Hastalıklar / Musibetler ve Rahmet

4. Bölüm

www.sufizmveinsan.com
 
 

Ahmet Fevzi YÜKSEL- Hadisler-Sorular-Yorumlar -3

Allah’tan yardım mihnet oranında gelir, sabır da bela oranında (Hadis)

Gam, keder veya musibete uğramış kimseye Allah aynı oranda yardım eder, deniliyor. Belaya uğrayanların, karşılığında alacağı yardımı sabır olarak işaretliyor Hz. Muhammed (s.a.v).

Burada sabra neden olan şey yani bela, mihnetten daha ağır ve yoğundur. Anladığım kadarı ile bu noktaya dikkat çekmek isteniyor.

Ahmet Fevzi YÜKSEL- Bana Sorulanlar -1-

Soru: ‘Sıtma, her müminin cehennemden hazzıdır.’ (Hadis)
Neden “cehennemden hazzıdır” denilmektedir?

Cevap: Müminin bu dünyada başına gelen birçok musibet, onun ahirette çok daha yoğun ve uzun süre yaşayacağı büyük acıların, olayların karşılığı durumundadır. Cenabı Hak, bu olumsuzlukları Mümini sevdiği için ona verir.

Mümin de bunun bilinci ile üzerine gelen badirelere, çilelere haz duyarak katlanır. Allah Rasûlü (s.a.v) bunu cehennem ateşini sıtma hastalığına benzetmiş (ateşli hastalık) ve bu itibarla ‘Sıtma, her müminin cehennemden hazzıdır’ demiştir. 

Cüneyt-i Bagdadi (Rahimallahu Aleyh) der ki:

"Bela, ariflerin kandili, müritlerin uyarıcısı, müminlerin silahı ve gafillerin helak olma sebebidir. Başına bela gelip de hoşnutluk ve sabır göstermedikçe hiç kimse imanın tadına varamaz " (Gazali-İlahi Nizam)

Dahhak der ki:

"Her kirk gecede bir başına ya bir bela ya bir keder veya bir musibet gelmeyen kimsenin hesabına, Allah (C.C) katında hiç bir hayır yazılmaz"(Gazali-İlahi Nizam)

Muaz Ibni Cebal (R.A) der ki:
"Allah bir kulun başına bir hastalık verince sol yanındaki meleğe "Çek ondan kalemi", sağ yanındaki meleğe de "bu kulumun hesabına yapageldiği amellerin en iyilerini yaz" diye talimat verir. (Gazali-İlahi Nizam

İbni Ata (Rahimehullahu Aleyh) der ki:
"Kulun gerçek mümin olup olmadığı bela ve ferahlıkla karsılaştığı anlarda belli olur. Ferahlık günlerinde şükredip bela günlerinde sızlanan kimse, (kulluk ve müminlik iddiasında) yalancıdır.
"Eğer bir kimse bütün insanların ve cinlerin bilgisini nefsinde toplamış olsa da üzerine doğru bela rüzgarı estiği zaman başına gelenlerden ötürü açıktan açığa şikayet ederse, ilminin ve amelinin ona hiçbir faydası yoktur"(Gazali-İlahi Nizam)

Tâbi'înden biri, bir arkadaşıyla Basra'yı gezerken bir mağaraya gelmişler. Burada yaralarından cerâhât akan bir adam görüyorlar. Bunlardan biri hasta adama: "Seni burada kimse görmüyor, Basra'ya git ki hekimlere görünüp iyileşirsin" diyor. Bu sözü işiten hasta adam da:

"Yâ Rabbî! Hangi günâh işledim ki, bu adamları buraya gönderdin, tövbeler olsun" diyor. (http://www.sufizmveinsan.com/arastirma/velilersofrasi6.html)

MEKTÛBÂT-I RABBÂNÎ - 6.Mektup:

Her ne zaman belâ ve musibet vaki olsa; öncelikle feraha ve sürura sebeb oluyor. O zaman şöyle diyorum:

— Daha yok mu?.

Dünya metaı cinsinden bir şeyim benden gitse, gönlüm hoş oluyor; aynısının olmasını temenni ediyorum.

Sebepler âlemine indirildiğim an, nazarın aczime ve fakrime ilişti. Bu da, benim için bir nevi hüzün oldu. Bu dahi, ilk baştan gelen az zarar dolayısı ile oluyordu.

Anlattığım üzüntü devam ediyordu, isterse o az zarar, tezce gitsin; hiç gelmemiş gibi olsun.

Bir belânın, yada musibetin defi için Subhan Allah'a dua ettiğim zaman; bundan maksad, o belânın veya musibetin kalkması değildi. Gerçek olan:

— «Bana dua ediniz.» (40/60)

Emrine imtisaldi. Ne var ki, şu anda duadan maksad, belâ ve musibetlerin kalkmasıdır.

MEKTÛBÂT-I RABBÂNÎ - 342.Mektup:

Elemler ve musibetler, her ne kadar ağır olsalar da; zira onlar, çekilen eziyetlerdir; lâkin onlarda ikram ümitleri vardır.

Bu dünya hayatının en güzel metaı da, gam ve hüzündür. Bu sofranın, ne kadar güzel nimetlidir o elem ve musibet... Bu, bir şekerdir ki; acı ince bir ilaç kılıfına girmiştir. O şekerin tadını, saidlerin nazarı, bu hile yolundan almıştır. Bu acıyı da, şeker gibi yutarlar.

MEKTÛBÂT-I RABBÂNÎ - 330.Mektup:

Bu musibetler, zahirde yaralar durumundadır; lâkin hakikatte onlar merhemler gibidir. Terakkileri muciptirler. Hayırlı neticeler ve semereler, onlara göre tertip edilmiştir. Bu semereler, Allah'ın inayeti ile, ahirette vaki olacak semerelerin onda biri dahi değildir.

 

 

 
 
Yansıtan: Hamdi Cenik
İstanbul - 05.12.2006
hamdicenik@hotmail.com
http://sufizmveinsan.com