, Onlar bunu yüklenmekten kaçındılar, endişeye düştüler; İnsan bunu yüklendi.” (33-72). Bunu çok iyi algılayan Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimizin hadisi şeriflerinde;

«Bir saat tefekkür, bir yıllık ibadetten hayırlıdır.»
«Bir saat tefekkür, yetmiş yıllık ibadetten hayırlıdır.»
«Bir saat tefekkür, bin yıllık ibadetten hayırlıdır.»

diyerek konunun önemini bizlere vurgulamış, aynı zamanda yapılan tefekkür süresini sabit tutup hayrının miktarlarını değiştirerek bizlere bir sır da vermiştir.Tabi ki düşünene. Öyleyse, bir bardak çay alın da başlayalım düşünmeye. Günümüzden, milyarlarca yıl sonrasına, düşünen bir hindinin içten yanmalı motor tasarlayıp uygulayabilme ya da bir maymunun uzay istasyonunda laser güç ünitesini tamir edebilme olasılığını düşünün.Evet, bence de öyle 0%.İnsanlık bunun farkına varmış,varmasına da kullanım alanını kısıtlamış.Düşüncelerini 60 hadi bilemedim 10 da benden 70 yıllık ömrü için bu dünya yaşamına endekslemiş.Halbuki ebedi olacak yaşamı için düşünmeyi ya unutmuş veya ömrünün sonlarına yaklaştığında fark etmiş.Geçmiş olsun, şu giden senin vapurundu, işin sandala kaldı ya varırsın ya da yarı yolda kalırsın.

İnsanoğlu milyarlarca dolar harcıyor yaratanın “kün” demesiyle oluşan 14 milyar ışık yılı büyüklüğündeki evrenin sırlarını çözmeye.Sonuç 14+14 milyar yıl sonra anlaşılacak, eğer ömür yetişirse.Ama özündeki evren o kadar büyük ve o kadar yakın ki, para bile harcamadan, ayıracağın 1 saatlik tefekkür ile 18000 alemi göreceksin derininde.İşte Allah (c.c.) o kadar cömert davranmış ki halifesine. Bunu emanet olarak vermiş bizlere,tabi  kullanabilenlere.

Gel be kardeşim geç de olsa gel. Belki vapuru yakalarsın, kaçarsa sandal var.Sandal garanti değil, ama bir şans var. Bulunduğun kıyıda sana çok zulüm var.Allah (c.c) bizleri vapuru yakalayanlardan, kaçırdıysa da sandalı karrşı kıyıya ulaşanlardan eylesin.

Amin

 

 

 
 
Ahmet Genç
İstanbul - 24.04.2007
http://sufizmveinsan.com