Kurumsallaşmak…
Kurumları Sollamak mı? Kurumu Sallamak mı? - 2

Her firmanın hatta her devletin ve hatta her kabilenin kurumsallığı başındaki insanın izlerini taşısa da …hırsızın hiç mi suçu yok… kabilinden kelimeyi sorgulayacak olursak…

“Kurumsal”

Gelişmenin ölçüsünü ifade eden bu kelime yani adı üstünde Kurum kültür ve birikimini ifade etmek için düşünülmeden ortaya atılmış bir metodun izlerini bu kelimede de bulmak mümkün.

Kelimenin tek başına anlamını tıpkı bir çocuk gibi algılamaya çabalayan bir başka milletin insanı öğrenecek olsa yalın haliyle “Kurumu salla” anlamasına yol açacaktır.

Araştırmadan her alanda yaptığımız gibi, en kolay ve zahmetsiz olanına yönelmenin izlerini bu kelimede de bulabiliriz.

Konumuz elbette kurumsallık olunca esas itibariyle hiç bir kurumu Sallamamaya da özen göstermemiz gerektiğinin altını önemle çizmemiz gerekecektir.

Konumuzun başında iki ayrı konudan bahsedeceğimi belirtmiştim. Bunlardan biri hurdacılık sektörüne ait bir kurumsallık örneği idi diğeri de  “Bal” sektörüne çok emek vermiş Anadolu Müteşebbislerinden bir örnek vermek istedim. Çünkü yaşananlarla anlatınlar her zaman fark oluşturur. Ne kadar teorik bilgiyi anlatırsak anlatalım yinede arazide yaşanalar her zaman farklı olacaklardır.

Söz konusu olan   ………. Bal üretimi yapan, ve köylülere bal üretimi için onları bilgilendiren, ürettikleri balı üreticilerden toplayarak ambalaj alanına da yatırım yapmış  bir firma idi….

Bu firma ile ilişkim halen bir devlet kuruluşunda İş müfettişliği yapan Doç. Dr. ……… ön sıfatlı bir tanıdığım vesilesiyle tanıştım.

Aynı …………… Bal Firması  aynı Ön sıfatlı Doç.Dr. ……………. Tanıdıklarından uzun bir süre özel Danışmanlık alarak Firmalarının Marka Amblem ve diğer adı üstünde kurumsal tüm aşamaları tamamlamışlar Isosu, Tasosu, Pasosu, 9-10 bin küsurlu her bir şeyleri tamamdı….. (Tıpkı Hurdacı arkadaşımın gibi).

Nerden biliyor olduğumu merak ediyorsanız…. Tanıştırıldığım gün, her bir amblem, masa üstü bayrak ve hatta belgeler duvarlarında boy boy asılı duruyorlardı.

Tanıştırılma sebebine gelince Çok muhterem Bu ön sıfatlı emekliliği çoktan geçtiği halde hala bankamatikten para çekmeyi çok seven yaşça büyük abim…. Bir vesile ile bir seminerimden sonra Tarzımızı beğendiğini ifade ederek, ODTÜ in de bir yüksek okulunda Seminer için ön görüşmemiz sırasında Bana Eğitim Danışmanlığımın organizasyonlarında yardımlarını esirgemeyeceğini ifade etti. Ancak Kendime yakıştırdığım “İnsani Gelişim Hizmetkârı” İfademden dolayı zor olacağını da belirtmeyi ihmal etmemişti.

Sonraları aynı Ön sıfatlı Doç.Dr. ……….. İsimli abim Bana beraber kitap yazmayı teklif ettiğinde merak edip sebebini sordum.

Neden benimle? Ben lise mezunu ekmeğini helal işlerden kazanan bir insanım, malum Kariyer derdim yok, Ben sadece çok okuyan ve araştıran bir Anadolu evladıyım o kadar, dediğimde. Verdiği cevap o gün doğru bir yönde olduğumu gösteriyordu.

Çünkü, sen piyasa da halkın içinde ve Milletin yaşadığı gerçek sorun ve problemlerin nasıl çözüleceğini biliyorsun bizler ise Nedenlerini oysa tek başına Neden bilmek elbette önemli, sen ise Nedenleri bildiğin gibi işin Nasılını ve hatta başka nerelerde de kullanılacağı konusunda oldukça birikim ve tecrübe sahibisin dediğinde….

Önce abartıyor sandım.

Sonraları başka ön sıfatlı pek çok insanımızın devlet dairelerindeki mesailerinden sonra biriç oynamaktan veya lokallerinde okeye dönmekten, kendilerini geliştirmeye, araştırmaya ve halkın içine inemediklerini müşahede edince kendisine hak vermemek elde değildi.

Bu milletin evlatları bağımsızlığı kazanmak için Çanakkale’de fıldır fıldır can siparane dört dönerken o günlerde, bu gün okumuşu cahili her birisi ya okeye dönüyorlar. Ondan sonra da Amerika’ ya bakıp Nasıl atak üstüne atak yaptıklarını düşünecekleri yerde cafeler de batak üstüne batak atıyorlar….

Oysa bu ülkede hala adam gibi adam olanların sayısı oldukça çok olmasına rağmen sadece çalışmalara kendilerini adayan

Sn. Ertan Türkmen gibi Pek çok Bilim, ilim, görgü, nezaket ve letafet ustaları da eksik değillerdi…Kendi sayfasında bilgilerini paylaşmaktan uzak durmayan bu yurdun insanının Ellerine ve yüreklerine sağlık her birinin…. Ancak her yerde bulamayacağınız şu makalesini okumanızı hassasiyetle öneririm değerli okurtaclarım

Sözümüzü daha fazla ballandırmadan bal konusuna geçelim. Doç.Dr. ……… vesile oldu gittik …………… Bal firmasına. Konumuz, insan davranışlarında esnekliğin kazanılmasına dair eğitim danışmanlık ön görüşmesiydi.

24 saat süreli, tamamen sonuç ve pratik taktiklere yönelik Beyin Antrenmanlarından oluşturduğum program paketimi sundum ve bu konularda % 100 tatmin garantili eğitimlerin danışmanlığını yaptığımı ifade ederek son cümlemi bitirdiğimde, ön sıfatlı abim olayın direksiyonuna geçerek. Tamam dedi. Artık ücreti daha sonra görüşürüz, diyerek zaman darlığını imdadına bahane etti. Kolay elbet abim Doç. Dr. Biz ise SDÜ, HOHİV bölümü mezunu Yaşam ustası olarak elbette abimin kurumunu sallamasına vesile olmamalıydım.

Uzun lafın kısasının makbul olduğu herkesçe malumdur.

Son bir soru sorabilirmiyim Firmanın yetkilisine dedim. “Ne demek” dediler.

Beyefendi gördüğüm kadarıyla oldukça çok belge sahibisiniz. Neden hala eğitim almak istiyorsunuz dediğimde….verdiği cevap bana bu makaleyi yazmama vesile oldu.

“Hocam, biz aile şirketiyiz, uzun yılardır, dedemizin dağlardan köylülerden topladığı balları pazarda daha çocukken satmaya başladık, şükürler olsun bu noktalara geldik. Parasal anlamda sıkıntımız yok. Ancak babam bu firmada kesinlikle bayan elaman çalıştırmamıza karşı.( Çok dindarmış dediğine göre) Firmamız her geçen gün büyüyor. Pazarlama firmaları canımıza tak ettirdiler. Kendi personelimizi yetiştirmek istiyoruz. Gördük ki çalıştırdığımız elemanlar pek çoğu kendilerini yetiştirmiş insanlar çok güzel dil kalıpları kullanmaktalar, bazıları ise sadece verilen işlerinden başka bir işe yönelmemekteler.

Biz hem kendimizi eğitelim hemde çalıştırdığımız insanlarla ön eğitim alarak en azından uyumu bozmamaya gayrat etmeye çabalıyoruz… diye devam etti epeyce bir konu aktardı….

Benden ne istediklerini sorduğumda daha ilginç bir yaklaşım sergiledi….

Hocam şu gördüğünüz ödülleri ve belgeleri verdiklerinde almaya gidiyoruz, ama ne varki 5 dakika insanların önünde konuşamıyoruz, bütün ailemizin şirket idaresinde ve davranışlarında eksikleri mevcut biz sizden sonuç üreten farkları en kısa zaman da öğrenmek ve hayata geçirmek istiyoruz dediklerinde…..

Onlara son olarak ilk bölümde okuduğunuz Hurdacı arkadaşımı anlattım onlara ve flamaların rüzgarda sallandığından bahsettim, sonunda anlaşamadık….

Çünkü… o belgelerin Çoğu kurumsallığında şüphe olunamayan belgelerdi…

Oysa bendeki aktaracağım bilgilerim ise hiçbir kurumu sallamayan ve sonuç alan % 100 tatmin garantili bilgilerdi…

Doç.Dr ……….. abim daha sonra bana haber verecekti…. Sonuçtan….

Epey sonra haber aldım….. Zoraki E postalarıma cevap verdi…

O firmanın eğitim danışmanlığını kendisi almış beni de paravan olarak kullanmış….

Ben kendi yoluma devam eden Anadolu evladı olarak sizlere bu satırları yüreğimden gözlerinizin hattıyla gönüllerinize ulaşabilmenin bahtiyarlığından asla vazgeçmeyeceğim…

Çok sevdiğim bir anonim sözü yazmaya devam ettiğim Kitabıma isim yapma karaını da o ön sıfatlı abim den sonra aldım

Adı:

“At olmayacak tay gider eşeklerle yayılır” vesselam…

Açıklamalar:          SDÜ            : S ert D arbeler Üniversitesi 

HOHİV       : H elan O lan H er i şte V arım

(Devam edecek)

İnsani Gelişim Hizmetkârı
Beyin Antrenörü & Sevgipolog
0533 429 52 50
Kemal Koçak
 
Ankara – 28- Ağustos–2006
http://sufizmveinsan.com

http://kemalkocak.com
kemalkocak6@hotmail.com


Üst Ana sayfa e-mail