OLGUNUN BOYUTU


Yaşamını ortalama üç yüz elli kelime ile tüketen insanımızın sıkça kullandığı bir terim haline gelmiştir;
Boyut...
Dilimizde cisimlerin ölçü birimi olarak kullanılır, ama soyut olguları anlatmak için de başvurduğumuz bir sözcüktür...
Örneğin bir malzemenin ya da aracın boyutlarından söz edildiğinde o nesnenin herhangi bir yöndeki uzanımını ve ölçümünde kullanılan doğrultuları (uzunluk- genişlik- derinlik)   anlarız.
Toplumsal olayları, sorunları ele almada da yararlandığımız bu kavram, çok değişik açılardan görmeyi, anlamayı ifade etmektedir aynı zamanda...
Bir durumun gözlemlenebilen boyutu, bireylere göre değişir. Kimi, olayın tek yönünü algılayabilirken, birkaç boyuta girebilenler de mevcuttur.
Sözü edilen farklılığı, görüş açısı, inançlar ve durduğunuz yer belirlemektedir. Deruni inişlerin, öze yönelmenin yöntemidir anlatılan...

Örnek mi?
Su tatsız, kokusuz bir sıvıdır. Saydam gözükür, her kabın şeklini alır; bu onun sadece bir boyutudur. Diğer boyutuna inebilen için, iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomundan oluşmuş yapıdır... Kimyager, onu H2O olarak belirler.

Astrologlar, kızmanın sebeplerini, yıldız hareketlerinin neticesinde oluşan sert açıların varlığında bulur. Aynı boyuta inemeyen ve astrolojiyi değerlendiremeyenler ise, “kızma” fiilinin gerçek yönünü tespit edemezler.

Terkibiyetini aşamamış, “ölmeden evvel ölme” lezzetini tadamamış kişinin, gözlemleyemediği, yaşayamadığı o boyutu tarif etmesi mümkün değildir.

Fotoğrafına veya aynaya baktığında "ben buyum" diyebilen insan, boyutlarına çekildiğinde kendine herhangi bir etiket yapıştıramaz...

O görüntü olmadığının farkını, başka boyutların varlığı ile idrak edebilir.

Çok boyutlu olan, toplum bilincini ve muhatabı dikkâte alarak, yeteneklerinizin sınırlarını ölçüp ulaşabileceğiniz son noktayı düşünerek, size ayna olurken bazen tek, bazen de iki boyutu yansıtabilir...

Görünüşe bakarak, onun, sadece size yansıtılabilen boyutlarda yaşadığını düşünmek, gerçekten habersiz olmak anlamına gelmektedir.

Eğer sınırsız düşünme imkânınız varsa, buna  inanç ile teslimiyet faktörlerini de ekleyebiliyorsanız, birimler ya da olaylar hakkında çok kapsamlı kararlar verebiliyor, yeniliğe, ışığa, değişime ve öze açık olabiliyorsunuz demektir.

Sorun çözmekten yana sorun çıkarmamaya özen gösterenler ise, bilmelerine rağmen, başka boyutlara inmeyi tercih etmiyor veya edemiyorlar.

Her zerrede ilk konumu yani orijinali ile mevcut ve parçalanması, çözülmesi asla söz konusu olmayan Allah’ tan ayrı görmek gibi bir yeteneğiniz varsa; idrâkinizin, yaşadığınız, algılayabildiğiniz  şeylerin sadece bir boyuttan ibaret olduğunu düşünüp, basiretsizlikle gelebildiğiniz bu hâle, evrensel boyutu değerlendirememenin ve inkârınızın neticesinde vardığınızı da kabul etmeniz gerekir.

Ahmet F. Yüksel
Londra - 25.2.2000