15.Bölüm


TİMUR

Timur İran seferinde Şiraz’ı fethedip şehre girdiğinde , Hâfız’ın türbesine de uğramış. Timur duymuş ki , Hâfız vaktiyle Şiraz’ın bağımsızlığından dem vururken:
-Burayı Türkler bile zapt edemez , demiş. 
Timur türbeye girince , Hâfız’ın sandukasını parmaklarıyla şöyle bir tıklatmış, selam faslından sonra :
-Hey gidi koca Hâfız, demiş. Türkler burayı alamaz demişsin ama , işte aldık, bak!...
Türbedar yaklaşmış, saygılı bir ifade ile der ki :
-Efendim, türbemizin bir geleneği vardır . İzin verirseniz arz edeyim. 
-Söyle!.. demiş Sultan.
-Buraya gelen her devletlû ; Hâfız divanından rast gele bir sayfa açarak, bir beyit okur, diyince türbedar , Timur’da :
-Pekala, demiş, türbenin baş tarafında kapalı duran dîvânı alır açar, beyiti okumaya başlar , şöyle yazmaktadır :

Vaktiyle nice aslanlar kükredi bu ormanlarda ...
Şimdi , topal tilkiler dolaşır oldu buralarda!...

Bir ayağı topal olan Timur, bu ifadeler karşısında şaşırır , kekeleyerek :
-Büyük adammışsın be Hâfız!... Bağışla , saygısızlık ettik !... der. 

TAVSİYE

Hasan Basri’ye sormuşlar :
-Bazı kimseler ; “kendinizi olgunlaştırmadan halkı olgunlaşmaya çağırmayınız , önce kendinizi düzeltiniz” diyorlar , ne dersiniz ?... 
Şu cevabı verir Hazret :
-Şeytanın en çok hoşlandığı söz işte budur. Şeytan bu sözü çok süslü gösterir. Ve her Müslüman için bir görev olan ; iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak işinden uzaklaştırmak ister.

VASITA

Harun Reşit’in hânendelerinden Musullu İbrahim, yeni bestesini Halifenin huzurunda okur. 
-Güzel okudun ,  Allah sana ihsanda bulunsun der Halife.
Musullu İbrahim cevabı yapıştırır:
-Sultanım ; Allah bize , sizin vasıtanızla ihsan eder!...,

YOLDAŞ

Asquith’in sırnaşık ahbaplarından biri , onun İngiltere parlementosunda ki bakanlığı sırasında iki de bir gelir, ve bir akrabası için memuriyet istermiş. O da açık yer olmadığını söyleyerek, her seferinde uzaklaştırırmış.  Bir gün bakanlığın yüksek dereceli memurlarından biri ölünce , daha aradan birkaç saat geçmeden aynı adam yaklaşmış ve sormuş :
-Akrabamı şu Mr. Smith’in yerine koyamaz mısınız?..
Bakan :
-Hay hay, demiş. Büyük bir memnuniyetle. Ama Smith’in tabutuna sığar mı acaba?...

RESİM

Pablo Picasso’nun balık isimli tablosunu gören biri :
-Çok acaip!... Bunun neresi balık?... der.
Picasso , adamın söylediklerini duyunca, nezaketle cevap verir :
-O balık değil  efendim !...
Adam sormuş :
-Nedir peki ?...
-Resim , sadece resim, diye cevaplandırmış.

SIRASI VAR

Bir edebiyat heveslisi yazdığı romanın müsveddelerini Balzac’a verir, fikrini öğrenmek ister. Balzac okur , şu cevabı verir :
-Yavrum bu eseriniz kuvvetli değil.  Şöhret olmak için daha iyi yazılar yazmanız lazım. Ama yine de ziyan etmeyin , saklayın. Meşhur olduktan sonra neşredersiniz!...

GÖZLÜK

Sultan Mahmut , İzzet Molla’ya camsız bir gözlük hediye eder. Molla gözlüğü takar , Edirnekapı tarafına bakar, sanki mezar taşlarını okuyormuş gibi yaparak :
-“Hüvel Hallâkul Bâki” der.
Padişah :
-Efendi , maşallah !....  Pek uzakları görüyorsunuz!... deyince , şu cevabı verir :
-Padişahım , eğer camları olsaydı her halde Levh-i Mahfuz’u bile okurdum!...

 

<Devam Edecek>

Yansıtan: Hamdi Canik
http://sufizmveinsan.com
05.03.2002

 


Üst Ana sayfa e-mail