İbadet Nedir?



İbadet, tapınmak değildir. Kişi Tevhid ve Islah yolunda çalışırsa Allah’a İbadet etmiş olur. Aksi olan Küfür / şirk ve bozgunculuk yolunda çalışırsa Şeytana ibadet etmiş olur.

Kişinin geleceğini üzerine bina ettiği düşünce ve yaşantı şekli KİME dayanıyorsa kişi Ona İBADET halindedir. Yani ibadet, asla Tapınmak değildir.

Hatta kişinin dayandığı Kelimelerin anlamı kime ait ise kişi ona ibadet halindedir. Çünkü kişinin geleceği kelam / kelimeler üzere bina edilmektedir. Yaratılış dahi bir Kelam işidir. Bu Kelime konusu o kadar önemlidir.

Şimdi Kur’an’da Yahudi ve Hıristiyanları TARİF eden ifadelere dikkat edelim:

1-Onlar Kelimelerin vaaz ettiği anlamını Değiştirirler

2-Allah’ın Dosdoğru yolunu saptırırlar, 3-Kendilerini doğru yolda Zannederler.

Bu TARİFE giren kişiler, etiketi Müslüman olsa da gerçekte Yahudi veya Hıristiyandır.

Yahudiler, aslında bu tarife giren Muhammedi Yahudilerdir, Hıristiyanlar Rasulleri veya şeyhlerini İlahlaştıran Muhammedi Hıristiyanlardır.

Bununla beraber bunlardan kim Allah’a ve Ahirete MܒMİN ve Ameli SALİH ise kurtulur.

Allah, Mutlak ve Sonsuz Güzelliğin / Gerçeğin / Varlığın Kendisidir. Her gerçek güzellik Ondan kaynaklanır. Kişi buna İman eder ve hedefi Islah olursa Allah’a İBADET halindedir.

Aksi halde, sonucu bozguna çıkan bir yaşantı halinde ise muhakkak yoluna Şeytan çıkmış, yolunu saptırmıştır. Kişi Şeytana İBADET halinde iken kendisini halen doğru yolda zanneder.

Dindeki Kelimelerin anlamı değiştirilince, düşünmeyen kişi ve toplum “Uzak bir dalalete” giriyor. Şöyle; Yapılmazsa sonuç kötü olur dedikleri sahte ibadetlerin sonucu kötü değil, Zaten İbadet zannettikleri ibadet değil. Yanlış üzerine yanlış. Karanlık üzerine karanlık.

Gerçek ibadet, Allah’a İman ile Hüsnü zan beslemek, Dini ona Has kılmak ve Islah yolunda mücadeledir. Kişi bunun tersini yaparsa sonuç elbette kötü olur, çünkü kaçınılmaz olarak, Bilerek veya bilmeyerek, Şirke ve Bozguna hizmet halindedir.

İbadet etmeyi tapınmak şekline indirger ve ön plana çıkarır isek; “İbadet” kelimesi ile asıl vaaz edilen, yapılması gereken temizlenme gibi, kendimizi ve çevremizi Islah yolunda yapacağımız ÇALIŞMALAR gibi esas ibadetleri “daha önemli olmasına rağmen” arka plana atmış ve doğru yolu / esas mesajı bu şekilde örtmüş ve saptırmış oluruz.

Bir zaman sonra İbadet kelimesinden arkaya İÇİ boşaltılmış, anlamı silinmiş bir kuru gafil tapınma kalır. Yani meyvenin esas yenecek olan, (kişi ve toplum için faydalı) içi gitmiş, faydasız bir kabuk kalmıştır.

İbadet için tavsiye edilen her şey, İçten İman, Temizlik, Takva, Dayanışma ve yani Ameli Salih olarak özetlenebilir. Yani bunların tümü “Allah’a İbadettir.” Bunlar asla içi boşaltılmış tapınmalar değildir.

Hangisi daha önemli ve doğrudur: 1.İçi boş kişisel tapınmalar mı? Yoksa 2.gerçek bir temizlik, Takva ve Islah çalışmaları mı?..

Dikkât edilirse tapınan insanları, iş yerinde çalışan elemanlardan yapması gereken işleri hep ihmal eden, kaytaran; fakat patrona yalakalık yaparak onun indinde tutunmaya (iki yüzlü - cahil) çalışan insanlara benzetirim. İşin aslı bu değildir.

98:5. Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a İbadet etmeleri, Salatı ikame etmeleri ve zekâtı ita etmeleri emrolunmuştu. İşte dayanak din de budur.

Tesbih ise; Kişinin yaşantısında-Özünde, Allah’ı her iyiliğin, güzelliğin, nimetin, varlığın kaynağı bilmektir (Hamd). Onu böylece her kötülük, eksiklik, yanlışlıktan temiz bilmektir. Bunun şuuruna varmaktır. Yoksa eline tesbih alıp çekmek değildir.

Takva kelimesinin anlamı, Allah’ın Sözlerine dayanmaktır.

Temizlik, zihnimizi saptırılmış kelimelerden temizlemek, yerine Kuran’daki değiştirilemez doğru anlamlarını koymaktır.

İşte bu, Allah’a dayanarak kendimizi ve zihnimizi Temizlemenin / Islah etmenin yoludur.

Kur’an, Temizlenmeyene Mesh etmez. Kirlenmemiş, fakat doğuştan kör olanın gözünü açar ve ölü kalpleri diriltir. Fakat kişi eğer evvelce kalbini şirke açmış, ölümcül zehri almış ve gördüğünü zanneder halde iken kör ise, Rabbini Birleyip Temizlenmedikçe ve gönlünü ona açmıyorsa ondan şifa bulması imkânsızdır. Ondan nasip alamaz.

(Yusuf der ki: Öz Kardeşimi bana getirmezseniz benden size erzak yoktur. Yusuf Kalbdir, Öz Kardeşi İmandır.)

“Adem Rabbinden bazı Kelimeler aldı ve hemen tevbe etti (temizlendi)”

La yemessuhu illel Mutahharun. (O Temizlenmeyene / Temizlenmeyen Ona Dokunmaz)

Maalesef dine sokulmuş, Anlamı Kur’an’a göre düzeltilmesi gereken / Kur’an’daki anlamından saptırılmış çok kelime, kavram ve İnanç var.

Kur’an’ı anlayarak ve düşünerek okumaya devam etmenizi tavsiye ederim. Ondaki kavramların aslını fark ettikçe / yolun nasıl saptırılıp düşüncenin kısırlaştırıldığını gördükçe daha çok HAYRET edersiniz ve daha birçok kelimenin asıl anlamlarını bulursunuz ve bizimle paylaşırsınız. Bu büyük bir hizmet ve cihat olur. Tefekkür, Fikir yürütmek / Fikir edinmektir. Paylaşmak, asıl bu Nimetullahı, hazine ve zenginlikleri paylaşmaktır.

Aslında Şeytanın tuzağı çok zayıftır. Ancak dinini Allah’a has kılmayanları ve ona uyanları saptırabilir.

Gerçek kelimeler kökü yere bağlı sağlam ağaç gibidir, asılsız kavramlar kökü kesilmiş kütük gibidir, çürümeye veya yakılmaya mahkumdur.

Gerçek kelimeler, Musa’nın Asasıdır. Karşısına çıkan yalan yanlış yetmiş yılanı yutar.

Allah, kelimeleri ile gerçeği gerçekleştirir. Müşrikler - Mücrimler istemese de.

Turgut Sak
İstanbul-01
.02.2005
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail