İsimler
1. Bölüm


Makbul ve mekruh isimler:

Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor:

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki:

"Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın."

Ebu Vehb el-Cüşemî (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Rasûlullahlerin isimleriyle isimlenin. Allah'ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhman'dır.

En sâdık olanları da Hâris ve Hemmâm isimleridir.

En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir"

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Allah katında en düşük (ahna') isim Melikü'l-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir. Allah'tan başka Mâlik yoktur."

Süfyân merhum dedi ki:

Şâhân Şâh bunun örneğidir.

Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki:

"Ebu Amr merhum'a, ahna' ne demek diye sordum, bana "en düşük" diye cevap verdi.

Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle buyurulmuştur:

"Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir. Allah'tan başka Mâlik yoktur."

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti."

Ebu Dâvud'un rivayetinde şu ziyade mevcuttur:

"...Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "hayır yok!" diye cevap verirler."

Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in azadlı kölesi Eslem anlatıyor:

"Hz. Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğîre İbnu Şu'be (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona :

"Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi. Muğîre:

"Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dir" cevabını verince, Hz. Ömer:

"Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız" dedi.

Ölünceye kadar Muğire'yi "Ebu Abdillah" diye künyeledi.

Yahya İbnu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor:

Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bol sütlü bir deve hakkında:

"Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"İsmin ne?" dedi. Adam:

"Mürre (acı)!" deyince, ona:

"Otur!" dedi.

Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tekrar:

"Bunu kim sağıverecek?" diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona da:

"İsmin nedir?" diye sordu. Adam:

"Harb!" diye cevap verdi. Ona da:

"Otur" dedi.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Bu deveyi kim bize sağıverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu.

"Ya'îş (yaşıyor!)" cevabını alınca ona:

"Sen sağ" diyerek müsaade etti."

Hz.Rasûlullah (s.a.v.)’in verdiği bazı isimler:

Sehl İbnu Sa'd es-Sâidi (radıyallahu anh) buyurdu ki:

Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fâtıma (radıyallahu anhâ) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali (radıyallahu anh)'yi evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu. Fatıma (radıyallahu anhâ):

"Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) birine:

"Hele bir arayıver nereye gitmiş" diye emretti.

"Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm);

'Kalk ey Ebu Turâb, kalk ey Ebu Turâb (yani Toprak babası) diye seslendi.

Sehl der ki:

Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.

Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor.

"Mekke'de Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)'e hâmile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke'yi terk ettim ve Medine'ye geldim, Kuba'ya indim. Abdullah'ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a götürdüm, kucağına bıraktım. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah'ın midesine ilk inen şey Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi.

Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine'de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü:

"Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı."

Ebu Mûsâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a getirdim. İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa'nın en büyük evladı idi."

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Abdullah İbnu Ebi Talha'yı doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devesine katran sürüyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu.

"Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)

"Ensar'ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi."

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ):

"Ey Allah'ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)". Dedi ki:

"Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen." Aişe,

"Ümmü Abdillah (Abdullah'ın annesi)" diye künye almıştı"

Rezîn merhum:

"Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmiştir.

Derleyen: Hamdi Cenik
İstanbul -
20.
12.2005
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail