-367-


Hiçbir peygamber yoktur ki bir benzerine beşerin iman edeceği (bir mucize) kendisine verilmiş olmasın. Bana verilen ise, Allah’ın bana vahyetmiş olduğudur. Ben kıyamet günü kendisine tabi olanlar yönünden onların en fazlası olacağımı umarım. (İBN KESİR CİLT VIII /S.4247)

Cennet halkı yerler içerler, balgamları olmaz, büyük ve küçük abdest bozmazlar. Bunun yerine yiyecekleri mis kokusu gibi bir geğirme ile (vücudlarından çıkar).  Nasıl ki nefes alma kendilerine ilham olunuyorsa; Aynı şekilde tesbih ve takdisde onlara ilham olunur. (İBN KESİR CİLT VIII /S.4253)

Gıyaben çekiştirilen veya başka bir zarar ve ziyana uğrayan müslüman kardeşlerinin haklarını müdafaa eden ve onlara yardımda bulunanlara Cenabı Hak dünyada ve ahirette yardım edip bahtiyar eder. (İLAHİ EMİRLER S;54)

İki kişinin yemeği, üç kişiye kafi ve üç kişinin yemeği dört kişiye kafidir. (TİRMIZİ CİLT III No: 1880)

Bir şehirli  sahrada yaşayan Bedevinin malını (aracı olmak suretiyle) satmasın! Bırakınız insanları. Allah birini diğeri ile rızıklandırsın. (MÜSLİM-TIRMIZİ)

Hz Ali(ra)’den:

Pek kötü bir zaman gelecektir ki, bollukta olan bir kimse, elinde olana sımsıkı sarılacaktır; halbuki böyle emredilmemiştir. Allah Taala “Aranızdaki üstünlüğü unutmayınız.” (Bakara: 237) buyuruyor. Ve zorda olanlardan satın alacaklardır. Halbuki, Peygamberimiz (sav) zorda bulunan kimsenin (fiyat kırarak) malını  satın almayı yasaklamıştır. (EBU DAVUD)

Buhârî ve Müslim'den gelen bir rivayette şöyle denir: "Ancak, Müslüman olmazdan önce Ensar ve bunlarla birlikte Gassân, Menat için telbiyede bulunurlar, Safa ile Merve arasında tavaftan çekinirlerdi. Bu davranış onlara ecdad yâdigarı bir âdet idi. Menat için ihrama giren Safa ile Merve arasında tavaf yapmazdı. Müslüman olunca bu hususta Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e sordular. Bunun üzerine Cenâb-ı Hakk "Safâ ve Merve Allah'ın şeâirindendir..." âyetini indirdi. (KÜTÜB-İ SİTTE / 456)

Mücâhid, İbnu Abbâs (radıyallahu anhüma)'tan rivayet ettiğine göre şunu anlatmıştır: "Beni İsrail'de kısas vardı, fakat diyet yoktu. Cenâb-ı Hakk Muhammed ümmetine şöyle buyurdu: "Öldürülenler hususunda size kısas farz kılınmıştır. Hür hür ile, köle köle ile, kadın kadın ile kısas edilir. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından affedilmişse, kendisine örfe uymak ve affedene güzellikle (diyet) ödemek gerekir" (bakara, 178). Buradaki "afv"dan maksad, âmden öldürmelerde kişinin diyet almayı kabul etmesidir. "Örfe uymak ve affedene güzellikle ödemek" e gelince, bundan maksad (mağdur tarafın) örfe uygun miktarda bir diyet istemesi, öbürünün de bunu güzellikle ödemesidir. Âyetin devamındaki: "Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir" ibâresi de, "sizden öncekilere farz kılınanlarda olmayan bir hafifletme" demektir, (çünkü onlara diyet imkânı tanınmamıştı). Âyetin son kısmı olan "Bundan sonra tecavüzde bulunana elim azab vardır" ibaresinden diyet almayı kabul etmesine rağmen (kan dâvası güderek) kâtili öldüren kimse kastedilmektedir." (KÜTÜB-İ SİTTE / 457)

   İstanbul -26. 06.2007
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail