-185-


Kulunun tövbesi ile Allah(cc)’ınsevinci, birinin ıssız bir çölde kaybettiği devesini aniden bulması sevincinden daha fazladır. (MÜSLİM)

Ebu Musa (ra) anlatıyor:

Resulullah (sav) buyurdu ki: Mü’min’nin cennette altmış mil yükseklikte, içi boş, yekpare inciden bir çadırı vardır. O çadırın içinde mü’mine ait aileler vardır. Mü’min o aileleri dolaşır durur. O aileler birbirlerini göremezler. (BUHARİ-MÜSLİM)

Allah Azze ve Celle Cebraile buyurdu ki: Ey Cibril, Bir milyon muhtelif millet yarattım. Hiçbir millet kendinden başkasını yarattığımı bilmez. Ona Levh-i Mahfuzu göstermedim. Kalemin hareketine de muttali kılmadım. Ben bir şeyi murat ettiğim zaman ona kün (ol) derim. O da oluverir. Kef, Nun’u katiyen geçmez.” (RAMUZܒL EHADİS/4096)

Musa (a.s) Allah’ a dedi ki:

- Ya Rabbi Adem sana nasıl şükretti?

- Onun (kendine ihsan ettiğim şeyin) benden olduğunu bildi, işte bu onun şükrü oldu.

Buyurdu.” (RAMUZܒL EHADİS/4108)

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir hummalıyı ziyaret etmişti. Hastaya:

"Müjde! Zira Allah Teâla hazretleri diyor ki: "Humma benim ateşimdir, ben onu mü'min kuluma musallat ederim, ta ki, ateşten tadacağı nasibi(ni dünyada tadmış) olsun." (KÜTÜB-İ SİTTE/4660)

Zeyd İbnu Talha İbnu Rükâne (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlâkı vardır. İslâm'ın ahlâkı hayadır." (KÜTÜB-İ SİTTE/1643)

Ebu Sa'îdi'I-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında oturuyor idik. (Bir ara): "Size Abdulkays kabilesinin gönderdiği heyet geldi" buyurdular. Halbuki içimizden hiç kimse (henüz heyetin geldiğini) görmemişti. Hakikaten geldiler ve konakladılar. Sonra Aleyhissalâtu vesselam'ın huzuruna geldiler. Onlardan Eşecc el-Asarî (adında biri) konaklama yerinde kaldı, o sonradan geldi. Çünkü o, bir konağa indi, devesini ıhtırdı. Yolculuk elbisesini bir kenara bıraktı. Sonra (taze elbise giyip, öyle) Aleyhissalâtu vesselam'ın huzuruna çıktı. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm da ona: "Ey Eşecc! Sende aziz ve celil olan Allah'ın sevdiği iki haslet vardır: Hilm (acele etmemek) ve teenni ile hareket etmek" buyurdular. Eşecc: "Ey Allah'ın Resülü! Bu hasletler, cibilliyetimde (fıtratımda doğuştan getirdiğim) bir şey mi, yoksa sonradan (iradı gayretimle) meydana gelen bir şey mi?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Hayır! Yaratılışında bulunan bir şeydi buyurdular." (KÜTÜB-İ SİTTE/7239)

Bir rivayette: "Atiyye veya hibesinden dönen, kusmuğuna dönen köpek, gibidir" denmiştir." (KÜTÜB-İ SİTTE/5753)

 İstanbul -01.10.2004
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail