Enlerin Girdabında En Güzeller
Bilal Atış
 
 

Hayatın enleri içerisinde yuvarlanıyoruz gibi geliyor. En güzel filmi seyretmek isterken saatler geçiyor. Arkadaşımızın gönlünü alacak en güzel hediyeyi vereyim derken zaman su gibi akıyor. Ailemizi en iyi şekilde yaşatma kaygısı ömür sermayemizi bitiriyor. Enlerin girdabında yok olup gideceğiz.

Faydalı enler de yok değil elbette. Buralardan ötelere bizi taşıyan enler. Sözlerin en güzelini okuyunca, seni yaratanla sohbet ediyorsun. İnsanların en üstününün hayatını okuyorsun ve kendi yaşantına bir çeki düzen veriyorsun. Kâinatın hürmetine yaratıldığı en mükemmel insan Hz. Muhammed efendimizden aldığımız ilhamla enlerimiz şekilleniyorsa yaşamımız da bir anlam kazanıyordur. Efendimizin ardından gelen en mükemmeller, en iyiler ile şekillenen hayatlar da en güzel hayatlar oluyor.

Dünya hayatının içinde sarıldığımız dostlarımız, arkadaşlarımız var. En sıcak sohbetleri yaptığımız, en tatlı dakikaları geçirdiğimiz arkadaşlarımız. Menfaat temeline dayanmayan dostluklar, karşılıklı çıkarlarımız sadece geçirdiğimiz hoşça anlar, en sıcak dakikalar ve yaptığımız fikir mütalaaları olan dostluklar. Hani bir ilaç misali dostluklar. Arada bir de olsa alınması gereken, en karşılıksız sevgiler. Aç ya da tok karnına olması fark etmez.

Böyle bir dosta her halde hepimiz sahibiz. Ya da şöyle sorsam, kaç arkadaşımız en candan dostumuz? Üç tane sayan şanslı sayılır. Dört tane en sıkı dostum diyebilen insana gıpta ile bakarım. Benim hamdolsun üç tane, bir tanesi de öteki. Bizden bir öteki. Bizden, değerlerimizi yeri gelince bizden daha ateşli savunan birisi. Yani bir insan. Cedleri, anne babası bu topraklarda doğmuş, bu toprakların sıkıntılarını çekmiş insanlar. Ve bu kentin neşesine, bu kentin dertlerine gözünü açmış bir insanımız. Ama ne ki kimilerine göre yine de öteki. İnsanlarını etnik kimlikleriyle sınıflandıran dar anlayış kalıplarına göre bu Anadolu insanı ve insanları, ama öteki.

Bir ermeni arkadaşım, bir ermeni dostum. Cahillikleriyle birçok olaya yıkıcı bakışlarıyla yaklaşan, bizden daha faziletlisi yok zihniyeti, en üstün biziz atmosferinden uzaklaşınca o da bizden birisi.

Ait olduğu kavmin ve inandığı değerlerin savunuculuğunu yaparken, aldığı havayı, bastığı toprağı paylaştığı bizleri de yüreğinin sıcaklığıyla kucaklayan bir Ermeni. Öteki kelimesini sevmiyorum. Bu topraklarda sevgi ve saygı ile yaşıyorsak hepimiz biz değil miyiz? Ya da adı Oktay, Süleyman, Ahmet olsa da bu toprağın insanına yukarıdan bakan, bu toprağın değerlerine burun kıvıracak kadar cahilleşenler ne kadar bizden. Bu ülkenin maddi, manevi değerleriyle irtibatı sadece cebindeki nüfus kâğıdıyla sınırlı olan ötekileri nereye yerleştireceğiz.

En sıcak dostumla kendi değerlerimi dayatmadan sohbet ediyorum. Çünkü onun kitabı benim değerlerimi, Peygamberimi tanımıyor. Onun kitabı benim kitabımdan bahsetmiyor. Onun elindeki zaman içerisinde rahiplerin mitolojisi haline gelen İncil kendini son kitap olarak tanımlıyor.

Benim kitabım ise onu tanıyor, ondan bahsediyor. Ben de o da birbirimizi yargılamadan kabul ediyor, yargılamadan en sıcak sohbetlerimizi yapabiliyoruz. Onun boynunda taşıdığı İsa’yı ben yüreğimde taşıyorum. İsa’ya onun inandığı gibi inanmasam da ondan fazla seviyorum. İstanbul paydasında, Anadolu paydasında birleşen insanların en büyük hazineleri farklılıklarıdır. Bizim yüreğimizdeki sevgi en soğuk dağları bile ısıtacak sıcaklıktadır. Düşmanına bile merhamet gösteren, katilini bile affeden en faziletlilerin takipçileri isek, öteki diye bir şey olmasa gerek. En güzel yarınlar bizler için var. En sıcak sohbetler farklılıklarımızdan ziyade ortaklıklarımızın egemen olduğu mekânlarda var.

En mutlu günleri en çok sevdiklerimizle paylaşmamız dileğiyle en yüce makama emanet olunuz.

 

 
 

Bilal Atış
İstanbul-Bakırköy - 02.08.2009
b.atis73@gmail.com
http://sufizmveinsan.com