Pişmanlık

 

Yaşamımız süresince nice şeyler geçmiştir başımızdan. Bunlardan bir kısmı içerisinde ki tutumumuz dolayısıyla olaylar ; gerek kendimiz , gerekse çevremizdekiler açısından aleyhimize olacak şekilde neticelenmiştir. Ve olayların seyri  mercek altına alındığında da yanma başlar. Bu duygunun adı pişmanlıktır ve şu anlamları taşımaktadır : Nedâmet duyma , o işi yapmanın yada sözü söylemenin üzüntüsünü hissederek, yapmamış olmayı kuvvetle dilemektir. Gerekli tedbirleri almadan yahut dikkatsizlik sonucu sebep olunan  kazanın akabinde hissedilecek olanları bir düşünelim!...

Bir de sonuçları itibariyle başka insanlara zararı dokunmayan , ama  kendi iç dünyasında , hakikatine yönelmeyi  veya o yolda ilerlerken  sülûkunu kesici sonuçları olabilecek haller vardır.  İsteksizlik duymak , yanlış tercihler sonucunda olumlu çalışmalardan geri kalmak, ilim ilemeşgul olmak varken hevâ ve hevesinin peşinde bedensel arzuların tatmini ile geçen bir ömrün âhirinde hissedilecek olan nedir acaba?...

Tabii ki fiilleri bireysellikle ortaya koyanlar ; neticelerine , kendi fiillerinin doğal sonucu olarak  katlanacaklardır.

Rasûlullah Efendimizin : “Yatağınıza girdiğinizde o gün ki  yaptıklarınızı  gözden geçirerek, kendinizi hesaba çekin!...” hadisi ; meçhul bir gelecekte değil , kendinle baş başa kaldığında vicdan muhasebesi yapacağın : “Bugün hesap görücü olarak nefsin yeter!...” (İsrâ Sûresi /14)  âyetinin açıklaması, davranışlarımızda oto kontrolü elimizden bırakmamamız gerektiği hususunda bir uyarı niteliğindedir.

Pişmanlık ve sonunda oluşan yapmama dileği  “Tövbe” sayılmış , bu da Allah Rasûlü tarafında “Nedâmet , pişmanlık tövbedir!..” şeklinde formüle edilmiştir. Yine bir Hadisinde Efendimiz : “Bir günah işlediğinizde hemen akabinde bir sevap işleyerek onu yok ediniz!...”  diyerek sistemin çalışan bu yönünü de bizlere göstermiştir.

Şimdi şu âyetleri ve hadisi dikkatle okuyalım:

-Biz her şeyi kaderi ile yarattık . (Kamer Sûresi / 49)

-Sizi de , yaptıklarınızı da yaratan Allah’tır . (Sâffât Sûresi / 96)

-Yeryüzünde ve nefislerinizde size isabet eden bir  musibet , bizim onu yaratmamızdan önce mutlaka bir kitapta yazılıdır . (Hadid Sûresi / 22)

-Eğer onlara bir hayır gelirse : ”Bu Allah’tandır!...” derler. Eğer onlara bir şer gelirse : “Bu sendendir!...” derler. De ki : “Hepsi Allah’tandır!...” (Nisâ /78)

-Herkes  önceden takdir edilmiş olan işlere hazırlanmıştır. (Hadis)

Yukarıda pişmanlık ile ilgili anlatılanlar, zikredilen bu âyetler ve hadis ışığında incelendiğinde meselenin hiç de yüzeysel anlaşılan biçimi gibi olmadığı fark edilecektir. Hayır ve şer Allah’tan diyeceğiz , iyi veya kötü olarak adlandırılan şeylerin ; ancak kökeninde bir kısım Esmaların terkibiyetle algılanılmasından ibaret olduğunu ,  her şeyin Allah’ın dilemesi ve yaratması ile vücut bulduğunu söyleyeceğiz... hem de olmuş bir fiil dolayısıyla pişmanlık duyacağız. Bu şirktir. Takdir edilmiş olanı ortaya koymak üzere vücut bulmuş olunacak , daha sonra da : “Keşke yapmasaydım!...” denilecek. Bu dileğin ham hayalden ibaret olduğu malûmdur. Zira Allah Rasûlü : “Hoşuna gitmeyen bir olayla karşılaştığında : Keşke böyle yapmasaydım, böyle olurdu, deme. Allah böyle takdir etmiş, O dilediğini yapar, de. Zira : “Keşke” şeytan ameline yol açar!...” buyurmaktalar.

Rasûlullah Efendimiz bir Hadisinde : “Fâile değil , fiile buğz ediniz!...” buyuruyor .  Eğer bu hadisi de yukarıda zikredilenler ışığında değil de, yüzeysel şekliyle anlamaya çalışırsak, verilmiş olan mesajın doğru olarak algılanabilmesi mümkün olmaz sanırım. Sizi de fiillerinizi de yaratan Allah’tır... âyetine bakarken, fillere buğz etmek, âdeta Allah’ın dilediğine razı olmamak gibi bir mâna doğurur ki , çelişki teşkil eder. Allah ve Rasûlü daima Hakk’ı söyler. Öyle ise yanlışlık ve eksiklik bizim anlayışımızdadır. İrdelemeye çalışalım . Kanaatımca “buğz” kelimesinin anlamı doğru anlaşılır ve yerine oturtulursa , bu konuyla ilgili eksik ve çelişki gibi gözüken bir kısım problemler halledilmiş olur. Buğz : Sevmeme , biri hakkında gizli ve içten düşmanlık hissetme , kin , nefret , husûmet ... gibi anlamlara gelmektedir.  Pişmanlık ve fiile karşı duyulması istenen buğz ; âdeta zamanı geri çevirerek , o olayın içinde oluşturucu yada figüran olarak bulunmamayı , o sözü söylememeyi ,  yada düşünsel dünyamızda idrakin yükselişini kesici olarak yaşanmış olanların , yaşanmamış olunmasını dilemek ve istemek değildir. Bu takdirde rızasızlık olur , âkıbeti şirktir . Çünki yaşanmıştır, fiiller âleminde yerini bulmuştur , olmaması muhaldir. Ama  olayı okuyarak ; muhtemel sonuçlarının , muhatapları için her hangi bir boyutta aleyhine tecelli edeceği bilinci , bizleri otomatik olarak o fiilleri işlememe noktasına taşır ki , bu da ilim ve basiret gözü ile bakabilmekle olur ancak. İşte , fiile olan buğz ;  işlenmesi durumunda , faillerine zararı dokunabileceği bilincinin oluşarak , o fiili işlemeye kendisini kapamasıdır.  Pişmanlıkta böyledir. Yaşanmış olan bir olayı yaşamama dileği değil , içerisinde yer alınan  yada başka boyutlarda zararını görmemiz ihtimali olan hususları sezip , benzer olaylarla karşılaşıldığında tedbirli olmak , sonuçları aleyhimize olabilecek söz , fiil ve düşüncelerden uzak durmaktır. 

Allah’ın “SELAM”ı hepimizin üzerine olsun.

Hamdi Cenik
http://afyuksel.com
22.04.2001