Hikmet
4. Bölüm


MEVLÂNA CELÂLEDDÎN-İ RÛMİ- MESNEVÎ-İ ŞERÎF:
Hakîm olan erden hikmet iste ki onunla görücü, bilici olasın
.
Hikmet arayan hikmet kaynağı olur, tahsilden ve sebeplere teşebbüsten kurtulur.(1/1064)

İlim ve hikmet helâl lokmadan doğar;
aşk ve rikkat helâl lokmadan meydana gelir. (1/1644)

Şarap kokusunu şarap içen tanır.
Şarap içmeyen şarap kokusunu ne bilsin?
Hikmet, müminin kaybolmuş devesine benzer,
Hikmet, teşrifatçı gibi adamı padişahla görüştürür. (2/1668-9)

Dünya hikmeti, zannı, şüpheyi artırır,
din hikmetiyse insanı feleğin üstüne çıkarır.
(2/3203)

Allah’ın zâtına nasıl son yoksa hikmetlerine de son yoktur.
Aklını başına al da ağzını yum, yaprağı çevir!” (3/1081)

Bilgi ve hikmet, doğru yolla yolsuzluğu göstermek içindir.
Her taraf yoldan ibaret olsaydı hikmet, abes ve boş bir şey olurdu. (6/1753
MUHYİDDÎN İBN ARABİ-“Risâleler”:
Eğer cömertlik (cud) olmasaydı varlık (vücud) zuhur etmezdi ,

Kerem olmasaydı hikmet belirmezdi.
Eğer başkasını kendine tercih etme olmasaydı, sırlar ortaya çıkmazdı. (2-71)

MUHYİDDÎN İBN ARABİ-“Risâleler”:

(Susmak) Bir; Allah’tan başkasıyla konuşmaktan lisanen susmak.

Her hangi bir varlıkla ilgili olarak  nefiste uyanan herhangi bir düşünce ile ilgili olarak kalben susmak.

Dili susup ta kalbi susmayanın yükü hafif olur.

Dili ve kalbi susanın sırrı zahir olur, Rabbi ona tecelli eder.

Kalbi susup dili susmayan hikmet diliyle konuşur.

Dili de kalbi de susmayan kimse şeytanın mülkü ve maskarası olur. (3-336)

Ahmed HULÛSİ – “TECELLİYÂT”-Sayfa:19

Eğer, vukû bulan hâdiselerin hikmetini sezemiyorsan, hemen itiraz etmekten kaçın ve o işin sonunu beklemeye çalış!. Şüphesiz ki işin hikmetini sezinlemek o zaman daha kolaylaşır. Böylece, sen de câhilane isyanlardan korunmuş olursun.

Ahmed HULÛSİ – “MESAJLAR”-Sayfa:77

Dünya hikmet yurdudur; ve bu dünyada oluşan her şey, kendinden evvelki sebepler etkisiyle yönünü bulur.  Bu, yaratan Allah’ın ‘’Sistem ve düzeni’’dir.

Ahmed HULÛSİ – “KENDİNİ TANI”-“İnsansı” ile “İnsan”-Sayfa:88,89,90

Biraz önce vurgulamıştım ki; hangi özellik ve mânâları ortaya koymayı murad ettiyse, o özellik ve mânâlara uygun sûretlere bürünmüş ve o sûretlerin kendi şartları içinde bir takım fiilleri ortaya koyma yoluna gitmiştir.

Varlık, orijininde, zâtı itibariyle O mutlak varlık olmasına rağmen, o sûretlerin şartları içinde o fiilleri ortaya koymuştur.

İş bu yüzdendir ki, "İlâhi kanunlar" denen evrende geçerli sistem, o muhteşem mekanizma:

"Velen tecide lisünnetallahi tebdilâ."

"Allah`ın varediş sisteminde, kanunlarında, asla değişiklik olmaz!"(48/23)

âyetinde belirtilen bir biçimde asla değişmez!.

"Doğa kanunu" da diyebileceğin sistem, 0 mutlak kanun koyucunun, sistem oluşturucunun dilediği bir biçimde hükmünü icra eder.

Yani, bir diğer anlatım ile;

Sebepler âlemi içinde yaşanılmaktadır... Varlık, tümüyle O`nun varlığından ibaret olmasına rağmen, yaşam tarzı, "O"nun içinde bulunduğu sûretin şartlarını yaşaması, ortaya koyması dolayısıyla, "Hikmet âlemi veya sebepler âlemi" biçiminde bir oluşum meydana getirmiştir...

Bundan dolayı da her birim, kendi yapısının, varoluş kapasitesinin içinde bir takım şeyleri oluşturmak mecburiyetindedir...

İşte, her bir birimin, takdir edilmiş bulunan bir özellik ve mânâyı ortaya koyması:

" Biz her şeyi kaderiyle halkettik". (Kamer 49)

âyetinde vurgulanmıştır.

Ayrıca, bu hususu izah eden önemli bir açıklama da, Rasûlullah tarafından şöyle açıklanmıştır:

"Herkes ne için yaratıldıysa ona o kolaylaştırılır!.".

Yani, hangi gaye için meydana getirildi ise o birim, o gayeye göre programlanmıştır!. O programın gereği de, gereğini yapmak da ona kolay gelir ve onu yapar!.

Bu gerçeği bilmeyen, birime dışarıdan bakan kişi ise, "bu kişinin kendine özgü bir iradesi var ve bu irade ile bunları yapmaktadır." deyip; orada bir irade-i cüz`ün olduğunu var sayar... Halbuki, o, irade-i cüz denen şey, gerçekte, irade-i Küll`ün tâ kendisidir...

Külli programın, o birimden ortaya çıkması hâlinde aldığı isim "irade-i cüz"dür.

Ahmed HULÛSİ – “DUA VE ZİKİR” – İstiğfarlar Sayfa:71

Zâhir vardır, bâtın vardır, ledün vardır.

Ledün kelimesiyle işaret edilen her şey, o kişinin zâtından açığa çıkan Allah'ın kudretine işaret eder ki; buna şöyle de diyebiliriz.

Hikmet sisteminde açığa çıkan kudret sırrı!.

Dünya hikmet yurdudur. Her şey bir sebeple, bir vesile ile oluşur. Âhiret denilen ölüm ötesi yaşam ise kudret yurdudur; orada hikmet kuralları dünya fizik kanunları geçerli olmaz…

 

Derleyen: Hamdi Cenik
hamdicenik@hotmail.com
İstanbul -19
.09.
2006
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail