SOHBET KONULARI - 44

www.sufizmveinsan.com
 

1- Furkan Sûresi (25) / 31:

İşte böylece her bir Nebiy için mücrimlerden bir düşman kıldık... Hadi (hidayet eden, yol gösteren) ve Nasıyr (yardım eden, zafere ulaştıran) olarak Rabbin kâfidir. (Hasan GÜLER  “B” Meali)

Elmalılı Meali - Furkan Sûresi (25) / 31:

(Resulüm!) Ve işte biz böyle her peygamber için günahkârlardan bir düşman yapmışızdır. Bununla beraber hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

2- Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur:

—Meclislerde konuşulanlar, emanet hükmündedir. (Ebu Davud, Sünen,4369)

3- Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur:

—Çok gülmeyiniz! Zira çok gülmek kalbi öldürür. (İbn Mace, Zühd,19)

4- Bu yol sükûtla başlar; ilki budur. Konuşmak sonradan gelir.

Sus, taşma, içini doldur; sonra izin al, konuşmaya koyul.

(A.K.Geylânî Hz. İlâhî Armağan / 48)

5- Şirk-i hafi’nin onlarda bulunmasından ötürü onlara; Allah’a îman edin!!!.. denmiştir. Allah’ın Vahdâniyetine îman edin denmemiştir. Zira, Hakk’ın varlığına iman getiren mümindir amma gizli şirkten kurtulmamıştır. Allah’ın Tevhidine inanan kimse, Allah’a ortak koşmayı nefi eder. (Nefi=Nefy=Sürgün etmek)

Mü’min, Esma-ül Hüsnâ’dan bir isimdir.

Öyle ise.. Mü’min, hem Hakk’ın, hem halkın ismi olur.

—Mü’min, mü’mine kenetlenir… Hadis ’i hükmünce;

HAK olan mü’min, halk olan mü’mini korur. (İbni Arabî Hz. Vasiyetler / 237)

6-"Subhanallah" kavramının, string boyutundaki stringlerin altı yönlü hareketiyle, evren içre evrenlerin "her an yeni bir şan" alışının dillenişi olduğuna...

"Elhamdulillah"ın, bu boyuttaki tekil hareketin (çokluktaki tekilliğin), ancak, onu meydana getiren tarafından değerlendirilebileceğinin dile gelişi olduğuna...

"Allahuekber"in, "tanrı uludur" demek olmadığını, bu yüzden ezanın böyle Türkçeleştirilemeyeceğine; sonsuz boyutları ilminde yaratanın, yaratılmış ilimle kavranamayacağına, işaret ettiğini...

Hiç düşünmediler… Akıllarına hayallerine bile getiremediler!

(Ahmed HULÛSİ–Yenilen! – Tanrı Ulu mudur? / S:50)

7-  … Beyindeki tüm algılamaların, tamamıyla bir elektromanyetik dalga çözümü olduğunu, gerçekte toprak veya madde bir dünyanın, beyinde ve ruhta asla yeri olmadığını anlayamamaları; sonuçta, onlarda, anlattıklarımızın havada kalmasına yol açmaktadır. (Ahmed HULÛSİ – Yenilen! – Kurân Sırlarının Derinliğine / S:145)

8- … "vahdet" konusunu dahi, bugünkü maddeyi esas alan yaygın din anlayışıyla değerlendirebilmek mümkün değildir.

(Ahmed HULÛSİ – Yenilen! – Kurân Sırlarının Derinliğine / S:145)

9- Beyin, algılamasındaki "semî"yet ve "basîr"etin, çok yüksek frekanslı üst açılımlarının devreye girmesiyle kendisinde açığa çıkacak olan "oluşmuştan oluşturan boyuta" (eserden müessire) yoluyla "eşyâ"nın ve kendisinin "Hakikatini" kavrarsa, "print-out"u (çıktısı) olan bilinç de "B-ismi Allah"ın anlamını hissetme hâlini yaşar!.

(Ahmed HULÛSİ – Yenilen! – Kurân Sırlarının Derinliğine / S:146)

10- İnsan neden kendini bilinçsizce örterken başka insanları da örtmek ister acaba?

(Ahmet F. YÜKSEL – Değerleri Yaşamak)

 

 

 

 
 
Derleyen: Hamdi Cenik
İstanbul - 10.04.2008
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com