İmza Atmak mı, İmza Satmak mı? Hangisi Yazarlık Okurtacım? -2

 

(1.bölüm için)

Pek çok yazar için niye imza önemlidir?
Aydınlıkta karanlık mı kalmışlardır yoksa…
Sadece imza…
Referans için vesselam…
Sadeleştirilmiş mi imza…
İmza gününde keseler mi dolar?
Bu “$dolar” döner, döner gene mi dolar…
Getirisi yüksek nakit meselesi midir yoksa bilinmeyen
Saman kâğıdından vektörel borsa yatırım aracı mıdır? Kendinden finansmanlı çarkı
Yayınevinden gizliden alınan bandrol etiketi midir; nasipten ötesinin farkı?

Ne yazmış? Niye yazmış? Niçin yazmış? Amaç nedir? Kime yazmış, kaça yazmış?...

Hadi çoluk çocuk aklı yetmez imza ister…
Ya koca koca adam görünenlere ne demeli!…
Hani imza ala ala da yazar olunmaz ki….

Okuya okuya olunur diye öğrendim ben. Okuduğum üstatlardan anladığım bu….

Kendim için istediğimi bir başkası için istemez isem yine de insaf bulur muyum?

Ve kahve köpüğünde sönmeden iştahlı aşkı,

Evine gidemeyen, sadece benim aileciğim yoktu o gece Aydınlanmak için Karanlık Kuyrukta bekleyen….

“Yavrularım, ben sizin Özgüveniniz gelişsin kendinize güvenin diye okumayı sevdirmeye çalıştım”… “gidin elin yazıcılarının peşinde zaman denen sermayenizi tüketin” diye değil.

“Ne yani, pul koleksiyonu gibi imzalı kitap koleksiyonu mu yapacaksınız a güzelciklerim benim! …”

Ben şimdi “İbrahim Hakkı” ve “Marifetname’ yi” imzasız okuyamaz mıyım?….

Veya İbrahim Hakkı üstad eksik mi kalıyor imza veremeyince?

Ne zaman çıktı bu imza işini kim çıkardı nerden çıktı?

Mevlana’yı Mevlana yapan herkese imza dağıtması mıydı?

Bendeki mesneviyi İmzasız MEB yayınları niçin dağıtıyor diye sormamız gerekmez mi?

Veya Yunus Emre’ yi kalıcı kılan imza alması mıydı?

Yazan, fikriyle imza atamadığı için mi ekstra imza atma ihtiyacı hissediyor acaba?

Yoksa şimdikiler imza dağıtarak beyinlerinin biz merkezlerinin ilahi programının bir yerlerini dağıttıklarının farkında değiller mi? Adına benlik denilen ayrık otunu niçin yeşertiyorlar ki?

Fikir yokluğundan mıdır?

İmza atma çokluğundan mıdır?

Tüm dünyada okumada en gerilerde oluşumuz diye saçmalar dururum bazen…..

A yavrularım! Her önünüze gelenden imza alarak kendi geleceğinize imza atamaz, ancak imzasını aldığınız insanlar size verdikleri imza ile kendi geleceklerini hazırlayabilirler.

O geleceklerini hazırlayanlara şu soruları sormamız gerekmez mi:

İnsanları yazdığınız kitapları (okumadan veya okunduktan sonra) yazar olmanın size verdiği o masumane hakla imzalıyor, imzalıyor, imzalıyorsunuz.

Kaç tane imza attınız şu ana kadar, hiç saydınız mı?

Niçin atıyorsunuz?

Attığınız imzaların neticelerini takip ediyor musunuz?

İnsanlar sizce niçin imza attırma ihtiyacı hissederler bunu hiç düşündünüz mü?

Siz her okuduğunuz kitabın yazarından imza aldınız mı?

Almışsanız niçin almıştınız?

Almamışsanız niçin almamıştınız?

Kaç tane imzalatılmış kitap var elinizde?

Başlangıçtan beri mi imzalatarak kitap okudunuz?

Attığınız imzalar kaç eve ne hayır getirdi?

Gayrisafi milli imza toplamı yayınlanan eserlerden fazla olursa kaliteyi ortaya koyan sorumluluk en çok imzayı atanlar da mı yoksa imza alanlar mıdır?

Keşke attığınız imza kadar okuru geliştirebilseydiniz yazdıklarınızla, bu kadar az okunmazdı belki de bu ülkede…

YAZAR DEĞİL YAZILAN OLMAK

Aydınlık lambasının ipliği muma çıra oldu
Bilgelik, kandil yağı ışığında var olurdu
Gah okuyanın, gah yazanın, bir de araştıranın
Alnından sızan ter, döşünde nur olurdu

Tüfenk çıktı mertlik bozuldu.
Yepyeni bir namertlik henüz icad oldu
Karvizit yerine kitap bastırmak moda oldu
Kopyala yapıştır çıktı. Düşünmek kayboldu.

Eser emeksiz derilmez yorulmadan
Anlayış kafasında manaya fikir vurulmadan
Toplum gerilemez, kolaya el açıp dilenmeden
Hatalar görülmez, ayıplar serilmez ihtar verilmeden

Kış-kıyamet kar tutmuşken vatanın her yanı
Buz tutmasın diye hele görsen bıyığını kazıyanı
Yayınevine bandrol kızağını çeken yazarlar.
Dolunayda manzaraya karşı ulurlar

Ne cesaret üstelik kancık iken kızanı
Vebalin; her harf kadar karıştırdığın cadı kazanı
Yoldan çıkmış erken öten tavukseksüel horozlar
Alenen kızarmadan güpegündüz, erkek gibi gezerler

Yazar olunur mu hiç Okumadan
Kitap okunamaz amaç olmadan
Yatay ilişkilerin de dikeyi dans oynanmadan 
Artist olunmaz soyunmadan

Adam olunmaz utanmadan
Hülasa
Bağ yaprağında, soyu, sopu, kökü cinsi bir bilinmezdir
Anlaşılmaz, tadılmadan dalında asılı masum üzümdür
Başımın tacı, yüreğimin incisi, iki gözümdür
Yok yanıldı isem eğer sondaki iki satır son sözümdür

Helal emeğin karşılığıdır bereket,
Dönen tüm dengedir işleyen evrensel hareket

Parmaklarınla değil fikrinle yazarsan şayet
Yazar değil, yazılan olursun

Alın terinden düşen damla döşüne nur olsun
Yorgunluğun elindeki yıkadığın kir olsun….

Bu ve bunun gibi yüzlerce cevaplanması gereken sorular sorular sorular….
Eve varınca kafamdaki bu hız limitini aşan düşünce turundan pek çoğunu kızıma ve halasına sorduğumda…

Cevap:
Kafalarını önlerine eğip “haklısın” dediler.
“Haklısın da… kimse senin gibi düşünmüyor…”
Hayır, yanılıyorsunuz….

Ben imza atamam, imzamı beş on pula satamam
Fikrimle atamadığım imzayı ön sayfaya atamam
Ben asla Kitap imzalayacağım günler düzenlemeyeceğim….
İmza alacağım günlere okuyucu imzalarıyla şerefleneceğim.
Göreceksiniz, duyacak ve hissedip anlayacaksınız ki…..
“Bir gün bir şekilde bir yerde”
Yürek taşıyan okuyucu bu kitabı imzalayarak onurlandırır mısın?….

Bu ortak fikri…

İnsani Gelişim Hizmetkarı
Beyinantrenörü & Sevgipolog
05334295250
Kemal Koçak 
Ankara - 15.08.2006
http://sufizmveinsan.com

kemalkocak6@hotmail.com
 

 


Üst Ana sayfa e-mail