Bazı Ayetler ve Anlamları -34-

 

Ş Û R   S Û R E S İ

Ha Mîm . (42/1)
Ayn Sîn Kâf . (42/2)
...elâ innellâhe hüvel Ğafûrur Rahîm. (42/5)
Muhakkak ki Allah, Ğafur ve Rahîm'dir..
Vellezînet tehazû min dûnihî evliyâallâhü hafîzun aleyhim.(42/6)

Allah'tan   gayrını   kendine   dost  edinenler  (var  ya!,)...   Onları   ayakta  tutan, varlıklarını devam ettiren de Allah'tır.

...yüdhılü men yeşâü fî rahmetihî ... (42/8)
Dilediğini, rahmetine dahil eder...

...rabbî aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb. (42/10)
Rabbime tevekkül ettim ve O' na yöneldim ..

...leyse kemislihî şey', ve hüves Semîül Basîr. (42/11)
O'nun misli hiç bir şey yoktur. Ve O , işiten ve görendir.

Lehû mekâlîddüs semâvâti vel ard. (42/12)
Semaların ve yerin kilitleri, O'nun dur ..

Allâhu tectebî ileyhi men yeşâü ve yehdî ileyhi men yünîb. (42/13)            
Allah,  dilediğini kendine seçer ve kendine yönelenleri hidayetlendirir.

Vemâ teferrakû illâ min ba'di mâ câe hemül ılmü bağyen beynehüm... (42/14)
Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, ancak, aralarındaki hasetten dolayı ihtilafa düştüler.

...vestekim kemâ ümirte , velâ tettebi' ehvâehüm ... (42/15)
Emr olunduğun gibi ol!.. Ve, onların hevâlarına tâbi olma!..

...elâ innellezîne yümârûne fissâati lefî dalâlin beîd.  (42/18)
Dikkat edin ki,  kıyamet hakkında şüphe edenler,  büyük bir delâlettedirler.

Allâhü latîfün bi ıbâdihî yerzüku men yeşâü ve hüvel Kaviyyül Azîz.  (42/19)
Allah, kullarına karşı lütuf sahibidir. Dilediğini rızıklandırır. Ve O, Kavî (Tüm kuvvelerin oluşmasını sağlayan tek kuvvet sahibi) ve Azîz (Hükmü geçerli, mutlak galip. Eşi ve benzeri olmayan) dir.

..fein yeşeillâhü yahtim alâ kalbike... (42/24)
Allah dilese, senin kalbine de mühür vururdu..

Ve hüvellezî yakbelüt tevbete an ıbâdihî ve ya'fû anis seyyiâti ve ya'Iemu mâ tef'alûn. (42/25)
O, kullarında tevbeyi kabul eder, günahları af eder. Ve, yaptıklarınızı bilir..

Ve yestecîbüllezîne  âmenû ve amilüssâlihâti ve yezîdühüm min fadlih...(42/26)
İman   eden  ve  Salih amel işleyenlere icabet eder. Fazl ve  keremini   artırır.

Velev  besetallâhürrızka  li ıbâdihî  lebeğav fil ard.  (42/27)
Allah,  kullarına rızkı  bollaştırsaydı; yeryüzünde azıp, taşkınlık ederlerdi.

Vemâ esâbeküm min musîbetin fe bimâ kesebet eydîküm ve ya'fû an kesîr. (42/30)
Başınıza gelen her musibet, kendi yaptıklarınızın karşılığıdır. Allah,çoğunu af eder.

Femâ ûtitüm min şey’in femetâul hayâtid dünya ... (42/36)
Size verilen şey, dünya hayatının nimetidir.

Vellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhişe ve izâ mâ gâdibûhüm yağfirûn. (42/37)
Onlar, günahın büyüklerinden ve çirkin davranışlardan kaçınırlar. Öfkelendikleri zaman da, af ederler

...ve ekâmüssalâte ve emrühüm şûrâ beynehüm ve mimmâ razeknâhüm yünfikûn. (42/38)
Namazlarını ikame eder, işlerini aralarında danışır ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Ve cezâü seyyietin seyyietün mislühâ , femen afâ ve esleha feecrühû alellâh... (42/40)
Bir kötülüğün cezası, o kötülüğün misli bir karşılıktır. Kim af eder ve sulh tesis ederse, O'nun mükâfatı Allah kalındadır.

Ve men yudlilillâhu femâ lehû min velliyyin min ba'dih . (42/44)
Allah'ın delâlete düşürdüğüne artık,hiç kimsenin yardım ve dostluğu mümkün değildir.

...ve men yudlilillâhu femâ lehû min sebîl. (42/46)
Allah'ın saptırdığı için artık kurtuluş yolu yoktur.

...Yahluku mâ yeşâ'... (42/49)
(Allah) dilediğini yaratır.

05/11/2002
http://sufizmveinsan.com

Ön sayfa