İsimler
2. Bölüm


Hz.Rasûlullah (s.a.v.)’in değiştirdiği bazı isimler:
Hz. Aişe (radıyallahu anhâ):
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çirkin isimleri değiştirirdi" buyurmuştur.

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Zeyneb Bintu Ebî Seleme'nin ismi Berre idi. "Nefsini tezkiye ediyor" denildi. Bunun üzerine Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu Zeyneb diye isimlendirdi.

İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Cüveyriye Bintu'l-Hâris'in ismi Berre idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Berre'nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.

Şureyh İbnu Hâni, (radıyallahu anh) babasından naklediyor:
"Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), kavmimin beni Ebu'l-Hakem diye künyelediklerini işitmişti. Beni çağırtarak:
"Hakem olan Allah'tır, hüküm de O'nadır, öyle ise, sen nasıl Ebu'l-Hakem künyesini taşırsın?" dedi. Ben açıkladım:

"Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağlarım. Her iki taraf da verdiğim hükme râzı olurlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Bu ne güzel şey?" buyurdu ve:
"Çocuklarından neler var?" diye sordu. Ben:
"Şüreyh, Müslim, Abdullah var" dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"En büyüğü hangisi?" dedi.
"Şüreyh" dedim.
"Öyleyse, buyurdu, sen Ebu Şüreyh'sin"

Beşîr İbnu Meymun, amcası Üsâme İbnu Ahdarî'den rivayet ediyor: Ahdarî diyor ki:
"İsmi Asram olan bir adam vardı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam;
“Arsam” diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Hayır sen Zür'a'sın" buyurdu.

Said İbnu'l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a uğramıştı:
“İsmin ne?” diye sordu:
"Hazn (sert yer)" diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır sen Sehl'sin" dedi.
Müseyyeb:
"Olamaz, babanın verdiği bir ismi değiştiremem" dedi. İbnu'l-Müseyyeb ilâve ediyor:
"O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti."
Ebu Dâvud'un rivayetinde şöyle demiştir:
"... Hayır sehl ezilir ve hakîr tutulur."
Ebu Dâvud merhum der ki:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Âsi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurâb (karga) Habbâb, Şihab isimlerini değiştirdi.
Şihâb'ı - Hişam,
Harb'i - Silm
(sulh),
Muzdaci'ı (yatan) Münbais (kalkan) yaptı.
Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (yeşillik) diye,
Şi'bu'd Dalâlet'i (sapıklık geçidi) Şi'bu'l-Hüdâ diye isimledi.
Benu'z-Zinye'yi - Benu'r-Rüşd olarak değiştirdi."

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) diyor ki:
Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Âsiye (isyankâr, itaatsiz kadın) ismini değiştirip Cemîle (güzel kadın) yaptı.

Mesruk anlatıyor:
"Hz. Ömer'le karşılaştım. Bana:
"Sen kimsin?" diye sordu.
"Mesruk İbnu'l-Ecda" dedim. Dedi ki:
"Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ecda şeytandır" dediğini işittim."

Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor:
"el-Münzir İbnu Ebî Üseyd doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a getirilmişti. Çocuğu kucağına aldı ve:
"İsmi nedir?" diye sordu.
"İsmi falandır" diye ne konmuşsa söylendi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Hayır! bunun ismi Münzir olacak" dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu.

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Bakî'de idi. Kulağına bir ses geldi:
"Ey Ebu'l-Kâsım!" diyordu. Başını sese doğru çevirdi. Seslenen adam:
"Ey Allah'ın Resûlü seni kast etmedim, ben falancayı çağırdım" dedi. Bunun üzerine Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!" buyurdu.

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Bizden birinin bir oğlu oldu. İsmini Kasım koydu. Kendisine:
"Sana Ebu'l-Kasım künyesini vermeyiz. Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz" dedi. Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelerek durumu arz etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine: "Oğlunun adı Abdurrahmândır" dedi.
Bir rivayette şu ziyade var:
"İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın. Zira ben Kasım (taksim edici) kılındım. Aranızda taksim ederim."
Ebu Dâvud'un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur:
"Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin."

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:
"Bir kadın gelerek:
"Ey Allah'ın Resûlü, ben bir oğlan dünyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu'l-Kasım diye de künye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoşlanmadığınız söylendi, doğru mu?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"İsmimi helâl, künyemi haram kılan şey de ne?" veya ,
"Künyemi haram kılıp ismimi helâl kılan şey de ne?" diyerek reddetti.

Muhammed İbnu'l-Hanife, babasından (Allah her ikisinden de razı olsun) anlatıyor:
Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'e sordum:
"Ey Allah'ın Resûlü, sizden sonra bir oğlum olduğu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, künyenizle de künyelendirebilir miyim, ne dersiniz?" Bana "Evet" buyurdular.
Yuharıdaki metin Ebu Dâvud'undur. Tirmizî, hadise, "sahîh" demiştir, ayrıca: "Burada bizim için ruhsat var" diye kaydetmiştir.

İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor:
"Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çocuğa, doğumunun yedinci gününde isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu."

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:
"Yeni doğan çocuklar Hz. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnîkde bulunurdu."

Ebu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Hz. Fatıma (radıyallahu anhâ) oğlu Hasan (radıyallahu anh)'ı doğurduğu zaman, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı kulağına ezan okurken gördüm."
Rezîn şu ziyadeyi kaydeder:
"Kulağına İhlas sûresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu."

Yahya İbnu Saîd anlatıyor:
Hz. Ömer bir adama:
"İsmin nedir?" diye sordu. Adam
"Cemre (kor)" dedi.
"Kimin oğlusun?" diye tekrar sordu. Adam:
"İbnu Şihâb (alev) deyince
"Kimlerden?" dedi. Adam:
"Hurakalardan."
"Eviniz nerede? diye sordu.
"Harretu'n-Nâr'da" cevabını alınca,
"Hangisinde?" dedi.
"Zâtı Lezâ'da" cevabını alınca; Hz. Ömer (radıyallahu anh)
"Âilene yetiş, yanıyorlar!" dedi.
Gerçekten durum aynen Hz. Ömer'in dediği gibiydi"

Kur’an’da ismi geçen Nebî/Rasuller:
Âdem as. İdrîs as. Nuh as. Hud as. Sâlih as. İbrahim as. Lût as. İsmâil as. İshak as. Ya’kûb as. Yûsuf as. Eyyûb as. Şu’ayb as. Mûsâ as. Hârûn as. İlyas as. Yûnus as. Dâvûd as. Süleymân as. Zekeriyya as. Yahyâ as.
İsâ as. ve Hz.MUHAMMED s.a.v.

Ayrıca;
Rasûlullah (sav) Efendimiz, Saf Sûresi- 6. Âyette “Ahmed” ismi ile , Yûnus as. Enbiyâ Sûresi, 87.Âyette “Zünnun” ismi ile, Yakup as. Meryem Sûresi 58.Âyette “İsrail” ismi ile de zikredilmiştir.

Kur’an’da ismen zikredilen bir kısım zevat-ı kiram ise şunlardır:
Lokman, Meryem, Üzeyr, Zü’l-Karneyn, El-Yesa, Zü’l-Kifl, Ashab-ı Kehf, İmran.

Kur’an’da işaret yollu olmayıp, ismi doğrudan zikredilen tek sahabe “Zeyd” r.a. dır.

Kur’an’da meleklerden, Cibril-Cebrâil as. ve Mikâil as. ismen zikredilmişlerdir.

Kur’an’da ayrıca şu isimler geçmektedir:
Azer, Câlut, Firavun, Hâbil-Kâbil, Hârut-Mârut, Hâman, İblis, Şeytan, Kârun, Tâlut, Sâmirî, Ye’cüc-Me’cüc, Ebû Leheb,

Derleyen: Hamdi Cenik
İstanbul -
28.
12.2005
http://sufizmveinsan.com

 


Üst Ana sayfa e-mail