Tesettüre dair bir sıkıntı
Tabip Dr. Mevlüt Katırcı
 
 

Tesettür Allah'ın (cc) emri. Bütün mezheb ulemalarının bu mevzuda aykırı bir fetvası yok. Dışarıda sıcaklığın sıcaklığın 40 dereceyi zorladığı bir mevsimde bir hanım efendiye üstüne hangi dünyalığı da verseniz eğer inanmıyorsa tesettüre sokamazsınız. Mü'mine bir hanıma bunu gönül rızasıyle yaptıran emri ilahiden başka ne olabilir?

Tesettüre Kur'ani bir buyruk dışındaki tüm yaklaşımlar dini mübini İslamın gücünü sarsmaktan öte bir niyet taşımasa gerek. Allah Resulu (sav) efendimizin mübarek hanımlarının kişiliklerinde şekillenen tesettür kıyamete kadar baki bir buyrukdur. Bu ilahi buyruğu hafife almak, bunu çağa ve kültüre göre biçimlendirmeye çalışmak, tesettürü bir moda kalıbına sokmak, tesettürü sistemle uyuşturmaya çalışmak fitnedir. En saf bir düşünceyle cahilliktir diyebilirim. Haşa Allah ve Rasulü bilmiyordoda günümüzün madacı müslümanları hanımlarımıza şekil vermeye kalkıyorlar. Müslüman kadın yaşadığı müddetçe tesettür emrine riayet etmek zorundadır. Bu emri yerine getiremeyen bacılarımız, kadınlarımız bunun haram olduğunu bilir ve içlerinde bunun eksikliğini hissediyorlarsa günahkardırlar. Allah'dan (cc) tüm mü'mine bacılarımıza tesettür şuruna ermelerini nasip etmesini niyaz ederiz.

Ayet ve hadislerle tesettürün farz olduğu sabittir. Bu ilahi buyruğun uygulanışıda herhalükarda ilahi buyruğa, İslamın manasına ve özüne aykırı olmaması gerekir. Tesettürün toplum yapısına, iklim ve coğrafya şartlarına göre şekillenebileceğini biliyorum. Ne var ki dünyanın hangi noktasında yaşarsa yaşasın, kendi kültürüne göre örtünen bir hanım bunu İslam dairesinin dışında yapmaz. Tesettürden murad edilenin kadını namahrem nazarlardan muhafaza etmek ise hangi iklimde yaşarsa yaşasın kıyafeti tesettürdür denilecek biçimde olmak zorundadır.

Son senelerde şehir hayatının içindeki kadınlarımızın kızlarımızın ekseriyeti kılık ve kıyafetleriyle ''tesettürlü'' denilemeyecek bir halde dolaşmaktadırlar. Kapalı ile tesettürlü birbirinden ayrıldı.  Renk uyumları, eşarpları, pantalonları yırtmaçları vb. kıyafet uyumlulukları ile ''setr'' olamayı bıraktım, daha bir dikkat çeken, daha bir kendilerine bakılır bir hal aldılar. Tesettürden ticari bir rant sağlayan hazır giyim firmalarıda bunu alabildiğine körükledi. Bugün İstanbul sokaklarında öyle hanımlara denk geliyoruz ki açık gezseler bu derece dikkat çekmeyecekler. Toplumda kabul gören gerçek şu ki, tesettürün en uygunu, en takvalısı çarşafdır. Uzun pardosü ve eşarp da bunu sağlar. Velhasıl kadının dişiliğini sergilemeden beden yapısını ortaya sermeden giyilen kıyafetlere tesettür denilebilir. Ama rengarenk ve daracık kıyafetlerle tesettür olmaz. Senelerdir zihnimi meşgul eden bu sorunu eski gazeteleri müşahade ederken islami hassasiyete sahip bir gazetemizdeki  köşesinde Mine Alpay Gün  hanımefendi güzel bir tesbitle gözönüne sermiş. Dişilikli giyinenler - kişilikli giyinenler. Bu ayrım çok yerinde bir tesbit. Kadınlarımız kıyafet ve duruşlarıyla etraflarına numune teşkil etmelidirler. Dikkat çekmemelidirler. Kadınımız toplum hayatında  fikirleriyle, annelik sanatıyla ön plana çıkabilir, kılık kıyafetleriyle değil.

Caddelerde sokaklarda rengarenk kıyafetleri, kıyafetlerine uyan makyajları, güneş gözlükleriyle tesettürün dışında bir kapalılık sergileyen kadınlar, kızlar başlarındaki örtülerle bir davanın, bir inancın hizmetinde değil ,zararına bir duruş sergilediklerine inanıyorum. Tesettür adabına uygun olmayınca başka bir şekil alıyor.

Haddimi aştım ise affınıza sığınırım. Ama Allah için de gördüğüm bir eksikliğide içimde barındıramadım. Dertlerimizi birbirimizle paylaşmazsak içimizde sıkıntılarımız çığ gibi büyümektedir. Allah tüm bacılarımıza ve tüm ümmete i'zan ve şuur ile yaşamayı nasip etsin.

 
 

 

 
 

Tabip Dr. Mevlüt Katırcı
hursidnasiri@gmail.com
Başakşehir
http://sufizmveinsan.com