Hidâyet!..
8. Bölüm


Ahmed HULÛSİ – CUMA SOHBETLERİ

Antalya, 4 Ekim 1996-Sayfa-37,38:

Burada, ibret almamız gereken konu:

İnsanlara bir takım bilgileri aktarırken bizim sadece ilâhi hidâyete vesile durumunda olduğumuzu; “hidâyet”in yani, “sadece gerçek olanları görebilme” hâlinin, Cenabı Hak’kın ihsanı ile mümkün olduğunu bilmemizdir.

Toparlarsak...

Biz insanlara gerçekleri gösteremeyiz!. Ancak, onların gerçekleri görmeleri için birer vesileyiz, bilgiyi aktarırız. Cenâb-ı Hak, dilediği kimsenin basiretini açmışsa, O da, bu basireti ile gerçekleri görür. İşte bu, “Hidâyet Allah’tandır” gerçeğinin idrakidir.

Ahmet Fevzi YÜKSEL - BAŞINI GÖĞE KALDIR başlıklı yazıdan:

Gökyüzündeki yıldızların, senin varoluş gayeni meydana getiren yapı taşları olduğunu asla aklından çıkartma. Şeytanın şerrinden korunmuş  bu uzay  kürelerini sadece ışık saçan veya saçmayan maddi bir kütle gibi kabullenmen yanlış. Onlar, insanı programlayan birer araçtır.. Yıldız kümelerini asla küçümsememeli ve basit görmemelisin.. Hz.Resulullahın “ Benim ashabım gökteki yıldızlara benzer, hangisine giderseniz hidayeti bulursunuz “ hadisinde yaptığı değinmeden anlaşılacağı üzere, onlar tam bir hidayet vesilesidir. Şayet böyle bir durum olmasaydı, en üst seviyede ki insan bunu söylermiydi. ? İyi bir düşün. Ve sen kendinden geçmedikçe varlık dağın, yıkılmadıkça  bu dediklerimi yaşaman mümkün değildir!..
Bu kalıpsal halinle,  olmayan ben’in seni terk edemez.

Ahmet Fevzi YÜKSEL- HÜMEZE SÛRESİ başlıklı yazıdan:

Mutlak Yaratıcı’ya göre ise yoktan var edilen, bize nispetle varolan  bu âlemde oluşun seyri, negatif ve pozitif  gibi görünüşlerle olmaktadır. Olumlu olana hizmet hidayet, negatif olana dalmak ise delalet adını alır. Ve bunlar bize göredir. Allah’a nispetle  böyle şartlar mevzubahis değildir.

Ahmet Fevzi YÜKSEL- FATİHA SÛRESİ -4- başlıklı yazıdan:

Ebu Hureyre (r.a) Resulullahtan (s.a.v) nakleder ki, Allah Teala şöyle buyurmuştur.

"Ben namazı kulumla kendi aramda ikiye ayırdım.Yarısı bana, yarısı kulumadır." Kul, "Hamd alemlerin rabbi olan olan Allah’a mahsustur" deyince ona her istediği verilir ve Allah buyurur ki kulum bana hamdetti. Kul, “Rahman ve rahimdir” deyince kulum beni öğdü. Kul, "Din gününün sahibidir" deyince, Allah buyurur ki kul’um beni ta’zim etti. "Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz’ deyince bu benimle kulumun arasındadır. Kuluma istediği verilmiştir. "Bizi doğru yola, kendilerine nimet vermiş olduklarının yoluna hidayet et. Gazaba uğramışların, sapıkların yoluna değil” deyince  Allah buyurur ki, bu kulumun isteğidir ve kulumun istediği kendisinin “ dir.

Ahmet Fevzi YÜKSEL- “MİSLİNİZ OLAN BEŞERİM” başlıklı yazıdan:

Hz. Muhammed’in sadece almış olduğu vahiy ile (dıştan bir yerden değil, özünden alıyor. Bu hususa dikkâtinizi çekmek isterim. Aksi takdirde Allah bir tanrı olur ki bu mümkün değildir.) diğer insanlara üstünlük sağladığını düşünmek bile yeterli bir neden. Ama  ‘O’, bir değil, birçok yanıyla tüm insanlığa açık ara fark atmış durumdadır.

Beşeriyetten soyunmuşluğu için yine Kur’an tabiri ile söylüyorum, ‘Çıplak Uyarıcı’ olarak nitelendirilmiştir. Çok önemli bir husus  da Fetih gücü ile desteklenmiş oluşudur. Fetih Suresinin 1. ve 2.ayetlerinde bu durum açıkça belirtilmektedir;

1- Doğrusu sana öyle bir fetih verdik ki, Feth-i Mubiyn (apaçık fetih)’dir.

2- Ki böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek tüm zenbini (varlığını) mağfiret eder (örter) ve nimetini (rahmetini, sıfatlarını) senin üzerine tamamlar ve seni, sırat-ı mustakim’e (Zatına) hidayet eder.

Fethin ne olduğunu, kaç çeşit fetih olabileceğini, dileyen, ilgili kitaplarda bulabilir. Biz bu surenin 1. ve 2. ayetlerinden tüm Nebi/Rasullerin varlığını bir şekilde örttüğünü, Allah Rasulü’nün bu nedenle “mislinizim” dediğini, Hakk’ın vasıfları ile muttasıf olduğunu ve O’nun bireyi mutlak varlığın esma boyutuna değil, direkt zatına yönlendirebileceğini ve bu şekilde hidayete ermede vesile olabileceğini anlamaktayız.
Bu kadar muazzam bir fark, neticede Kur’an’ da yine kendi ağzından ‘Misliniz olan bir beşerim’ ifadesiyle tanımlanıyor.

Derleyen: Hamdi Cenik
hamdicenik@hotmail.com
İstanbul -30
.05.
2006
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail