SOHBET KONULARI - 71

www.sufizmveinsan.com
 

İyi niyet, en yakın çevremizden başlayarak, başkalarına yardım yapılmayı gerekli görmek, öğrendikten sonra da bunu etkili biçimde bir şeyler yapmaya çabalamaktır. Bu nedenle yardımcı olmak, paylaşmak gayesi ile sohbet ortamlarında önemli konuları teşkil edecek soru düzeyinde bazı metinleri hazırladık.
Umarım faydalı oluruz.


1- Âl-i İmrân Sûresi (3) / 81:
Hani Allah Nebilerden
(ve ümmetlerinden şu konuda) söz almıştı:

"Size hakikat bilgisinden ve Hikmet verdim, bundan sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir Rasûl geldiğinde, Ona bütününüzle iman edecek ve yardım edeceksiniz. Kabul edecek misiniz?",

"Kabul ettik" dediler!

"Şahit olun, ben de şahidim hakikatiniz olarak."

(Ahmed HULÛSİ  ”B” Kapsamında Kurân’a Bakış)

2- Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde buyuruyorlar ki:

—Mümin, işin temeline vakıf olandır.

(Abdülkâdir Geylânî Hz. Fütûhû’l Gayb / 186)

3- Rasûlullah (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde buyurdular ki:

—Kuvvetli mü'min, Allah nazarında zayıf mü'minden daha sevgili ve daha hayırlıdır. Aslında her ikisinde de bir hayır vardır.

Sana faydalı olan şeye karşı gayret göster. Allah'tan yardım dile, acz izhar etme. Bir musibet başına gelirse:

"Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!" deme.

"Allah takdir etmiştir. Onun dilediği olur!" de!

Zira "eğer" kelimesi şeytan işine kapı açar."  (Kütüb-i Sitte / 4807)

4- İnsanın dini dert ortağıdır. (Hz. Ali – Hikmetler ve Sırlar / 71)

5- Bilgi, Rasûlullah`ın, "Allah" ismiyle işaret ettiğinden açığa çıkan; evren içre evrenler suretinde algılanan, "nefh" olmuş "nefesi Rahman"dan başka bir şey değildir!. (Ahmed HULÛSİ – YENİLEN! / Salâvat ve Ayna Nöronlar / S:86)

6- Esasen "Akl-ı küll" veya "Akl-ı evvel" tanımlamaları dahi mecazî ve izafeten kullanılır; gerçekte "İlim" vasfının açığa çıkması hâlinde aldığı isimden başka bir şey değildir. Birimin derûnundaki, hakikatindeki "ilim" boyutunun tanımlaması "Akl-ı küll"dür ki, "vahiy"in kökeni dahi budur. "Akl-ı evvel" ise tamamıyla yakıştırma bir tâbir olup, ehli olmayana Esmâ mertebesinin "şe'n"deki "ilim" boyutunu tarif için kullanılmıştır. "AN" içre geçerli "ilim"e işaret yollu olarak.

(Ahmed HULÛSİ -  ”B” Kapsamında Kurân’a Bakış / ESM ÜL HÜSNÂ)

7- Namaz kılan bir insanın önünden geçen kişi nasıl bir günah işliyor ki bu günahı işleyeceğine kırk yıl beklemeyi yeğlemesi daha iyi oluyor?

(İbn-i Arabî Hz. Kur’an Mührü / 285)

8- Nimete şükreden, Allah’ı perde arkasından anar.

Belâya sabreden ise.. perde aralanmış olduğu halde ibadet eder.

Şükreden, nefsinin isteğini yerine getirdiği için şükreder, Hakkı anar ve sever.

Sabırlı ise.. Rabbinin sevgisi ile olur.

Şükreden malı ile övünür.

Sabırlı ise.. şahı ile övünür.

Şükreden nimetler içinde olduğu halde, nefsini korur.

Sabırlı ise.. yaratanı için kalbini saklar.  (Ahmed er-Rufâî Hz. Onların Âlemi / 390)

9- İmamlarımızdan biri şöyle demiştir:

Halka hakkın gözüyle bakan onlara merhamet eder.

İlim gözüyle bakansa onlara buğz eder. (İbn-i Arabî Hz. Risâleler / 2–224)

 

 

 
 
Derleyen: Hamdi Cenik
İstanbul - 03.04.2009
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com