GEL DE İNANMA...

(Bu Yazı 6 Ocak 2000 tarihli Akşam Gazetesinde yayınlanmıştır.)


Depremlerin uzun bir süre daha devam edeceği belli ... Ne zaman olacağını tahmin etmek ise, şimdilik mümkün değil... "Deprem Dedeler" dışında, tarih veren yok gibi... Bir kısım uydurma haberler de halka maddi, manevi işkence yaşatıyor.

Dileğimiz, gerçeklere dayanmayan görüşlerin psikolojik rahatsızlıklara yol açacak dereceye varmaması...

Temenni, iyi niyet gösterisi, farklı insanların hayata bakış açılarını yansıtır. Onlar, her durumda bu özelliklerini korur ve başkalarını kahreden olaylara iyimser yaklaşırlar. Acaba, yeterli mi?.. 

Sorunun yanıtını doğa veriyor.

İyi niyet güzel; ama inandırıcılık noktasında zayıf kalıyor. 
Diğer taraftan, konuyu  sadece bilime dayandıranlar bir yere kadar gelebiliyor.

Bilimsel bakış, dünyayı anlamada mutlaka gereklidir ve güvenilir bilgiler verir; ama her zaman yeterli olamıyor.

Aynı şekilde,"bilim dışı" denilerek, bazı gerçekleri , verileri görmezden gelmek, ya da "safsata" olarak nitelemek de doğru değil...

Bin dört yüz yıl öncesinden bazı kesitler, söylemek istediklerimizi açıklayacak ve bugünün anlayışına ışık tutacak nitelikte...

Bir örneğine bakalım isterseniz...

Hz. Resulallah (s.a.v) Medine'ye geldiği zaman, herkes, 'gel bizim evimizde kal, burası sana ait' dedi. Fakat O; bazılarına göre sosyolojik bir seçim yaptı ve kimseyi kırmamak için; 'Devem nereye giderse orada kalırım' şeklinde bir cevap verdi.

Seçimin, bu niyetle yapıldığını düşünenler, uygulamadan oldukça memnun kaldılar.

Ne de olsa misafir, başkaydı...

O, kalacağı yeri devenin görüşüne bıraktı. Çünkü, yapısı itibariyle, yer altındaki müsbet akım kanallarını en iyi algılayabilen ve değerlendiren hayvanların başında geldiğini biliyordu.

Ve deve, en yararlı akım kanalı olan bölgede inşa edilmiş Halid Bin Velid'in evine gitti.

Hz. Resulallah da orada misafir oldu.

Bu anlamlı kıssanın işaret ettiği gerçekleri, günlük yaşamın içinde de bulabiliriz...

Şayet, evinizde kediniz varsa, devamlı uyuduğu yeri tespit edin; şartlar müsaitse yatağınızı oraya serin. İyi rüyalar göreceksiniz.

21 Eylül 1999 tarihli Sabah Gazetesinde şöyle bir yazı vardı; "Mühendislerin arsa seçiminde başvurduğu karınca testi, depremden sonra halkın umudu oldu." Gazetenin dert babası Ahmet Vardar, karıncaları sismik araştırmalarına başlamak üzere seçtiği boş araziye boşaltıp şu açıklamayı yapmış:

"Karıncalar yuva yapar ya da yiyecek toplarsa, bu araziye ev yapılabilir. "

Bir haberimiz de şempanzelerle ilgili:

"Wall Street Journal gazetesi, her ay ABD'nin önde gelen dört yatırım uzmanına ve bir şempanzeye portföy hazırlatıyor. Son dört ayda, şempanzenin gözü bağlı olarak torbadan seçtiği portföyün getirisi, bilimsel şekilde hazırlananların üstünde..."

Yani en iyisini seçme, algılama yeteneği...

Farelerin, depremi iki saat önceden bildirdiğini de konumuza dahil edebiliriz.

Anlatılanlara  "hurafe" diyenleriniz çıkabilir. Ama, ilk  örneğe aynı yakıştırmayı yapabileceğinizi pek sanmıyorum.

Kabul etmek gerekiyor ki; hayvanların sezgisel algılamaları, bilimin bulgularını aşmaktadır.

Aslında, bunları göz ardı etmek ya da akıl dışı saymak,  bilimsel düşüncenin de mantığına ters düşmektedir.

Haftaya buluşmak üzere...

Ahmet F. Yüksel