Gözlenen evrende görülen kendiliğinden oluş-2
V. Korhan Koral
 

Her şeyin birbiriyle etkileşimi, şeyin başka bir şeyden kopuk ve ayrı olarak varlık sahasında olmadığını gösterir. Bu aynı zamanda, farklı bir yaklaşımla, algıladığımız boyutta birbirinden ayrı olarak var olan tüm şeylerin, en derin katmanlarında işleyen birliğini, bir deyişle özlerindeki boyutsal ortak tabanı da gösterebilir. Bu birlik, varlıkları özsel boyut itibariyle algılama kapasitemiz olmadığından, bizim gözümüze göre, yokluk ya da hiçlik olarak tanımlanabilecek salt gerçeğin ipuçlarını verir. İdrakimizin, gerçek bütünsel ve tekil varlığı yokluk olarak görmesi,  bu Tümel Tekillik yerine sürekli değişen varlıklar algılaması, ikilik alemiyle yani birçok parçadan oluşan varlıkların ve oluşların hüküm sürdüğü bu algıladığımız alemle sınırlı olmasından kaynaklanır. Bu yetersizlik, Tao te ching’de, “Yüce bütünlük boş gibi görünür” denerek belirtilir. Özdeki hiçlik de, “Varolanda, varolmayanın kullandığı imkânlar vardır.” sözüyle vurgulanır. Burada varolmayan tabiriyle, bizim gözümüzle ya da bilincimizle algılanamayan Mutlak varlıktan bahsedilir. Zira mutlak anlamda varolmayan bir şeyin elbette kullanacağı imkânlardan da söz edilemez, çünkü zaten yoktur. Buradaki varolmayan, izafi yokluğu, yani bize göre olan bir yokluğu, ancak bu yokluğun, varolan her şeyde kullandığı imkânlar olduğuna göre, aslında Mutlak varlık olduğunu ortaya koyar. Kur’an’da da örneğin “Ve lâ ted'u meallâhi ilâhen âhar, lâ ilâhe illâ Hu, küllü şey’in hâlikün illâ vechehû, lehül hükmü ve ileyhi turceûn.” (28/88) “Allah’ın yanı sıra başka bir tanrı edinme. O’ndan başka tanrı yoktur. O'nun vechi haricinde her şey yok olucudur. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz” ayetiyle, Allah’ın O, Hu yada Hiçlik makamına dikkat çekilir.

Hu kelimesi, Arapça O demektir ve Sufi yoruma göre Allah’ın Hiçlik makamına işaret eder. Çünkü bu makamda ona isim biçebilecek başka herhangi bir bilinç olamayacağından, O isimsizdir ve ancak “O” denerek tabir edilebilir. Fakat bu, bize göre olan yani izafi bir hiçlik olduğundan, aslında sadece gerçek olan Mutlak Varlık O’dur; yok ya da hiç olan ise, gerçekte bizizdir. Büyük mutasavvıf Mevlana(3) da, varlıkların birbiriyle etkileşimi sonucu oluşan değişim ve değişimin özündeki yokluk konusunda şunları söyler: “Buğdayı toprağın altına atarlar ama, o topraktan başaklar devşirirler. Sonra o buğdayı değirmende öğütürler de değeri artar. Cana can katan ekmek olur. Ekmek haline gelen o buğdayı, daha sonra, ağızda dişler arasında çiğnerler, ezerler. O zaman da bir akıllıya akıl olur; kişinin anlayışı olur, canı olur. Daha sonra da o can, aşkta yok olup gidince, buğdayın başına gelenler, ekincileri şaşırtır.”

Upanişadlar(4)da geçen bir anlatımda da, bir Hindu Rişisi(4), Evrensel Öz’ü öğrencisine şu etkili örneklerle anlatır: (Çandogya Upanisad) - Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman(4)  bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez. - Ne olur bana biraz daha bu öz varlığı anlatır mısınız? - Anlatacağım. Bana bir Hint inciri getir. - İşte burada efendim. - Onu yar. - Yardım efendim. - Ne görüyorsun? - Küçücük çekirdekleri var içinde. - Yar o çekirdeklerden birini. - Yardım efendim. - Şimdi ne görüyorsun? - İçi boş efendim. - İşte o çekirdeğin içindeki senin göremediğin özden koskoca Hint inciri ağacı oluşuyor. Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun. - Bana lütfen Atman 'dan biraz daha söz eder misiniz? - Peki.. Bu tuzu suya dök ve yarın bana getir./ Öğrenci denileni yaptı. - Tuz nerede? diye sordu Rişi. - Göremiyorum. - İç bakalım nasıl tadı? - Tuzlu. - Peki şuradan ya da buradan içersen? - Yine tuzlu. Her yanı tuzlu./ Rişi dedi ki: - Tuzu görmesek de tuz her yerdedir. Aynı şekilde Atman da her yerdedir. Onu görmesek bile o, her şeyin içindedir. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun.

 

 

 
 
V. Korhan Koral
İstanbul - 02.09.2008
korhan@korhankoral.com

korhankoral@gmail.com
http://sufizmveinsan.com