SOHBET KONULARI - 46

www.sufizmveinsan.com
 

1- Enfal Sûresi (8) / 44:

Hani siz karşılaştığınız vakit onları gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu... Ta ki, Allah, fiile dönüşmüş (indinde tahakkuk etmiş, olmuş bitmiş) işi gerçekleştirsin... (Nihayet tüm) işler Allah’a döndürülür.

(Hasan GÜLER – “B” Meali)

Elmalılı Meali - Enfal Sûresi (8) /44:

Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah'a döndürülür.

2- Rasûlullah (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde buyuruyorlar ki:

-Ey Ümmeti Ashabım!...

Siz ilmin çok, soranın az bulunduğu bir devirdesiniz… Şimdi, sizin amel etmeniz ilim yapmanızdan efdâldir.

Ancak öyle bir zaman gelecek ki, o zaman ilim yapanlar az, soru soranlar ve cahil hatipler çok olacak… İşte o vakit; SİZİN İLİM YAPMANIZ AMEL ETMENİZDEN EFDÂLDİR. (İbn-i Arabî Hz. Vasiyetler / 7)

3- Akıllının hatası, büyüktür. (Hz. Ali – Hikmetler ve Sırlar / 88)

4- Dininiz dört şeyle gider:

1-Söylediğiniz, işinizi tutmazsa…

2-Bilmediğiniz işlere karışırsanız…

3-Bilmediğinizi öğrenmez, dolayısıyla cahil kalırsanız…

4-İnsanları, bilmedikleri şeyleri öğrenmekten alıkoyarsanız…

(A.K.Geylânî Hz. İlâhî Armağan / 53)

5- O fitnelerden dördüncüsü evlâd sevgisidir.

Çocuk, babasının sırrı, ciğerinin bir parçası ve ona eşyanın içinde en yakın olduğu için evlâd sevgisi kişinin aslında kendisini sevmesidir…

Dolayısıyla Allah, kişiyi kişinin nefsinden çıkan parçayla, Allah’ın emirlerine riayet edip etmemesi hususunda imtihan eder. (İbn-i Arabî Hz. Vasiyetler / 140)

6- İnsan, halifetullah olarak, gerek afakî noktada, objektif dışa açılma noktasında, evrenin boyutlarını ve katlarını ihata edebilecek bir güce sahip olmasına karşın, afaki özelliklere vakıf olabilecek bir güce sahip olmasına karşın, ayrıca enfüsî boyutta, yani nefsinde ilâhi vasıfları “zati vasıfları tanıyabilme” yetisine, istidadına ve kabiliyetine sahip bir varlık olarak meydana getirildiği için; özünde Allah’ı bulma, Allah’ı tanıma, Allah’a arif olma, varlığının Allah’ın varlığıyla kaim varlık olduğunu hissedip yaşayabilme, dolayısıyla Allah’ı zatında bulup tanıyabilme özelliğine sahip olduğu için halifetullah olmuştur..

(Ahmed HULÛSİ  - Allah’ı Tanıyalım video sohbetinden)

7- "Esmâ ül Hüsnâ" olarak bildirilen; veya onların ötesindeki, umuma açıklanmamış olan tüm "isim"lerin işaret ettiği özellikler, hep bu tek "vücud"a aittir!.

“Ahad" ve "Samed" olarak tarif edilen bu "vücud", diğer isimlerin işâret ettiği özelliklere dahi sahiptir; ve dahi, o isimlerin işâret ettiği özellikler hep bu "vücud"da yaşanmaktadır!. (Ahmed HULÛSİ – Yenilen! – Kurân Sırlarının Derinliğine / S:147)

8- "NOKTA" içindeki projeksiyonda, esmâ mertebesinde, sanal olarak "var" olan insan bilincinin; indinde sayısız "nokta"lar var olanı bilebilmesi nasıl mümkün olur ki!

(Ahmed HULÛSİ – Yenilen! – Kurân’ı Neden Anlamıyoruz? / S:106–107)

9- “Evrensel kişiliğini” fark edemeyenler, geçmişte “bühl” olarak tanımlanmışlardır!.

(Ahmed HULÛSİ – Dosttan Dost’a - 1609)

10- Bireylerin ve toplumun değer yargılarında/şartlanmalarında (value judgements and conditionings) ciddi değişiklik olmadan tasavvufi konuları anlamaları mümkün değil. (Ahmet F. YÜKSEL – “Aslına Bakacak Olursak” yazısından)

 

 

 
 
Derleyen: Hamdi Cenik
İstanbul - 24.04.2008
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com