Kütüb-i  Sitte’den  Alıntılar
213.Bölüm


17-51,52 / 6311 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cuma günü gelince, mescidin her bir kapısı üzerinde melekler yer alır. İnsanları mertebelerine göre yazarlar. Bu mertebeler önce geliş sırasına göredir. İmam minbere çıktımı defteri kapatırlar, hutbeyi dinlerler.

Namaza erken gelen, bir deve tasadduk etmiş gibidir.

Ondan sonra gelenler bir sığır tasadduk etmiş gibidir.

Onu takiben gelenler bir koyun tasadduk etmiş gibidir."

(Resûlullah saymaya devam ederek tavuğu ve yumurtayı da saydı. Selh hadisinde bu ziyadede bulundu:)

"Bundan da sonra gelen kimse, artık yalnız namaz sevabını almak için gelmiş olur."

 

17-53,54 / 6315 - Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cuma günü, kim güzelce yıkanır, mükemmelce temizliğini yapar, iyi elbiselerini giyer, ailesinin kokusundan Allah'ın takdir ettiğini sürünür, sonra da cuma namazına gider; camide boş söz etmez, oturan iki kişinin arasına girmezse, o cuma ile önceki cuma arasındaki (küçük günahları) affedilir."

 

17-57 / 6326 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Kim cumayı zaruret (şer'î bir mazeret) olmadan üç kere terkederse, Allah kalbini mühürler."

 

17-77 / 6377 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Sizin şu gününüzde iki bayram bir araya gelmiştir:

Dileyene, bayram namazı cuma namazının da yerini tutar. (Ancak) biz, cum'a namazını da kılacağız."

 

17-87 / 6381 - Sohbet şerefine eren Fâkih İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ramazan bayramında, Kurban bayramında, Arefe gününde yıkanırdı. Fâkih de o günlerde yıkanmalarını aile halkına emrederdi."

 

17-88 / 6383 - Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor:

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Hz. Davud'un oğlu Hz. Süleyman'ın annesi, oğlu Süleyman'a:

"Ey oğlum! Geceleyin fazla uyuma! Zira geceleyin fazla uyku, kişiyi Kıyamet günü fakir bırakır" demiştir."

 

17-90 / 6385 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sağlığında bir gece, yanına gitmekte ağır kaldım ve sonra geldim.

"Nerdeydin?" buyurdu.

"Ashabından birinin kıraatini dinliyordum. Onunki kadar güzel bir kıraati ve sesi hiç kimsede görmedim" dedim. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm kalktı, onunla ben de kalktım. Gidip onun kıraatini dinledi. Sonra bana dönüp:

"Bu, Sâlim Mevlâ Ebu Huzeyfe'dir. Ümmetim içerisinde böylelerini var eden Allah'a hamdolsun!" buyurdular."

 

17-93 / 6390 - Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sabah oluncaya kadar namazda bir ayeti tekrarlayıp durdu. O ayet şudur :

"Eğer sen onlara azab edersen onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen muhakkak ki sen azizsin, hakimsin" (Maide 118).

 

17-94,95 / 6394 - Rıfâ'atü'l-Cühenî radıyallahu anh anlatıyor:

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Allah Teâla hazretleri gecenin yarısı veya üçte ikisi geçinceye kadar (günahların kaydını) geciktirir. Sonra:

"Sakın kullarım benden başkasından bir talepte bulunmasınlar! Kim ben Azimüşşân'dan talep ederse, isteğine icabet eder, duasını kabul ederim. Kim benden talepte bulunursa, ona istediğini veririm. Kim benden af dilerse onu affederim, bu hal fecir doğuncaya kadar devam eder" buyurur."

 

17-96 / 6398 - Abdullah İbnu Sad radıyallahu anh anlatıyor:

"Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a:

"Evdeki namaz mı, mesciddeki namaz mı daha efdal?" diye sordum. Şu cevabı verdi:

"Evime bakmıyor musun, mescide ne kadar yakın! Farzlar hariç, evimde kılmam, benim nazarımda mescidde kılmamdan daha makbuldür."

17-98 / 6400 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman gecesinde namaz kılın, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teâla hazretleri, o gün, güneşin batmasıyla, dünya semasına iner ve şöyle der:

"Bana istiğfar eden yok mu mağfiret etsem! Benden rızık isteyen yok mu rızık versem, belaya maruz kalan yok mu afiyet versem... şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu?.."

Bu hal fecrin sökmesine kadar devam eder."

 

   İstanbul 30.01.2010 
http://sufizmveinsan.com


Üst Ana sayfa e-mail