mevsol.gif (323 bytes)

mevsag.gif (324 bytes)

RAMAZAN HİLÂLİ

Hz.Ömer zamanında Ramazan ayı yaklaşmış, oruca başlanmak için hilâlin görülmesi kalmıştı. O akşam üzeri  de birkaç kişi  hilâlin doğup doğmadığını  tespit için bir dağın tepesine çıkıp  beklemeye, bir yandan da gökyüzünü kontrol etmeye başlamışlardı. Hilâli görüp kutlulanmak, hayırla, bereketle Ramazan ayına erişmenin mutluluğunu haykırmak iştiyakında idiler.  Derken içlerinden biri heyecanla Halife’ye koşup haykırdı:

- Ey Ömer işte hilâl!...

Hz. Ömer başını göğe kaldırdı, uzun uzun  inceledi, adama dönerek:

- Bu söylediğin hilâl senin hayalinden meydana geldi. Ben gökleri senden daha iyi görürüm.  Böyle iken gördüğünü iddia ettiğin hilâli nasıl olur da göremem?.. Elini ısla, kaşlarını bir sıvazla bakalım, yine görebilecek misin?... dedi.

Adam denileni yaptı, ellerini ıslatarak kaşlarını sıvazladı, başını semaya kaldırarak uzun zaman hilâli gördüğünü sandığı bölgeleri ve diğer yerleri gözetledi, nafile!... Hiç bir şey göremedi. Üzgün ve mahcup olarak başını yere eğerken:

- Padişahım!.. Ay görünmez oldu, diyiverdi, usulcacık sesiyle.

Hz.Ömer dedi ki:

- Evet!... Kaşının kılı sana bir oyun oynadı, şüpheye düşüp aldandın sen de.

Bir eğri kıla aldanıp : “Ayı gördüm!...” diye davaya kalkıştı. Bir eğri kıl gökyüzüne perde olursa, bütün vücut eğri olunca hâl nicolur?... Teraziyi terazi doğrulttuğu gibi, terazinin değerini azaltan da yine onun yanlış tartmasıyla kendisi olur.

Mesnevi:2. Cilt - Sayfa: 9 - 10
Hamdi CENİK/İSTANBUL

ANASAYFA