|
|
|
Yaşamını
ortalama üç yüz elli kelime ile tüketen insanımızın sıkça kullandığı
bir terim haline gelmiştir; Örnek
mi? Astrologlar, kızmanın sebeplerini, yıldız hareketlerinin neticesinde oluşan sert açıların varlığında bulur. Aynı boyuta inemeyen ve astrolojiyi değerlendiremeyenler ise, “kızma” fiilinin gerçek yönünü tespit edemezler. Terkibiyetini aşamamış, “ölmeden evvel ölme” lezzetini tadamamış kişinin, gözlemleyemediği, yaşayamadığı o boyutu tarif etmesi mümkün değildir. Fotoğrafına veya aynaya baktığında "ben buyum" diyebilen insan, boyutlarına çekildiğinde kendine herhangi bir etiket yapıştıramaz... O görüntü olmadığının farkını, başka boyutların varlığı ile idrak edebilir. Çok boyutlu olan, toplum bilincini ve muhatabı dikkâte alarak, yeteneklerinizin sınırlarını ölçüp ulaşabileceğiniz son noktayı düşünerek, size ayna olurken bazen tek, bazen de iki boyutu yansıtabilir... Görünüşe bakarak, onun, sadece size yansıtılabilen boyutlarda yaşadığını düşünmek, gerçekten habersiz olmak anlamına gelmektedir. Eğer sınırsız düşünme imkânınız varsa, buna inanç ile teslimiyet faktörlerini de ekleyebiliyorsanız, birimler ya da olaylar hakkında çok kapsamlı kararlar verebiliyor, yeniliğe, ışığa, değişime ve öze açık olabiliyorsunuz demektir. Sorun çözmekten yana sorun çıkarmamaya özen gösterenler ise, bilmelerine rağmen, başka boyutlara inmeyi tercih etmiyor veya edemiyorlar. Her zerrede ilk konumu yani orijinali ile mevcut ve parçalanması, çözülmesi asla söz konusu olmayan Allah’ tan ayrı görmek gibi bir yeteneğiniz varsa; idrâkinizin, yaşadığınız, algılayabildiğiniz şeylerin sadece bir boyuttan ibaret olduğunu düşünüp, basiretsizlikle gelebildiğiniz bu hâle, evrensel boyutu değerlendirememenin ve inkârınızın neticesinde vardığınızı da kabul etmeniz gerekir. Ahmet
F. Yüksel |
||