Cuma Notları
17/04/08

Hayat bir bilim kurgudur (Life is a science fiction)

Ahmet F. Yüksel

23/04/08

Aslına bakacak olursak...

Ahmet F. Yüksel

30/04/08

Yaşam konusunda felsefi dertleşmeler

Ahmet F. Yüksel

05/05/08

Ne cahile rağmen, ne de cahille...

Ahmet F. Yüksel

09/05/08

Deizm ve Klasik İslam’ın ortak yanı

Ahmet F. Yüksel

 

Yersiz-Yurtsuz

Ahmet F. Yüksel

 

Ümidi kaybetmemek

Ahmet F. Yüksel

 

İslâmi Fobi

Ahmet F. Yüksel

Astroloji
30/12/07

Astroloji 2008
(PowerPoint Viewer yüklemek için tıklayınız)

Astrolog Nuran Tuncel

19/04/08

BOĞA Burcu

Astrolog Nuran Tuncel

17/05/07

Türkiye'yi Neler Bekliyor?

Hakan Kırkoğlu

Haftanın Sohbeti / YAZARLAR
22/04/08

Yakıştıramadım Ayşe!

Prof.Dr. M.Kerem Doksat

13/05/08

Beyni Korumak

Dr. Güçlü Ildız

22/04/08

Sağlıkta Güncel Tehdit

Dr. Barbaros Yurdaışık

13/05/08

Tesettüre dair bir sıkıntı

Tabip Dr. Mevlüt Katırcı

13/05/08

Yollar kalbe çıkarken

Mehmet Doğramacı

13/05/08

HAYAT SERMAYESİ - Günlük hayatımızdan bazı tespitler

Dr. Hüseyin Emin Sert

13/05/08

İslam her çeşit ırkçılığı ortadan kaldırdı

Bilal Atış

13/05/08

Bedava cömertlik

Nur Cihan

13/05/08

BU'dan HÛ'ya

Meryem Irmak

11/05/08

Yazarken...

Nilay Caki

13/05/08

Uzlaşı kültürünü geliştirebilmek

Nazım Akpınar

13/05/08

Hakkını veriyor musun?

Gediz Demir

 
Tasavvuf
13/05/08

İmam GAZÂLÎ Hz.  “TEVHİD ve LEDÜN”  Risâleleri’ nden Yansımalar - 1.Bölüm

www.sufizmveinsan.com

13/05/08

Füsus ûl - Hikem - 321. Bölüm

Asliye Tavşanlı

Fizik
13/05/08

Yerler (Arz), Gökler (Sema) ve Kıyamet - 2

Fiz.Müh. Kenan Keskin

19/01/08

String Teorisi

www.sufizmveinsan.com

12/09/07

Hologram

www.sufizmveinsan.com

26/04/07

Parelel Evrenler

www.sufizmveinsan.com

07/05/08

Parelel Evrenler-video

www.sufizmveinsan.com

29/07/06

Dr. Quantum

www.sufizmveinsan.com

16/06/07

Nesnel Realite Var mı?
Yoksa Evren Bir Hayal mi?

Michael Talbot

Yaşam
07/05/08

Bilim tarihi dönüşümün eşiğinde mi

www.sufizmveinsan.com

28/04/08

Hastalıkların Nedeni

Dr. Güçlü Ildız

19/04/08

İbret Almak Lazım

Dr. Mevlüt Katırcı

16/04/08

Bilim ve Dini Değerlere Önem Verme: Kalbinizve Beyniniz Tanrıyla Nasıl Bağlantılı

Çeviren; Esin Tezer

15/04/08

Hafif Kafa Darbeleri

Dr. Güçlü Ildız

13/05/08

Teknolojide öndeyiz!

Volkan Tolga

22/04/08

Kolesterol Tedavisi

Dr. Güçlü Ildız

Kur'an ve Hadis
05/05/08

Selam Ayetleri

www.sufizmveinsan.com

27/03/08

40 Hadis; Efendimiz'le 40 kere Hasbihal

www.sufizmveinsan.com

24/04/08

SOHBET KONULARI -46

Derleyen: Hamdi Cenik

09/05/08

Kütüb-i Sitte'den Alıntılar -132.Bölüm

www.sufizmveinsan.com

09/05/08

Hadislerle Baş Başa-412

www.sufizmveinsan.com

30/09/06

Her gün okunması tavsiye edilen dualar

www.sufizmveinsan.com

Edebiyat/Kültür

29/04/08

Okuyan anlar

Gediz Demir

Obezlerin beyinleri daha hızlı yaşlanabilir

Aşırı kilolu veya obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinin daha hızlı yaşlanabileceği bildirildi.NEW YORK - ABD’de San Francisco VA Tıp Merkezi’nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde, aşırı kilolu veya obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinde, sağlıklı işleyiş göstergesi olan belirli kimyasallar düşük seviyelerde gözlendi. Araştırma sırasında 50 sağlıklı orta yaşlı kadın ve erkeğin beyinlerindeki söz konusu kimyasalların miktarları MRI yöntemiyle incelendi. Bilim adamları, beyinleri incelenen 50 kişiden 5’inin obez, 15’inin aşırı kilolu ve 30’unun normal kilolu olduğunu, vücut kitle endeksi yüksek olanların beyinlerinde, birçok işlevi bulunan ve sağlıklı bir beynin göstergesi olan N-acetyl-aspartate (NAA)seviyesinin düşük olduğunun saptandığını söyledi. Aşırı kilolu ve obez kişilerin beyinlerinde ayrıca hücre zarlarının oluşumunda kilit öneme sahip maddelerin de düşük seviyede seyrettiği gözlendi.
Araştırma ekibinin lideri doktor Stefan Gazdzinski, elde ettikleri bulguların, aşırı kilonun, beynin yaşlanma sürecini hızlandırabileceği ve böyle kişilerin Alzheimer gibi yaşla bağlantılı beyin hastalıklarına yakalanma riskinin artabileceği fikrini verdiğini söyledi.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

 

http://sufizmveinsan.com
13/05/2008

 
 

Hangi Fıkıh, hangi ilmihal?

İmam-ı Azam (rh.a) fıkhı; “Kişinin leh ve aleyhinde olan konuları bilmesi” diye tarif eder. Bu tanımda dünya- ahiret ikilemi yok. Her şey buna dahil. Bugün okunan fıkıh ise; içtihat (ayet- hadisten ihtiyaca göre hüküm çıkarmak) tan uzak, mezhep ekollerinin asırlar önce belirlediği metodolojiye kilitli ve eskiyi tekrardan ibaret.

Geçenlerde benim gibi İmam- Hatip kökenli bir  dostuma sordum; KUYU SULARININ HÜKMÜ hala okunuyor mu?.. Maalesef evet, hem de epeyce vakit ayırıyoruz dedi.

Neler mi okunuyor?.. “Kuyuya fare düşerse kaç kova su çıkarmak lazım, kedi düşerse kaç kova çıkarırsak temizlenmiş sayılır?..”

Allah aşkına memlekette kuyu mu kaldı?

İkinci sorum; TİCARET HUKUKUNDA ALIŞ- VERİŞ AKİTLERİ aynı mı? Evet dedi. Yani henüz borsa, enflasyon, sanal satış vb konular yok değil mi?.. Evet, yok!..

Ya İlmihaller?.. İbadetin şekil- dış şartları anlatılır ilmihallerde. Namazda ayak aralarının kaç santim olacağından tutun da,  teyemmüm toprağının cinsine kadar!..

Saygıda kusur etmediğim Hocalarım!

Ayakların duruşunu, rükuda kaç derece eğileceğimi titizlikle öğrettiniz!

NAMAZ MÜMİNİN MİRACIDIR sırrını açmadınız, RUKUNUN,SECDENİN HAKIKATINI öğretmediniz!

Kuyu sularında kök söktürdünüz? Her taraf su iken teyemmüme haftalar ayırdınız… Affınıza sığınarak soruyorum:

1-      İlm-i Hal; Halin, durumun, mevcut yaşamın, çağın bilgisi demekti. Yepyeni, çağa paralel bir ilm-i hal yazmak için daha çok bekleyecek misiniz?..

2-      Fıkıh; kelime olarak dinde ince düşünme, hassas tefekkür, hükümlerin derununa dalmak demekti? Namazın derunu, parmak arası mesafe mi ki saatler harcadık?

3-      Hayat akıp giderken “İçtihat kapısı kapandı” diyerek, mezheplere sadakat adına savunduğunuz kilitlenmişlik daha ne kadar sürecek?..

Muhterem Hocalarım;

“Batini yorumlar bunlar, biz Kur’an- Sünnet çizgisindeyiz “ diyerek sırt çevirdiğiniz Tasavvufun; hakiki manada Fıkıh ve İlm-i hal olduğunu düşünmüş müydünüz?..

“Kişinin leh ve aleyhinde olanı bilmesi” “Halin ilmini kavranmak” gerçekliğini sadece tasavvufta buldum. Hem de öyle bir hayretle ki; modern bilimle açılan sırlara, batini yorum diyerek aşağıladığınız ehl-i tasavvufun yıllar öncesinden müşahedesine şahit olarak!..

Hakkınızı ödeyemem hocalarım. Ama şunu da bilmenizi isterim:

Fıkıh; DİNDE DERİN DÜŞÜNME, İlmihal; HALİN BİLGİSİ olarak işlenmedikçe yeni nesil sizden şikâyetçi olacak!

Saygılarımla…

Mehmet Doğramacı
m_dogramaci@yahoo.com
İstanbul -
13.05.2008








 

81-) Ve yekulune taatün, feiza berezu min ındike beyyete taifetün minhüm ğayrelleziy tekulü, vAllahu yektübü ma yübeyyitun* fea'rıd anhüm ve tevekkel alellahi, ve kefa Billahi vekiyla;
“Taat = başüstüne”, derler ama yanından çıkınca da onlardan bir taife (gündüz) senin söylemiş olduğunun ğayrını geceleyin/gizlice tedbir eder... Allah (onların) geceleyin/gizlice kurduklarını yazıyor... Artık yüz çevir onlardan ve Allah’a tevekkül et (hiç bir şey senden değil; işi Allah’a tevfiz et)... Vekiyl olarak Allah (B sırrınca) kafidir.
82-) Efela yetedebberunel Kur'an ve lev kâne min ındi ğayrıllahi levecedu fiyhıhtilafen kesiyra;

Kur’an’ı tedebbür etmiyorlar (derinlemesine düşünmüyorlar) mı?... Eğer (O Kur’an) Allah indi’nin ğayrından olsaydı, elbette onun içinde bir çok ihtilaf/çelişki bulurlardı.
83-) Ve iza caehüm emrün minel emni evil havfi ezau Bihi, ve lev redduhu ilerRasûli ve ila ülil emri minhüm lealimehülleziyne yestenbitunehu minhüm* ve levla fadlullahi aleyküm ve rahmetuHU letteba'tümüş şeytane illâ kaliyla;

Kendilerine emn (emniyet) veya korkudan bir iş geldiğinde, onu (B gerçeğince) ifşa ettiler... Halbuki onu Rasûlullah’a ve onlardan emr sahiplerine döndürselerdi, onlardan işin iç yüzünü araştırıp ortaya çıkarmak isteyen kimseler onu (o işin aslını) elbette bilirdi... Eğer üzerinizde Allah’ın fazlı (olan AKIL) ve O’nun rahmeti (iman) olmasaydı, pek az hariç, elbette (hepiniz) şeytana (vehme) tabi olup gitmiştiniz.

Nisâ Sûresi (Kurân “B” Meâli)

İbnu Abbas: "Ey iman edenler! kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın..." (Nisa 19) ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: "Cahiliye devrinde bir erkek ölünce, karısı üzerinden en ziyade onun yakınları hak sahibi idiler: Onlardan biri dilerse onunla evlenir, dilerse kadını bir başkasıyla evlendirirlerdi, dilemedikleri takdirde de evlenmesine mâni olurlardı. Erkeğin yakınları bu hususta, kadını akrabalarından da çok hak sahibi idiler. Yukarıdaki ayet bu durumla ilgili olarak indi."

KÜTÜB-İ SİTTE / 544

Bozulduğu zaman, insandan daha korkunç yaratık yoktur. 

SOPHOKLES