Van Hooijdnok’u görün artık..!


Kendi kendime, spor konusunda artık yazmayacağıma söz vermiştim. Ama bu kez sözümü, yararlı olur düşüncesiyle tutamıyorum.
Konumuz, Fenerbahçe’nin Hollanda’dan transfer ettiği Afrika kökenli yıldızı ile ilgili.
Futbol için kemale ermiş, hatta biraz da geçkin gibi görünen bu süper star, zaten bu yüzden Türkiye’mizde...
Gerek hazırlık maçlarında, gerekse lig maçlarındaki performansı ile dikkâtleri çekiyor. Oynuyor, oynatıyor, atıyor, attırıyor, kenar alana kaçıp göbekte büyük boşlukları temin  edebiliyor. Yanındakiler ise, onu kesinlikle anlamıyorlar. Anlamaları için dil gerekmiyor. Olması gereken, futbol dili. O da onlarda yok. Bu mütevazı adam, yanı başında kendine pas vermeyen, kaleye 1 metreden attığı gollerle ünlü, sevincini mutlaka tribünlerle paylaşma ihtiyacını gösteren Fener’in kıskanç  yıldızı Tuncay’a başını kaldırıp “neden böyle yaptın?” bile demiyor. Oyun içinde taviz vermiyor ama, takım arkadaşlarına hırslanıp köpürenlere, seyirciye, ekran başındakilere adeta insanlık dersi veriyor.
Kendini kündeye getiren rakipleriyle ise en ufak bir dalaşması yok. Topu taca attığında bunun istemeyerek olduğunu belirten hareketlerle konuk ekibin taraftarından adeta özür dilemesi, işin  ilginç olan başka yanı.
Ayrıca, onun saha içinde olduğu kadar saha dışında da efendiliğini koruduğu gözlemleniyor.
Nefis frikikleri ile meşin yuvarlağı istediği köşeye bırakırken, topa gelişi sırasında vücudunun aldığı açıya, topa vuruş tekniğine hiç dikkât ettiniz mi bilmiyorum, ama attığı 5 frikiğin 4’ü gol oldu.
Kesin olan şey, ne Hagi’nin, ne de Sergen’in bu ustalıkta olmaması.
Bu arada değinmek istediğim bir başka yön var:
Fenerbahçe ikinci bir kaptan arıyor.

Acaba yönetim, kaptanlık için nasıl bir vasıf düşünüyor dersiniz? Bir takımda iki üç sene futbol oynamak, kaptanlık için gerekli bir meziyet sayılabilir mi?

“İşin ‘façası’ öyle” demek yeterli olmuyor maalesef.
Geçmişte yaşanan bir Ortega olayı vardı. Kulisle, adamı ne yapıp edip kaçırdılar. Halbuki, sıcak bir yaklaşım, alimallah çok şeyleri değiştirebilirdi.
Bugün kara kara, onun nasıl geçici bir bonservis aldığı düşünülmekte.
Şimdi yönetim, eski hatalarında ısrar etmeyip kimliği ( Hüviyeti) ortada olan bu delikanlıya sırtını dönmeden, onu kaptanlığa getirip ödüllendirmeli ve layık olduğu düzeyi kendisine vermelidir.
Fener’e renk getiren bu altın adamı artık lûtfedin de görün.
Zira Ümit’in bugünü var, yarını ise meçhuldür.


İstanbul
- 31.08.2003
http://gulizk.com


Üst Ana sayfa e-mail