SOHBET KONULARI - 40

www.sufizmveinsan.com
 

1- Bakara Sûresi (2) / 259: Yahut şu kimse (Üzeyir) gibisini (görmedin mi) ki çatıları, damları/duvarları üstüne çökmüş/alt üst olmuş (ahalisi helak olmuş) bir karye’ye(kasaba’ya, kente) uğramıştı da:”Allah şurayı ölümünden sonra nasıl diriltir?”, demişti... (Bunun üzerine) Allah onu yüz sene (lik bir süre için) öldürmüş, sonra ba’setmişti... “Ne kadar kaldın?” dedi (Allah)... O da: “Bir gün veya bir günün ba’zı/birazı” dedi... (Allah) buyurdu: “Hayır, yüz sene kaldın... İşte yiyeceğine ve içeceğine bir bak; hiç bozulmamış... Eşeğine bak... Seni insanlar için bir ayet(ibret) kılalım diye (bunu yaptık)... Kemiklere bak, nasıl onları çatıyor/iskeletini kuruyor sonra et giydiriyoruz onlara”... Kendisine iş açıkça belli olunca/durum netleşince şöyle dedi: “(Şimdi) biliyorum, ki Allah herşeye Kadiyr’dir”. (Hasan GÜLER – “B” Meali)

Elmalılı Meali - Bakara Sûresi (2) / 259:

Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu.

"Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi.

Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti,

"Ne kadar kaldın?" diye sordu.

O da:

"Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi.

Allah buyurdu ki:

"Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?"

Böylece gerçek ona açıkça belli olunca:

"Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dedi.

2- Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor:

—Rasûlullah (s.a.v.)’i;

Ayakta ve otururken su içerken gördüm,

Yalınayak ve ayakkabılı olduğu halde namaz kılarken gördüm.

Namazdan sağı ve solu üzerine ayrılırken de gördüm. (K.S. 9–405 / 3095)

3- Hz. Aişe (r.a.):

—Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

—Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nâfile) oruç tutmasın.  

(K.S. 9-506 / 3201)

4- Sünnet ikiye ayrılır. Farzda olan sünnet, farzın dışında kalan sünnet.

Farzda olan sünnetin aslı Allah’ın kitabında vardır. Bunu almak hidayetin ta kendisidir, terki ise sapıklıktır.

Aslı Kitâbullah’ta olmayan sünnete gelince; onu almak, tatbik etmek fazilettir… Terki ise günahı mucip değildir. (Râmûz’ül Ehâdîs / 2577)

5-  Çok uyar olmak iki yüzlülüktür, çok aykırı davranmak da bedbahtlık…

(Hz. Ali – Hikmetler ve Sırlar:265)

6- İnsan aslı itibariyle rabbani bir varlıktır, sınırlandırılmamıştır. Hidâyet ise sınırlandırma demektir. Sapma ise sınırlandırılman kalkması ve insanın Rubûbiyetinin ortaya çıkması demektir. (İbni Arabî Hz. - Risâleler- C.3 S.192)

7- Hasanı-ı Basrî (r.a.) der ki:

—Allah’ın velî kulları, korku ile yücelere çıktılar. Onlarda korku, ümitten daha fazladır. Hikmetine gelince; beşeriyet hallerine aldanma tehlikesinin mevcut olmasıdır. Yolu öyle bir kapanır ki, farkında bile olamazlar. (A.K.Geylâni Hz. - Sırr’ül Esrar–127)

8- Makrokozmoz ile mikrokozmoz arasındaki sınır nerede; nasıl; neden?

Biz bu sınırın neresindeyiz?

Tümel yapı nerede bölünüyor ve katmanlar oluşuyor?

Varsa ayrı birimler ve katmanlar, nasıl oluşuyor?

Varsa bunlar, sınırlar ne ve nerede?

Yoksa böyle bir şey mi yok?

Kaderini yazan kalem bu arada nerede? Kimin elinde?

Bunlar sembollerse, bu semboller neye işaret ediyor; gerçeği ne işaretlerin?

Düşünen beyinlere has sorular; kendini tanımak isteyenlere ithaf olunur!

(Ahmed HULÛSİ- Mesajlar - Mesaj No:142)

9- Vehim nuru, özellikle vehim gücüne de sahiptir. Bu gücü orijin olarak yaşayanın, tasarruf edebilenin kurmuş olduğu hayal tümüyle gerçekleşir. Bu koşul, vehmin etkisinden kurtulanın vehim gücüyle yaptırıma girmesi şeklinde adlandırılır.

(Ahmet Fevzi YÜKSEL – “The Secret/Sır” yazısından)

   

 

 

 
 
Derleyen: Hamdi Cenik
İstanbul - 13.03.2008
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com