Kavunla muhabbet !...

(BENimle Sohbetler-2)

Meryem Irmak
 

Geçen yaz sofraya getirdiğim kavun geldi aklıma. İlahi kavun! Konuşmuştuk, bal akıyordu ağzından. Tatlı kavunmuş!

-          Allah seni niye yarattı, dedim?

-          Sen yiyesin diye, dedi.

-          Benim için mi yani, dedim?

-          E senin sofrandayım ya, elbet senin için.

Aman dedim, bunca zahmet! Dünya güneş kaç kere döndü birbiri etrafında... Kovalaşıp durdular...

“ Zahmet mi, ne zahmeti! Muhabbet, muhabbet.. Ki o muhabbetle oldu kavun, yollar geçti, suyunu içti toprak, tohum toprağa, toprak suya kavuştu, sarmaşdolaş oldu herkes... Can, canla buluştu. Sen de o muhabbettensin.. Kendini el sanma!

Dünya güneş niye kovalasın birbirini... Muhabbetle raks etmede alem.. Bu nasıl bir temaşa... Nasıl ziyafet...Yoksa kavga çıkar da, dökülür yıldızlar tek tek.. Sevgi olmasa düzen tutmaz. Sistem dediğin sevgidir. İlla Aşk. İlahi!

Rabbin Celal’dir, hem de Cemal.. Cemale vurulmuştur Celal. Yoksa yer gök yerinden oynar. Hu, de... Herşeyi muhabbettir yerinde tutan.”

***

Ben seni nasıl yerim, başımın tacı kavun? Rabbim lutfetmiş, bana ikram etmiş. Benim için yaratmış...

Ya Zülcelali Velikram!

Birine tohumu verdi, toprağa attırdı sonra. Güneşe yan dedi, sön dedi, dünyaya dön dedi, bulutlara “bırakın yağmuru toprağıma”, dedi... Gün geceden, gece gündüzden geçti. Herkes kendinden geçti. Bu kavun dünyaya böyle teşrif ettiler. Bak ki gece gündüz ay güneş toprak su nasıl el ele verdiler. Düğün halayı kurulmuş. Bir hazırlık, bir hazırlık. Rabbim Teala o kavunu, böyle şenlik içinde, elden ele bu kuluna ulaştırdı.

El ele, el Hakka...

Durup durup kavunu seyrettim. Ay’a baktım, suya baktım... Hu dedim. Ay, su hep kavun olmuş...  Hakk’tan bana hediye gelmiş... Nasıl sevinmeyeyim? Doğumgünlerinde bir çoraba seviniyoruz, verenin hatırına..Bu koskoca kavun. Ballı kavun... Dilli kavun... Orijinal CAN. Kerim Allah, böyle Can’dan verir...Sanma ki az verir.
Ya Gani...

Rabbim, Can’dan verir, ne verirse! Hem, Gani Gani verir!

Yalnız kavun mu? Bir kavun mu verdi Hakk bana? Zaten ne varsa O vermedi mi? Ben de kavun gibi olmadım mı? Ömür verdi, beni verdi...

-          “Herşey kendinden geçmiş...Sen hala geçemedin... Bırakıversen, muhabbet denizine düşeceksin... Nedir seni tutan?

-          Beni?

-          Seni...

-          Beni...  Ben.... BEN!”

***

Dağda geyiklere, geyikli babayı sevdiren Allah’ım!

Dağda geyiklerle, Geyikli Babayı seven Allah’ım!

Dağda...

Sevgin mi ilminden, yoksa ilmin mi sevginden? İlim dahi Aşk’ın hizmetkarı mıdır? Onun için mi böyle kusursuz alem? Bu ilim böyle gayretli... Maşuk’a sevdasından mı itaatli? Onun için mi iki kere iki dört her daim? Tutulmuş kalmış! De kuluna!

Herşey ilim ile de, var mıdır sevginin de bir ilmi, matematiği, otomatiği, aritmetiği...

-Var, öyle mi?

“Çarp-MA, Böl-ME, Topla-MA, Çıkar-MA”

İLLAHU.

***

Nasıl ama?

Oku!

İllahu.

Kendi kitabını… Canda yazanı oku.

Kim bildi efalini / O bildi sıfatını / Anda gördü Zatını / Sen seni bil sen seni…

(Hacı Bayramı Veli)

Kitap sensin, ey alem-i kübra! İnanmadın mı?

“Okunacak en güzel kitap insandır!” (Hacı Bektaş-ı Veli)

Ne arıyorsun satırda, dilde?  Seni mi? Canda yazan, can diliyle… Sen söylersin “el” diliyle..

“Dilden dile bin terceman,varken ne söyler bu lisan
Çün can ü dildir hem-zeban, nutk ü beyanı neylerem

Hep i'tibarı atmışam, aşıldığa el katmışam
Ben nefsi dosta satmışam, bu düşmenanı neylerem”

(Erzurumlu İbrahim  Hakkı Hz.)

Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. (Tevbe -111)”

***

Daha daha?

“Eğer Allah'a güzel borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah şükredenlere karşılık verendir, halimdir. (Tegabün-17 -)”

Benim neyim var ki Allah’a borç vereyim? Zira ancak benim olanda tasarruf edebilir, borç verebilirim. Birşeyi borç verebilmem için benim olması şarttır. Benim neyim var ki?

Benim BENim var…Dosta satılası…

Eğer nefsimi, enemi, kurban, infak edersem; rıza, sevgi potasında eritirsem, Allah karşılığını kat kat verir. “Allah vaadinden asla dönmez”. “Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?”. Ne verir, Yaradan? Nefsimin hakikatini... Manayı insan.

“Biz insanı en güzel surette yarattık”. İnsan mana, suret ise beşer, et kemik... Bu manayı zahir kılan suret beşer sureti. İnsan manasına elbise... Gülün kokusu gülden, insan manası beşerden içeri. Ne kadar yaklaşırsan güle, dayarsan burnuna, dayanırsan ALLAH’a, kokuya o kadar yakınlaşırsın.. Ve bazı güller vardır ki, Allah ehli, onların kokusu uzaktan bile duyulur... “Koku”dan, gül olmuşlardır...

Hasılı;

Her kim sever Allahı, rahmet kılar vallahi
Dil sevgisiyle olmaz, Aşk ile yanan gelsin

İşbu sözü diyenden, bize nişan gerektir
         Sözün kısası budur, CANINA KIYAN GELSİN

(Yunus)

Allah bizleri de canını infak edenler zümresine ilhak eylesin ! Amin.

 

 
 
İstanbul - 15.01.2008
meryemirmak@gmail.com
http://sufizmveinsan.com