Hikmet
3. Bölüm


İMAMI RABBÂNÎ- “MEKTÛBAT” - 435. Mektup
…hikmet, bir şeyi işin aslına uygun olarak bilmekten ibarettir.

Amma, o ilimler ki, hikmete muhaliftir; işin aslına mutabık değildir.

İMAMI RABBÂNÎ- “MEKTÛBAT” - 216. Mektup
Allahu teâlâ, kudretini, hikmet altında gizlemekte, her şeyi sebepler te’sîri ile yapmaktadır.

İMAMI RABBÂNÎ- “MEKTÛBAT” - 357. Mektup
İsterse, vahdet-i vücud hakikat gibi; ona nisbetle kesret dahi mecaz gibi olsun. Bu mana icabı olarak, vahdet alemine:

-Hakikat alemi denmiş;

kesret alemine dahi:

-Mecaz alemi tabir edilmiştir.

Lâkin, eşyaya ebedi beka ihsan edildiği ve kudret dahi hikmet libasına bürünüp çıktığı, sebepler dahi ef'al nikabı (Nikab: Yüz örtüsü, peçe, perde) kılındığı için o hakikat bir yana bırakılmıştır. Bilinen dahi bu mecaz olmuştur. Nokta-i cevvale, her ne kadar hakikat, o noktadan çıkan daire dahi mecaz gibi ise de, lâkin o hakikat orada unutulmuş ve bir yana atılmış gibidir. Görülen, bilinen artık daire olmuştur.

İMAMI RABBÂNÎ- “MEKTÛBAT” - 409. Mektup
"Allahu Teala, ağacın altında seninle biat eden müminlerden razı olmuştur. Kalblerindekini bilerek, üzerlerine kuvve-i maneviye indirmiş ve onları yakın bir fetih ve alacakları birçok ganimetlerle mükafatlandırmıştır. Allah mutlak galiptir; yegâne hüküm ve hikmet sahibidir..."(48/18-19)

Ahmed HULÛSİ - GAVSÎYE” AÇIKLAMASI”-Masiyet ve Taâtle Perdelenme- Sayfa:125-126

Allah'ın fâili hakikî olarak meydana getirdiği tüm fiiller, hiç bir ayırım söz konusu olmaksızın "hikmet"tir!

Madem ki, Allah, bütün âlemleri, kendi sayısız-sınırsız ve sonsuz esmâsını seyir için meydana getirmiştir.Her an, bütün âlemlerdeki tüm fiillerin yaratıcısı Allah'tır. Öyle ise, O'nun bütün yaptıkları "Hakîm" isminin gereği olarak bir hikmete dayalıdır ve yerli yerindedir!

Deme şu niçin şöyle,

Yerincedir ol öyle,

Bak sonuna, sabreyle,

Görelim Mevlâ neyler,

Neylerse güzel eyler!

"Beyitlerinde Erzurumlu İbrahim Hakkı rahmetullahu aleyh bu hususa işaret ederek, yersiz bir şeyin olmadığını her şeyin yerli yerince meydana geldiğini anlamak ister.

Esasen, gerçekte ise olay, “mâsiyet” ve “tâat” kavramlarının çok ötesinde; Allah'ın, "lâ yus'âl" olarak dilediğince fiilini ortaya koymasıdır ki, biz buna "hikmet" deriz.

Gerçektir ki, Allah "hikmet" ile kayıt altına girmekten de münezzeh'tir!

Bu hususu da çok iyi idrâk etmek mecburiyetindeyiz.

Ahmed HULÛSİ - “GAVSÎYE” AÇIKLAMASI” -Sistemin İşleyişi- Sayfa:126

"-Yâ Gavs, hatalı kullarımı fazl ve keremim ile müjdele; icab edeni de adl ve öcalmamla müjdele."

Denilmek isteniyor ki anladığımız kadarıyla; hatalı kullarımı fazl ve keremimle müjdele; yani yaptıkları bir takım kusurları kendilerinden gören kulları fazlım ve keremim ile müjdele ki; onların varlıklarında, özlerinde mevcut olan benim!

Hem zâhirdir hem Bâtın!

Onlar, o fiilleri nefslerine bağlayıp, bundan dolayı çok büyük üzüntüler çekerler. Halbuki benim hikmetimi yerine getirmektedirler.

Bu üzüntü ve pişmanlıkları dolayısıyla, Allah da onlara fazlını ve keremini müjdeliyor. Yani, onlara, fâili hakiki olduğunu idrâk ettirmek suretiyle, öyle bir ikrâmda bulunmuş olacak ki, bu onlar tarafından son derece büyük bir nimet olarak değerlendirilecek.

Zirâ, onlar idrâk edecekler ki belki de, kendilerinin bağımsız birer varlıkları olmayıp, Hakk'ın esmâsının zuhur mahalleridir!. Ve elbette ki onlar için çok büyük bir sevinç kaynağı olacaktır.

ŞEMS-İ TEBRİZİ – “MAKALAT” (KONUŞMALAR)

Hazreti Peygamber şöyle buyuruyor: «Ulu Allah’a kırk sabah içten ibadet edenlerin kalbinden hikmet kaynakları fışkırır, lisanından dökülür
Bu kırk sabah, müminin gönlünün anahtarıdır. Yoksa yüz bin sabahın bile ona faydası olamaz.

Hikmet ehli bilginlere göre küçük âlem, insanın yaratılışında gizlidir. Büyük âlem de, bu bizi çevreleyen âlemdir.

Peygamberlere göre de, dıştaki bu âlem, küçük âlemdir. Büyük âlem, insanoğlunda gizlidir.

Lenterâni” (Beni göremeyeceksin!) hitabı gözünün önünde ama göremiyorsun. Onu böyle görmek istiyorsan bu “Lenterâni” o kadar lâtiftir ki gözle görülmez. Yine âyette, “Onu gözler göremez, ama o gözleri görür…”  buyurulmuştur.

Buradaki mânâ evvelkini kat kat geçer. “Onu göremezsin, ancak dağa bak…” buyurulmuş olmasındaki hikmete gelince; o dağ, senin benliğindir.

Az yemek sendeki gücü artırır, çok yemek hikmet ve düşünce kudretini azaltır.

İMAM GAZALİ- “MÜKÂŞEFET-ÜL KULÛB” – Sabır, rıza ve kanaat :
-Hikmet ehli âlimler, derin görüşleri sayesinde peygamberliğe yakındırlar.»

İMAM GAZALİ- “MÜKÂŞEFET-ÜL KULÛB”- Dünya alimlerinin cezası:
Hasan-ül Basrî (r.a.)buyurdu ki:
«Âlimlerin bilgisini ve hikmet sahiplerinin incilerini biriktirdiği halde tatbikatta aptalların çığırından gidenlerden olma.»

 

Derleyen: Hamdi Cenik
hamdicenik@hotmail.com
İstanbul -12
.09.
2006
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail