- 443-


En’am suresi bana bir bütün halinde nazil oldu Yetmiş bin melek ona refakat ediyordu. Melekler tesbih ve tahmidde bulunuyorlardı.  (İBN KESİR CİLT VI / S.2542)

Her peygamberin mutlaka bir havuzu olacak ve onlar, havuzlarına gelenlerin çokluğu ile birbirlerine öğüneceklerdir. Umarım ki havuzuna en çok gelenin bulunduğu kimse ben olacağım. (İBN KESİR CİLT VI / S.2578)

Bir insanın kalbinde iman ile hased toplanmaz, Allah katiyyen  hasedcileri sevmez, hasedcilerin sevabını  Allah yok eder. (İLAHİ EMİRLER S:444) 

İbn Ömer’den rivayet edilmiştir;

   “Resulullah (s.a.v.) devesine veya dişi devesine doğru namaz kıldı ve devesinin üzerinde hangi tarafa yönelmiş olsa da namaz kılardı. (TIRMIZİ CİLT I  NO; 350)

 

Abdullah b. Mesud (ra) şöyle demiştir:

Resulullah (sav) yatsı namazını kıldıktan sonra elimden tutup Mekke Bathası’na çıktı.  Beni oturtup, etrafıma bir daire çizdi ve: Buradan ayrılma ve kimse ile konuşma! dedi, sonra gitti. Gecenin sonunda dönüp,  uyluğuma başını koydu ve uyudu. Resulullah (sav) uyuduğu vakit üflerdi.

Ben oturup. O dizimde uyurken, birde karşımda bir takım adamlar göründü. Üzerinde beyaz elbiseler vardı. Allah bilir ne kadar güzeldiler. Yanıma gelip, durdular. Bir kısmı Resulullahın başı ucunda, bir kısmı da ayakları ucunda oturdu. Sonra aralarında şöyle konuştular:

-O’nun için bir mesel irad edin!

-O, bir efendiye benzer ki, bir köşk inşa etmiş, sonra bir ziyafet tertip edip, insanları yemek içmeye davet etmiştir. Kim davetine icabet etti ise yemeklerinden yemiş,  şerbetlerinden içmiştir. Kim icabet etmedi ise, efendi onu cezalandırmıştır, yahut ona işkence etmiştir.

Böyle konuştuktan sonra kalkıp, gittiler. Peygamberimiz (sav) da uyandı ve bana:

-Bunların dediklerini işittin mi ve onların kimler olduğunu biliyor musunuz? diye sordu. Ben:

-Allah ve Resulu en iyi bilir, dedim.

Resulullah (sav):

-Onlar meleklerdir, irad ettikleri meseli biliyor musunuz? dedi. Ben:

-Allah ve Resulu en iyi bilir, dedim.

Resulullah (sav):

rad ettikleri mesel şundan ibarettir:

-Rahman olan Yüce Allah, cenneti yaratmış ve kullarını oraya davet etmiştir. Kim davetine icabet etti ise cennete girecek, kim etmemişse, Allah onu cezalandıracak, yahut azab edecektir. (TIRMIZİ)

 

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Şu ayet Kuba halkı hakkında nâzil olmuştur: (Meâlen): "Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah arınmak isteyenleri sever" (Tevbe 108). .(KÜTÜB-I SİTTE /650)

 

Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, müşrik olan anne babası için, Allah'tan af ve mağfiret dileyen birini gördüm. Kendisine: "Sen müşrik olan anne baban için istiğfarda mı bulunuyorsun, (olur mu bu?)" dedim. Adam bana: "(Niye olmasın, Kur'ân-ı Kerim'de) Hz. İbrahim (aleyhisselam) müşrik olan babası için istiğfar etmektedir" diye cevap verdi.

Ben durumu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a anlattım. Bunun üzerine şu mealdeki ayet indi: "Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygambere ve müminlere yaraşmaz. İbrahim'in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi. Allah'ın düşmanı olduğunu anlayınca ondan uzaklaştı..." (Tevbe, 113-114). .(KÜTÜB-I SİTTE /651)

 

İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), "(Allah yolunda savaşa) çıkmazsanız Allah size can yakıcı azabla azâb eder..." (Tevbe, 39) ayeti ile, "Medinelilere ve çevrelerinde bulunan bedevileri, savaşta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz" (Tevbe, 120) ayetini şu ayet neshetmiştir: "Müminler toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir tâifenin, dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı?..." (Tevbe, 122). .(KÜTÜB-I SİTTE /653)

 

 

 

 

   İstanbul -11. 12.2008
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail