Din-Yaşam

02/03/10 10:00 - Londra

İkna etmek!

Ahmed F. Yüksel

07/03/10 18:30 - Londra

Veritabanınız ne durumda?

Ahmed F. Yüksel

11/03/10

Londra'da Sufi Düşünceler (1) 

Ahmed F. Yüksel

14/03/10

Londra'da Sufi Düşünceler (2) 

Ahmed F. Yüksel

17/03/10 09:30

Dinin temel işlevi ve enstantanaler 

Ahmed F. Yüksel

 
Astroloji

01/03/010

MART 2010

Astrolog Nuran Tuncel

17/01/2010

2010'da Türkiye

Hakan Kırkoğlu

Edebiyat/Kültür/Sinema

15/02/2010

Mevlana oğluna der ki;

Hz. Mevlana Celâleddin-i Rumi

12/01/10

Mevlid-i Şerif Veladet Bahri

Hz.Süleyman Çelebi

10/02/10

Vahdet Bağının Gülüyüz

eş Şeyh Sâdık el Halveti eş Şa'bânî

16/02/10

Nutk-ı Şerif

Hz. Pîr Nûreddin-i Cerrâhi

16/02/10

Bir Şans Daha Tanındı

Bilal Atış

Tasavvuf

17/03/10

A.K.Geylânî Hz. Fütûhû’l Gayb‘dan Yansımalar: -18-

www.sufmveinsan.com

16/03/10

Füsus ûl - Hikem - 416. Bölüm

Asliye Tavşanlı

 
Haftanın Sohbeti / YAZARLAR

17/02/10

Pineal bezin morfolojik yapısı ve fonksiyonları

Uzm.Dr. Işıl Yurdaışık

09/03/10

İman Etme

Mert Kılıç

16/03/10

Bir şans daha tanındı

Bilal Atış

16/03/10

Nasıl Bir Rasul?

Özgür Kurt Durmaz

16/03/10

Yakınan yakın ANdan kopar!

Abdullah Furkan

16/03/10

EN SOYUT SANAT İSLAMdır mASALı-6

Nur Cihan

16/03/10

Pilavdan bir kaşık

Mehmet Doğramacı

Fizik

06/02/010

İsviçre Neden Bilimde Fiziki Büyüklüğünden Daha Büyük Değerlere Sahiptir

Prof.Dr. İbrahim Ortaş

30/12/09

Laplace'nin şeytanı

Onur özgüven

02/03/10

Kuantum ve Mistisizm – 4

Fiz.Müh.Kenan Keskin

Kur'an ve Hadis

07/03/10

Kütüb-i Sitte'den Alıntılar -215.Bölüm

www.sufizmveinsan.com

16/03/10

Hadislerle Baş Başa-505 

www.sufizmveinsan.com

17/03/10

Sohbet Konuları -96

www.sufizmveinsan.com

21/04/09

DUALAR / SALÂVATLAR

www.sufizmveinsan.com

Yaşam

03/03/10

Uykulu beyinler neden unutur?
 

www.sufizmveinsan.com

17/02/2010

ABD’de yayınlanan GQ dergisi cep telefonu-kanser ilişkisi dosyasını açtı
 

www.sufizmveinsan.com

 

30/01/10

Michio Kaku

 

Evren içre Evrenler ve Canlıları
video ve yazı

 

www.sufizmveinsan.com

 

05/02/10

Epifiz (Pineal Gland)

www.sufizmveinsan.com

 

16/03/2010

Beynin karanlık enerjisi
 

www.sufizmveinsan.com

 

09/03/10

İnternet Beyni Modifiye Ediyor

www.sufizmveinsan.com

24/02/2010

Amerikalı araştırmacı "BEYNİN DUA"ederken kendini yeniden proğramladığını keşfetti.
 

www.sufizmveinsan.com

 

28/02/10

Gerçeklik olan ŞUUR
 

www.sufizmveinsan.com

 

YANIKLARA YUMURTA AKI...

Hiçbir zaman bunu kullanmak gerekmeyeceği düşünülür, ama gerektiğinde
Yumurta akı kullanılarak yanıklar basit ve etkin biçimde tedavi edilebilir.
Bu yöntem itfaiyecilerin eğitimi sırasında ders olarak verilmiştir

Bir yanık meydana geldiğinde, kapsadığı alan ne olursa olsun ilk yardım, etkilenen alanı sıcaklık azalıncaya ve deri tabakalarını yakmayı bırakıncaya kadar soğuk suyun altına tutmak ve sonrasında bu bölgeye yumurta akı uygulamaktan oluşmaktadır.

Bir kimsenin elinin büyük bir kısmı kaynar su ile yandığında, duyduğu büyük acıya rağmen elini soğuk su musluğunun altına tutmuş ve sonrasında 2 yumurta kırmış, aklarını ayırmış ve çırpmış ve elini içine daldırmıştır.

Eli o denli yanmış durumdadır ki yumurta akı uygulanır uygulanmaz derisi kurumuş ve yumurta akı bir film tabakası oluşturmuştur.

Daha sonra bu kişi yumurta akının doğal bir kollajen (bir tür albüminoid) olduğunu öğrenmiş ve en az bir saat boyunca eline tabaka üzerine tabaka gelecek şekilde yumurta akı uygulamıştır. Öğleden sonra hiçbir acı duymaz olmuştur. Ertesi sabah yanık bölgesinde nerdeyse belirsiz bir kırmızımsı leke kalmıştır. Elinde sürekli ve feci görünüşlü bir yara izi kalacağını düşünürken 10 gün sonra geride hiçbir yanık izi kalmamış ve hatta deri eski normal rengine yeniden kavuşmuştur!

Yanan bölge yumurta akında mevcut ve aslında vitamin dolu bir plasenta (etene) olan kollajen sayesinde tamamen yenilenmiştir.

 

www.sufizmveinsan.com
18/03/2010
 

 

 

Allah Rasûlün'den

Satılan bir şeyin kusurunu gizlemek, helal değildir. O kusuru bilip söylememek de, kimseye helal değildir.

(HADİS-İ ŞERİF)
 

Hz İsa' dan

Yarın için kaygı çekmeyin; zira yarınki gün, kendisi için kaygı çekecektir. Kendi derdi, güne yeter.
 

 

 

 

 

Çanakkale deyince…

Çanakkale Zaferimiz üzerine yapılan muhtelif çalışmalarda bir milletin var oluş ve ayakta kalma mücadelesine dikkat çekilerek çeşitli fedakârlık ve şecaat örnekleri efsanevi, destansı sahnelerle aktarılır. Olayın insani ve evrensel yönüne eğilen yaklaşımlar nedense biraz sönük kalmıştır.

Milli ve manevi köklerimizin vazgeçilmez mayası Çanakkale’de evrensel sahneleri, insan unsurunun kalbinde titreyenleri, millet ve ırk, din ve ülke, doğu ve batı planından çıkarak yeniden değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Bu zafer coşkusuna işte o farklı noktalardan katılmak üzere bazı sahneleri yeniden hatırlatmak istiyorum.

* * *

Her iki tarafın da ölülerini defnetmek üzere savaşa ara verilen bir öğle saati. Türk askeri fırsattan istifade Cuma Namazı kılmak istiyor. Salâ verilip ezan okununca karşı siperlerden telaş içinde gelenler arkada saf tutuyorlar. Bunlar İngilizlerin sömürge Afrika ülkeleri ve Hindistan’dan topladığı Müslüman askerler. Cumayı, düşman (!) cephede kılacaklar ve yeniden kendi siperlerine dönecekler…

* * *

Gece nöbet tutuyor askerler… Avrupalı askerlerin safından biri sesleniyor bizimkine, bir şeyler işaret ediyor. Birbirlerinin dillerini anlamıyorlar. Bizim ki çantasından bir tayın ekmeği atıyor karşıya, belli ki aç zannıyla. İngiliz askeri de yanındaki konservelerden birini yerden yuvarlıyor insan kardeşine!...

* * *

Yıl 1934… Güçlü devletler genç Türkiye Cumhuriyetine uluslararası unsurları da arkalarına alarak baskı yapıyorlar. “Mademki Çanakkale’de bizim mezarlarımız var, mezarlarımız olan yerler toprağımızdır yada en azından uluslararası toprak sayılmalıdır.” diyerek toprak isteme cüretini gösteriyorlar. 

Genç Türkiye’nin genç cumhurbaşkanı Mustafa Kemal çalışma odasında Anzaklar ve İngilizlerin de geleceği Çanakkale Günü için bir basın bildirisi hazırlıyor. Yaveri içeri giriyor: “Paşam bu emperyalistler iyice azıttı, durmadan telgraflar geliyor, öyle bir mesaj yazın ki hadlerini bilsinler, meydan okuyalım şunlara!...”

Paşa, nazik durumu değerlendirdikten sonra hem bütün güçlü ulusları susturacak, hem de annelerin yüreğine, beşerin İnsan tarafına dokunacak şu sözleri yaverine yazdırıyor:

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır. (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Çanakkale… Milli yanımdan çok, İNSAN yanıma, EVRENSEL yanıma, KALBİMe dokunur benim…

Gelibolu Yarımadasının gelişen yeni dünya yapılanmasında bir BARIŞ VE KARDEŞLİK ADASI olmasını niyaz ediyorum. Amin der misiniz?

İstanbul -18.03.2010
Saat:09:00
m_dogramaci@yahoo.com
 http://sufizmveinsan.com








 

15-) Fema zalet tilke da'vahüm hatta cealnahüm hasıyden hamidiyn;
Onların bu iddiaları sürüp gitti... Tâ ki biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş ateşe döndürene kadar.

16-) Ve ma hâlâknes Semae vel Arda ve ma beynehüma laıbiyn;
Semâyı, arzı ve aralarındakileri oyuncak olarak halketmedik (çok büyük işlevleri vardır)!

17-) Lev eradna en nettehıze lehven lettehaznahu min ledünna* in künna faıliyn;
Eğer bir oyun-eğlence oluşturmak dileseydik, elbette onu kendi ledünnümüzden edinirdik! Biz bunları yapmayız!

18-) Bel nakzifü bil Hakkı alel bâtıli feyedmeğuhu feiza huve zahikun, ve lekümül veylü mimma tasıfun;
Bilakis biz, Hakk'ı (hakikati) bâtılın (vehme dayalı fikirlerin) üzerine indiririz de, onun düşünce sistemini paramparça eder... Bir de bakarsın ki o can çekişerek yok olup gider... Tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!

19-) Ve leHU men fiys Semavati vel Ard* ve men ındeHU la yestekbirune an ıbadetiHİ ve la yestahsirun;
Semâlarda ve arzda kim varsa O'nun (El Esmâ mânâlarının açığa çıkması) içindir! "HÛ"nun indînde olanlar, O'nun kulluğunu ne benliklerini katarak büyüklenmiş olurlar; ne de bezginlik duyarlar!

20-) Yüsebbihunelleyle vennehare la yeftürun;
Gece ve gündüz (yaratılış amaçlarındaki işlevlerine devam suretiyle) tespih ederler; Hiç kesintisiz!

21-) Emittehazu aliheten minel Ardı hüm yünşirun;
Yoksa onlar yeryüzünde kabirdeki ölüleri (bedenlerdeki şuurundan gâfil bilinçleri) dirilten (hakikatlerini hatırlatıp yaşatan) tanrılar mı edindiler?

22-) Lev kâne fiyhima alihetün ilellahu lefesedeta* fesubhanAllahi Rabbil Arşi amma yesıfun;
Eğer o ikisinde (semâlar ve arz) Allah'tan başka tanrılar olsaydı, elbette o ikisi de düzenini yitirirdi! Arş'ın Rabbi Allah, onların vasıflamalarından münezzehtir.

23-) La yüs'elu amma yef'alu ve hüm yüs'elun;
Yaptığından soru sorulmaz! Onlar sorgulanır (yaptıklarının sonucu yaşatılır)!

24-) Emittehazu min dunihi aliheten, kul hatu burhaneküm hazâ zikru men meıye ve zikru men kabliy* bel ekseruhüm la ya'lemunelHakka fehüm mu'ridun;
Yoksa O'nun dûnunda tanrılar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin hadi! Bu (lâ ilâhe illâllah) benimle beraber olan kimsenin de zikridir (hatırladığı hakikattir); benden önce olan kimsenin de zikridir (hatırladığı hakikattir)"... Hayır, onların çoğunluğu Hakk'ı bilmiyorlar... Bundan ötürü yüz çeviricilerdir.

25-) Ve ma erselna min kablike min Rasûlin illâ nuhıy ileyhi ennehu lâ ilâhe illâ ENE fa'budun;
Senden önce bir Rasûl irsâl etmedik ki Ona: "Tanrı yoktur, sadece Ben! O hâlde bana kullukta olduğunuza iman edin" diye vahyetmiş olmayalım.

26-) Ve kalüttehazer Rahmanu veleden subhaneHU, bel ıbadun mükramun;
"Rahman çocuk edindi" dediler! Subhan'dır O! Bilakis ikrama nail olmuş kullardır (İsa ve Allah'ın kızları diye vehmedilen melekler).

27-) La yesbikuneHU bil kavli ve hüm Bi emriHİ ya'melun;
Sözleri, O'nun hükmü önüne geçmez! Onlar, O'nun hükmünü uygular.

 

Allah İlminden Yansımalar
Enbiya SÛRESİ

 

 

 
Bu sayfanın güncellemeleri ULC Bilgisayar tarafından yapılmaktadır.
Her hakkı saklıdır | 2006