Kütüb-i Sitte'den Alıntılar
181.Bölüm


15-292 / 5478 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhümâ)  anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la birlikte bir ölü defnettik. Defin işi bitince Aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte ölünün (çıktığı evin) kapısının hizasına kadar geldik. Orada gelmekte olan bir kadınla karşılaştık. Zannımca, Aleyhissalâtu vesselâm onu tanıdı. Bu, Hz. Fatıma (radıyallahu anhâ) idi.

"Evden niye ayrıldın?" diye sordu.

"Şu ölünün  sahibine geldim. Ölülerine olan merhamet duygularımı onlara ifade ettim. (Allah  rahmet etsin dedim) -veya ölüleri sebebiyle onlara taziyede (başsağlığı  dileğinde) bulundum" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:

"Belki sen onlarla birlikte  kabirlere kadar vardın!?" dedi. Hz. Fatıma:

"Allah korusun!  O hususta sizin zikrettiğiniz günahı işittim,  (hiç kabre kadar gider miyim!)" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:

"Eğer onlarla kabirlere kadar gitmiş olsaydın..." diyerek ciddi bir tehditte bulundu.

15-294 / 5480 - Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Rabbimden anneme istiğfar talep etmek için izin istedim, fakat bana izin vermedi. Kabrini ziyaret etmem için izin istedim, buna izin verdi."

15-296 / 5481 - İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Medine ehlinin mezarlarına uğramıştı. Mezarlara yüzünü çevirerek:

"Esselamu aleyküm (selam üzerinize olsun) ey kabir halkı! Allah sizi de bizi de mağfiret buyursun. Sizler bizim seleflerimizsiniz. Biz de arkadan geleceğiz" buyurdular.”

15-297 / 5485 - Osman İbnu Hakim anlatıyor:

"Harice İbnu Zeyd elimden tutup beni bir kabrin üzerine oturttu ve amcam Zeyd İbnu Sabit (radıyallahu anh)'ten haber verdi. Buna göre, Zeyd şöyle demişti:

"Kabir üzerine oturmanın mekruhluğu, onun üzerinde abdest bozanlaradır."

15-298 / 5487 - İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim  (bir belaya) maruz olana taziyede bulunursa, ona öbürünün sevabının bir misli verilir."

15-299 / 5488 - Abdullah İbnu Câfer anlatıyor:

"Ca'ferin ölüm haberi geldiği  zaman, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Ca'fer ailesi için yemek  yapın! Çünkü onlara, onları meşgul eden (haber) geldi!"  buyurdular."

15-300 / 5490 - Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Bir cenaze geçirilmişti. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Hem o istirahata kavuştu, hem de ondan istirahata kavuşuldu" buyurdular.

Bunun üzerine, yanındakiler:

"Ey Allah'ın Resulü, "istirahata kavuşan" ve "ondan istirahata kavuşan" kimdir, bu ne demektir?" diye sordular. Şu açıklamayı yaptı:

"Mü'min kul (ölünce) dünyanın yorgunluk ve ağrılarından kurtulur. Facir (ölünce) ondan da kullar, memleket, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur."

15-300 / 5491 - İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

"Medine'de doğan bir  adam Medine'de ölmüş idi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazını kıldırdı, sonra da:

"Keşke doğduğu yerden başka bir yerde ölseydi!" buyurdu. Oradakiler

"Niçin?" diye sorunca açıkladı:

"Kul doğduğu yerin dışında ölürse, cennette doğduğu yerle eserinin kesildiği (ecelinin geldiği) yerin arası mukayese edilir!"

15-300 / 5492 - Hâni Mevla Osman İbnu Affan (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Hz. Osman (radıyallahu anh), bir kabrin üzerinde durunca sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine:

"Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun!"  dediler. Bunun üzerine:

"Çünkü Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim.

"Kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir."

Hz. Osman devamla Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu sözünü de nakletti:

"(Ahiret aleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!"

Rezin şu ziyadeyi kaydetti:

"Hâni der ki:

"Hz. Osman (radıyallahu anh)'ın şu beyti inşa ettiğini işittim:

"Eğer ondan necat buldunsa, büyük musibetten kurtuldun,Aksi halde senin kurtulacağını hayal etmem."

15-305 / 5495 - İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) iki kabre uğradı ve:

"(Bunlarda yatanlar) azab çekiyorlar. Azabları da büyük bir günahtan değil" buyurdular.

Sonra sözlerine şöyle devam ettiler:

"Evet! Biri, nemimede (laf getirip götürmede) bulunurdu. Diğeri de idrar sıçrantısına karşı korunmazdı."

Aleyhissalâtu vesselâm sonra yaş bir hurma dalı istedi, ikiye böldü. Birini birinin üzerine dikti, birini de öbürünün üzerine dikti. Sonra da:

"Belki bunlar yaş kaldıkça azapları hafifler!" buyurdular."

15-307 / 5497 - Zeyd İbnu Sabit (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bizimle birlikte, Benî Neccar'a ait bir bahçede bulunduğu sırada bindiği katır, onu aniden saptırdı, nerdeyse (sırtından yere) atacaktı. Karşımızda beş veya altı kabir vardı. Aleyhissalâtu vesselâm:

"Bu kabirlerin sahiplerini bilen var mı?" buyurdular. Bir adam:

"Ben biliyorum!" deyince, (aleyhissalâtu vesselâm):

"Ne zaman öldüler?" dedi. Adam:

"Şirk  devrinde" deyince Aleyhissalatu vesselam:

"Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim" buyurdular ve sonra şunları söylediler:

"Kabir azabından Allah'a sığının!" Oradakiler:

"Kabir azabından Allah'a sığınırız!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:

"Cehennem azabından da Allah'a sığının!" dedi.

"Cehennem azabından Allah'a sığınırız" dediler.

"Fitnelerin açık ve kapalı olanından Allah'a sığının!" dedi.

"Açık ve kapalı her çeşit fitneden Allah'a sığınırız!"  dediler.

"Deccal'ın fitnesinden Allah'a sığının!" buyurdu.

"Deccal'ın fitnesinden Allah'a sığınırız!" dediler."

  İstanbul 16.04.2009 
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail