Okullar Açılırken
Bilal Atış
 
 

Yaz tatili bitip de okullarımız yeniden açıldığı zaman çocuklar yeni bir okuma devresine girmiş olurlar. Çocuklar okurlar ama okumanın gereğini, hayatın manasını anlayarak okuyan çocuk pek azdır. Birçok kardeşimiz, evladımız analarının babalarının zoruyla mektebe gittiklerine inanmaktadır. Kendi kendilerine, “Bu kitapları okuyacağım, ezberleyeceğim, onlardan imtihan olacağım da ne olacak” diyen çocuklarımız oldukça fazladır. Çocuklarımız hayatın ne olduğunu anladıktan sonra mektebe gitmiş olsalardı mektepten ayrıldıktan sonra da hayata bakış ufukları daha başka olacaktı.

Çocuklar, okulun aslında, çocuk yaşlarında boş geçmesi muktedir olan bir zamanı değerlendirmek, o boş zamanı hayata hazırlanmak için kullanmak demek olduğunu bilmiyorlar veya işin böyle olduğunu kavrayamıyorlar. Yaşları ve başları da bunu kavramaya ne yazık ki elverişli değildir. Hayatın hakiki manasını kavramak kolay bir şey değildir. Hele çocuk yaştaki yavrularımızdan bu ufku beklemek hayaldir. Büyükler olarak bizler bile hayatın anlamını ne dereceye kadar kavradık ki, yavrularımıza ne kadarını aktaracağız? O karma karışık yollardan giden insanlar yaşamlarını bir türlü tanzim edememiş zavallılar, ellerindeki nimetlerin kadrini bilemeyen kimseler hep hayatı anlamamış, anlayamamış biçare insanımızdır. Eğer insan küçük yaşlarda iken sağlam bir tahsil ve terbiye disiplininden geçmezse okulları sadece hayatta geçer akçe olan bir diplomayı elde etmek için zaruri bir oyalanma mahalli olarak görürse okullardan temin etmesi muhtemel olan yararları bir türlü elde edemeyecektir.

Yüksek tahsile başlayan gençlerimizin maruz kaldıkları sıkıntıların ana sebebi ortaöğretimde faydalanmadan kaybettikleri zamandır. Bu sıkıntıyı gençler ancak yüksek tahsile girdikleri ve orada biraz daha zaman kaybettikten sonra duyarlar. Artık yaşları ilerlemiş, hayata çok yaklaşmışlar ve hayatın az çok ne olduğunu hissetmeye başlamışlardır. Ne çare ki, hayata hazırlanmak için gerekli olan zamanların büyük bir kısmı kaybedilmiş veya boşu boşuna harcanmıştır. O kayıpları gidermek mümkün değildir. Zamanı geri döndürmek kimsenin elinde değildir artık.
Bu sebepledir ki, çocuklarımıza daha küçük yaşlardan itibaren hayatı öğretmemiz, hayatın ileride kendisini nasıl kuşatacağını anlatmamız gerekir. İmkânları elverişli olduğu için çocuklarını okulöncesi ve ilkokul yıllarında en mükemmel ortamda yetiştiren ebeveynler çocuklarını rahat ettirirler ama onlara hayat hakkında hiçbir şey öğretmiş olmazlar. Mektep çağında yaşları yavaş yavaş ilerlerken hayatın zorluklarıyla temas etmedikleri için yaşamanın kolay bir şey olduğu kanısını edinen evlatlar ileride hayatın sert çehresiyle karşılaştıkları vakit bocalayacaklardır. Ve hayatın ailesinin kendisine baktığı gibi el bebek gül bebek olamadığını anladıklarında tren kaçmış olacaktır.

Evladımız okusun, güzel bir şey, ama bir taraftan çocuğumuz okurken bir taraftan da hayata hazırlanıyor mu? Onlara hayatın ne olduğunu öğretmek ana babanın vazifesidir. Hâlbuki çoğumuz onlara hayatın zorluklarını hissettirmemeyi vazifemiz sanarak hata yapıyoruz.

 

 
 

Bilal Atış
İstanbul - 02.09.2008
http://sufizmveinsan.com

b.atis73@gmail.com