Yaşam Sanatı
Nilay Caki
 

Dünyada global ekonomik krizlerin öncülerinin oluştuğu, asıl kriz dönemlerinin ise oluşmasının beklendiği bir yıl 2008…

Ekonomi, bir alış-veriş bilimi ve aynı zamanda yöntemi.

Alışveriş ise insan eksenli bakıldığında elindekini, ihtiyacın karşılığında karşındakinin elindekiyle değiş tokuş etmek olarak tanımlanabilir.

Burada ihtiyacının sınırlarını ve kiminle değiş-tokuş içerisinde olduğunu belirlemek, aslında bir bakıma yaşam sanatı.

Yaşam sanatından kastımız ise doğal olarak bizlerin bakış açısıyla Din’in bize bildirdiği…  İçsel ve dışsal olarak her alanda hakkıyla ortaya konabildiğince Sanatkâr aşikâre oluyor.

Global ekonomik krizlerden en çok etkilenenlerden biri olan ülkemizde ise alışverişin bir yaşam sanatı olarak algılanmadığı ve uygulanmadığı ortada.  Yaşanan örneklere bakın, herkes en iyiyi en ucuza alma peşinde. Alışverişteki en belirgin amaç özetle: ”Ben en iyiyi hak ediyorum ama (cebimde param kafi miktarda olsun olmasın) onu en ucuza almalıyım”. Bu bakış açısı buram buram Ego kokmuyor mu?

Bu nedenle, alışveriş alışkanlığımız şöyle gelişmekte: En iyilerin sunulduğunu düşündüğümüz, en ucuza fiyat ilan edilen büyük alışveriş merkezleri… Kimsenin semt  esnafına aldırdığı yok. ”Canım o da fiyatlarını indirsin, daha iyi malı daha ucuza getirsin!” düşüncesi, kendini haklı görmek ve göstermek için yeterli.

Oysa o semt esnafı, ekonomideki çekirdek dişli. Kazandığını çekirdek yapısı olan ailesi aracılığıyla tekrar ekonomiye hızla aksettiriyor. Nispeten daha az kâr odaklı, onun  asıl derdi yaşam kavgası! Dev alış-veriş merkezleriyle rekabet edemeyeceği çok açık ve toplumun çekirdek yapısını ayakta tutmak için yaşaması, yaşatılması lazım!

Paylaşmak, sadece sadaka vermek değildir, adil ticaret bakın Efendimiz (s.a.v) tarafından nasıl müjdelenmiş:

Huzeyfe ve Ebu Mes'ud el-Bedrî (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittiklerini anlatır: "Sizden önce yaşamış olan birisine, ruhunu kabzetmek üzere melek gelmiş idi, sordu:

"-Bir hayır işledin mi?" Adam:

"-Bilmiyorum" diye cevapladı. Kendisine tekrar:

"-Hele bir düşün (belki hatırlarsın) dendi. Adam:

"-Bir şey hatırlamıyorum, ancak dünyada iken, insanlarla alış-veriş yapardım. Bu muamelelerimde zengine ödeme müddetini uzatır, fakire de (ödeme işlerinde müsamaha ve bazı eksikliklerini bağışlamak suretiyle) kolaylık gösterirdim" dedi.

Allah onu (bu kadarcık iyiliği sebebiyle affedip) cennetine koydu."

Buhârî, Büyû 17-18, Enbiyâ 50, İstikrâz 5; Müslim, Müsâkât 26-31, (1560).

Ve pazarlık bakın hangi kıstaslara bağlanmış:

6637 - Kayle Ümmü Beni Emmar radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yaptığı umrelerden birinde kendisine Merve'de yaklaştım ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ben alıp satan bir kadınım. Bir şeyi satın almak istediğim zaman arzuladığımdan daha düşük bir fiyat teklif ediyorum. Sonra yavaş yavaş artırarak arzuladığım fiyata geliyorum. Bir şeyi satacağım zaman da, önce, almayı arzuladığım fiyattan daha yüksek bir fiyat teklif ediyor, sonra yavaş yavaş inerek arzuladığım fiyata geliyorum, (böyle yapmama ne dersin?)" dedim.

Şu cevabı verdi: "Ey Kayle, böyle yapma. Bir şey satın almak istedin mi, düşündüğün fiyatı söyle, sana verilsin veya verilmesin."

Aleyhissaltu vesselam sonra şunu söylediler: "Bir malı satmak istediğin zaman da versen de vermesen de (yüksek fiyat değil) satmak istediğin fiyatı söyle." (Kütüb- i Sitte)

Cebimizdeki alışveriş aracı para, egomuza teslim olmadıysa, en iyiyi en ucuza hak ediyorum davasında değilsek, %3-5’lik farkı yaşam sanatı adına feda edebiliyorsak, dürüst, namuslu ticaret yapan, yaşam kavgası içindeki esnafı hatırlayalım!

Selam ve dualarımla,..

 

 
 
08.04.2008
ncaki2007@yahoo.com

http://sufizmveinsan.com