Neden? İnsafi ve İnsani Gelişim

Kemal Koçak
 

Kişiyle(birey)alakalı... Sağlığı konusunda. Bir damla kan veya bir damla idrar muhatabına pek çok veri barındırır.

Dünyadan da alınmış bir damla kan veya idrar tahlilin sonucu sayılabilecek bir neticeyi okurtaçlarımla paylaşmak, onurumuz olacaktır. Payımıza düşen Haklı onuru da artıracağını düşünerek sizlere arz ettik. Takdir sizin. Şöyle ki:

İnternette dolaşan bir yaklaşım “Dünyada bir anket yapılmış ve Sadece bir tek soru sorulmuş” Sorulan soru:

 “Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz.”  Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış.

Çünkü;

·        Afrika´da insanlar 'yiyecek' kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

·        Batı Avrupa´da insanlar 'eksiklik' kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. 

·        Dogu Avrupa´daki insanlar 'kişisel görüş'ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

·        Orta Doğu´da insanlar 'çözüm'ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

·        Güney Amerika´daki insanlar 'lütfen' kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

·        İsrail´deki insanlar 'dürüstlük' kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

·        Ve Amerika’da´ki insanlar 'dünyanın geri kalan kısmı'nın ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

Ne derece doğrudur bu anketin yapılıp yapılmadığı bilinmez ancak ortaya konulan yaklaşım ve fikir üstü örtülecek cinsten değil.

Meşguliyetimizi insanlara hizmet olarak sunduğumuz alanlar da, okuyarak, araştırarak ve sindirerek süzülmüş bilgi ve yorumları, sağlıklı ve objektif bir tutumla ortaya koyabilmek sanatını ve cesaretimizi, (sizlerden gelen geri bildirimler neticesinde) her geçen gün daha bir hevesli ve aşk ile yazmaya devam edeceğiz inşallah.

Ortaya koymuş olduğu çalışmalarıyla aydınlandığım objektif olarak içime sindirmeye devam ettiğim bir bilge insanın çalışmalarını ve (bana model ve tarz olma açısından) rehberlik ilkelerini sayfalarında gezerken damla damla istifade ettiğimi belirtmemizin zamanı geldiğini düşünüyorum.

Şahdamarımızdan yakın olanımıza doğru içsel hakikat yolculuğumuzun mutlu son la sonlanmasını arzu ve dua eden bu ak saçlı bilgenin en son yazdıkları karşısında böyle bir yazıyı kaleme almadan edemezdim.

Şahsıma ait bir itirafı ve düşüncelerimi iletmeden insaflı ve ölçülü davranış sergilemiş olamayacağımı açık ve net olarak ifade etmek istiyorum.

Son üç yıldır. Sn. Ahmed Hulusi Ağabeyimin Açmış olduğu sitelerinden edindiğim Haz, Lezzet ve tatminkârlık bir yana. Amerikalı İlim ve bazı bilim adamlarından binlerce dolar vererek aldığım Sertifikasyon süreçli eğitimlerden aldığım Haz Lezzet ve tatminkârlık bir yana. Kendisine çırak bile olamayacak sözde ilim adamları ve gurularının ülkemizde cirit attıkları bir dönemde, tam tersine O da yaşadığı belde olan Amerika’dan kendi coğrafyasının insanlarına İnternet vesilesiyle ulaşmaya çalışmakta. İlginç çok ilginç, Hikmetini hala kavrayabilmiş değilim doğrusu. Oradaki çalışmalarından bahsettiği yazı ve açıklamalara rastlayamasam bile sitelerinde ilminden istifade ettiğimiz için Teşekkürlerimizi buradan sunmak isterim. Ortaya koyduğu düşünce ve modeli anlatabilmek belki de Buz dağının suyun Alt kısmını örnek vererek izah etmeye çalışacağım bir durum olacaktır.

Kendisinin yazdığı en son yazılarından ne kadar iyi gözlemci ne kadar iyi ve hassas bir dil ve üslup kullandığını müşahede etmemek gaflet olacaktır kendi adıma. Hizmetinin Hakkını vermemek ise insafla bağdaşır bir durum olmayacaktır.

Çok yakında tam faaliyete geçecek olan www.insanigelisim.net/tr sitesinde kendisini “İnsani Gelişim İncisi” olarak aramızda görmekten onur duyacağımızı buradan iletmek isteriz.

Tüm bunlarla birlikte: “Özlediğin ve derdinde olduğun Rıza lokmasını inşallah sindirenlerden olur, ve Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)a, Yaratılan her kutlu an içindeki yeni şan’da daha çok benzeyen olursun inşallah; değerli insan” (Amin)

İnsani Gelişimin Eşsiz örneği, En muhteşem beyin sahibi olan En güzel insanı, insanlığın son uyaranı ve Nübüvvetin son mührü olan O muhteşem yaşayan hakikat Modelini, Onun anlatımıyla anlayabildiğim ve kavradığım Ak Saçlı bilgenin son yazdığı  Satırlarından bazıları şu şekilde…

İlmi, paraya tahvil edecek şekilde kitaplar, DVD’ler bastırıp satıp, ya da para toplayarak mali yönden güçlenip dinsel görüntülü bir kurum veya teşkilât faaliyetinin başına geçerek, insanlara rahatça hükmedebilecek bir pozisyon elde edip, Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)’a yaklaştıklarına inananlar var!..

Dini lider, cemaat lideri, tarikat şeyhi, mahalle hocası gibi bir kimlikle tahtında veya minderinde oturup, insanları karşısında el pençe divan tutarak, dinleyenlerin duygularını tahrik eden sözler söyleyip gözyaşı dökerek, bilgisiz toplulukları gütmek suretiyle Hazreti Muhammed'e yaklaştığına inananlar var!

Bir mezhep, tarikat veya cemaat anlayışını “tanrının emirleri” diye fetvalarıyla yasaklar ve kısıtlamalarla bir fermanname gibi uygulatmaya çalışarak, Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)’a yaklaştıklarına inananlar var!..

Başında takke ya da sarık, sırtında entari, cüppe ile dolaşarak, kılık kıyafetiyle, yüzündeki kılların ve tıraşının biçimiyle Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)'a yaklaştığına inananlar var!

Bilimle ve teknolojik gelişmelerle ilgilenmeyerek, bilgisayar, internet ve televizyonu etrafına yaklaştırmayarak, modern yaşamdan uzak durarak O'na yaklaştığına inananlar var...

Var da var... Yazının tamamını okumak için tıklayınız…

 

İşte çabaladığımız alanımızda şahsımızın da yukarıdaki ifade edilen istismar alanlarından uzak kalmak gaye ve derdiyle insani gelişimin öne alınmasının gereğini ve hassasiyetini ilke olarak benimsedik çok şükür.

 

Araştırmalarımızda da orijinal saf ve temiz fikirleri de bulmak kolay mesele değildir. Hele internette… Kelimenin insafına uygun olacak şekilde ifade etmek gerekirse, Nar ve Nur’ hattının bıçak sırtında araştırmak zorundasınız. İN_TER_NET te bu araştırmalarımız sırasında insanların fikirlerinin de değerli olmaya başladığı fikirlere yavaş da olsa rastlamak daha da çoğalmaya başladı. Artık kafalarını belkemiği merkezinden başka değerlere de çevirme ihtiyacına girmiş,  insandaşlarımızın (insanlaşanlarımızın) fikir serpintilerine de rastlamak mümkün olabilmektedir.

 

Son zamanlarda “Mucit” avcılığına çıkmaya başlayan bazı medya kuruluşlarını ilgi ve merakla takip etmekle birlikte; İri bir gazetenin “Fikrinizi ve buluşunuzu bizimle paylaşın” bölümlerinde rastladığım bazı bölümleri sizlerle paylaşmadan ne demek istediğimi sanırım zor anlatacaktım.

Objektif olarak ve bir tek noktasını değiştirmeden aktarıyorum. İdrar ve kan tahlili yapamasak bile İnsani ve insafi gelişimimizi ortaya koyabilecek önemli veriler olduğunu düşünüyorum.

 

İri gazetelerdeki yayınlanan bölümlerden bazıları…

 

“Belediye otobüslerinde hamile ve çocuklu bayanlara, yaşlı insanlara ayrılan koltuklara oturan diğer vatandaşlar gerekli duyarlılığı göstermiyor. Ben bu koltukların yanında yanıp sönen bir ampul bulunmasını öneriyorum.
Bu koltuklara oturmaya hakkı olan bir vatandaş otobüse bindiği de şoför bu lambayı yakıp söndüren düğmeye basar. Lamba yanıp sönmeye başladığında bu koltuklarda oturan duyarsız vatandaşlar da çevrenin bakışlarına dayamayıp gelen vatandaşa koltuğu terk ederler”. Kaynak: mehmet zirek 01/05/2007 - 11:21

 

Adamcağıza bakın kendince insaflı bir buluş ve fikir olarak ortaya attığı düşünceye bakın hele Ampul yanacakmış. Ah Kardeşim ah derdinden söylediğin belli.  Gördüğümüz haksızlık veya gereklilik karşısında uyarma cesaretimizi arttırma noktasında düşünce modelinden uzaklaştırıldığımız bile ortaya koyacak çok önemli bir damla. Takdirini siz okurtaçlarımıza bırakıyorum.

Bir diğerine bakalım…

 

“BUNDAN SONRA HER MADDENİN İÇİNE BİR ÇİP YERLEŞTİRİLSİN O MADDEYİ YERE ATTIĞINDA ÇÖPE KOYULAN BİR MIKLATIS SAYASİNDE ONU ÇEKİP ÇÖPE ATSIN “

Kaynak: UMUT SERHAT TAŞTAN 25.04.2007 20:38:19

 

Fikre bak fikre ne müthiş!!! Doğru sen yeter ki çöpe falana atmayasın tüketim yaratığı olarak yorulur morulursun mazallah… İçimizdeki vicdan mıklantısı çekip cazibesini kaybeder ve asıl özelliğinden uzaklaşırsa Çöpten fikirlerle mücadele eder durur…

Bir diğeri…

“öyle bir elbise yapmalıyım ki hangi ortama girersem o ortamın rengini alsın. Mesela kırmızı renkli bir odaya girdiğimde elbisemde kırmızı olacak. Aynı bukalemun gibi...”
Saygılarla... halil ümit  töremis
22.04.2007 11:40:07

Diyecek bir şey olabilir mi öylesine ortada duruyor, çıplak şekilde bir fikir. Devam edelim….

“balkonları kirleten kuşları kaçırmak için bir cihaz tasarım var. Yalnızca kuşların duyabileceği kadar yüksek frekansta ses veren ve pille çalışan küçük bir aparat.  Bu sayede kuşlar balkonlara konamayacak, kirlenme yaşanmayacak ve sesi insanlar duymadığından rahatsızlık vermeyecek. Bu konuda çalışan olursa ve ürün endüstriyelleştirebilirse çok satacağını zannediyorum. Benimle irtibat için yorumlara not yazınız.”  A. Cenk  Akal 21.04.2007 13:20:32

Kuşların duyabileceği, ancak insanlığın duyamayacağı zaten bir iletişim ve sinyalizasyon kurulmuş durumda a güzel kardeşim… Eğer sen bir şekilde bu yazıya denk gelirsen hani Sen bizi bul sana izah edecek bir çaba içerisine gireceğime söz veriyorum… Hani sırf kendi ikna edebilme performansımın sonucunu öğrenebileyim diye çünkü önemli bir örneksin.

Akla yatar en akıllıca örneklerden de bir örnek vermez isek gereken objektifliğimize zarar vereceğimizin farkındayız. Son örneğimizi de düşünce tarlalarınıza erdem olarak ekmemize müsaade ettiğiniz için teşekkür ederim. Çünkü ekilen tüm tohumların sonuçlarını elbette biçeceğimiz bir hasat mevsimine doğru akış halindeyiz hepimiz. Ve bu harmanın en güzel Zenginliği de  “Allah Razı olsun” İfadelerinin hak edilişinin sonucunu ümit etmek olsa gerek.

İCAD ADI: Güneş Enerjisi ile Çalışan (SOLAR) Oto Kliması
KULLANIM ALANI: Sanırım hybrid araçlar böyle bir ürün için daha iyi bir kullanım alanı olur.
İCADIN TANIMI: Otomobilin tavanı güneş paneli olarak tasarlanır ve bu panellerin dolduracağı piller de bulunur. Bu icat özellikle sıcak bölgelerde çok işe yarar, güneş altına park edilen araç çalışmazken bile klima çalışmaya devam eder ve aracın içi serin kalır. Hatta depolanan enerji hareket enerjisinde de kullanılabilir.

Volkan Değirmenci 21.04.2007 09:31:17

BU kardeşimiz bahsettiği klimayı gerçekleştirir mi bilemem ama kafatasına taktığı klimanın verimli çalıştığı ortaya koyduğu serinlikten anlaşılıyor. Serinlik ve tatlı fikirlerin esintisinin en güzel manasal anlatımı sanırım “Cennet” kelimesiyle izah edilebilir. Bu kardeşimizin kafatasındaki bereketli ve karlı olabilecek fikirsel esintisi beni şimdiden serinletti doğrusu tebrik ederim. Duyarlı iş adamları Arge yatırımcıları bu kardeşimizin fikrine gösterecekleri ilgi ve alaka elbette Piyasa ölçülerinin realitesinde olacaktır.

Her firma ve şirket ürettiği ve sattığı ürünleri tesadüfi olarak belirleyemez. Her alanda teamüller vardır. Hiç kimse bu teamülleri göz ardı etme lüksüne sahip olamaz. Eğer böyle bir tuttum içerisinde devam edecekse bile sonuçlarına kendi ısrarı kadar ödeyeceği bedele de hazırlıklı olmalıdır.

Hakiki ve objektif pozitif ve sosyal bilimleri İlke merkezli olarak rehber edinen tüm araştırmacıların belirledikleri prensipleri kapı kapı gezerek kalite ve performans arttırma eğitimlerinde İnsaflı ve insani gelişelim diyerek anlatıp durmaktayız doğru bildiklerimizi.

Tescilli bilim adamı değiliz amma Bilimden de ilimden de istifade etmesini bilen

Adamlığa devam etme derdinde olanlardanız elhamdülillah.

Oysa bilim adamlarımızın durumunu anlatmaya çalışan Sn. Prof.Dr.Cengiz Yalçın Dünyayı bekleyen bilimsel tehlikeler, üniversitelerde bilim ve siyaset. İsimli Makalesinde şu paragraflar nasıl bu hale geldiğimizi sanırım ortaya objektif olarak ifade etmemize yardımcı olacaktır.

………….İkinci Dünya savaşı içinde ciddi sayıda beyin göçü alan ülkemiz savaş sonrası yıllarda bilim teknoloji alanında önemli bir gelişme gösterememiştir. Üniversitelerimiz kendi dışından kaynaklanan nedenlere hep mahkum edilmişlerdir. Siyaset adamlarımız  bilimi siyasi rakip kuruluşlar gibi algılamışlar, zaman zaman da 147 ler olayında olduğu gibi bir çok değerli öğretim üyesini üniversitelerden hiç bir neden göstermeden uzaklaştırıvermişlerdir.

Maalesef 1933 de Atatürk’ün başlattığı üniversite reform hareketi bilme karşı takınılan tavır nedeni ile sürdürülememiştir. Yakın geçmişte yaşadığımız askeri yönetim ise,gericilik yerine akıl ve çağ dışı gerekçelerle üniversitelerimizi ve sol aydınları hedef almıştır. Elindeki tebeşir kafasındaki bilgiden başka bir silahı olmayan masum akademisyenlere, ülkenin şimdiye kadar siyasetçiler tarafından çözülemeyen problemleri fatura edilmiştir
…………………

 

Kim kime neyi nasıl fatura etmiştir bilemem. Herkesin fikrini özgürce ortaya koyması gerektiği inancında bir insan olarak, kendi idrar ve kan tahlilini gerekli uzman lara kontrol ve analizinin sonucunu merak ettiğim kadar yaptırtma özgürlüğü var. Yaşadığı her an diliminde iç dünyasında İnsaf veya isyan verilerini kontrol etme zaruretini hisseden bir Adem’ im. Tahlilimin sentezini kendime sürekli söylediğim şu önemli ilke ile belirlerim.

 

“Aklın yürekle buluştuğu nokta da;

İsyan i değil insaf i gelişmeli insan.

Faydalıya mecburi tek yönde,

Yaşadığı zamanın nakışını

Bırakacağı iseeeee değil

izzzzeee işlemeli insan”.

 

 
 
Ankara -02.05.2007
İnsani Gelişim Hizmetkârı
Beyin Antrenörü & Sevgipolog
0533 429 52 50
Kemal Koçak
http://sufizmveinsan.com
http://kemalkocak.com
http://okurtacim.com
kemalkocak6@hotmail.com
sevgipolog@yahoo.com.tr