RECEP AYI
Recep
lafzı, (Arapça aslına göre) üç harften ibarettir. Şöyle ki:
RA, CİM, BA..
RA:
Yüce Allah’ın rahmetine işarettir..
CİM:
Yüce Allah’ın cömertliğine delildir..
BA:
Yüce Allah’ın iyiliğini ve ihsanını kaplar.
Bu ayın başından sonuna kadar kullara üç ihsan gelir:
-Azab olmadan bol rahmet..
-Cimrilik olmadan bol bol cömertçe vermek..
-Cefasız, sefalı ihsan.(1)
RECEP AYI
İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI HADİS-İ
ŞERİFLER
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Beni dinleyin, Recep,
insanların kavga düşüncesine kapılmadıkları bir Allah ayıdır.
İnanarak ve önem vererek Recep
ayından bir gün oruç tutanlar, Yüce Allah’ın rızasını hak ederler.”
(MÜKÂŞEFETÜ’L KULÛB S: 596)
Kim, dokunulmaz aylardan (Zilka’da,
Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları) üçer gün oruç tutarsa
amel defterine dokuz yüz senelik ibadet sevabı yazılır.
(MÜKÂŞEFETÜ’L KULÛB S: 597)
Recep
yel gibi, Şaban bulut
gibi, ve Ramazan yağmur
gibidir. Recep ayındaki
ibadet ve itaat, diğer aylarda yapınlara göre bire on, Şaban ayında
bire yetmiş, Ramazan
ayında ise bire bindir.
Recep,
kişinin bedenini temizler. Şaban
ayı gönlünü temizler. Şaban’ın
diğer aylara üstünlüğü, benim diğer peygamberlere üstünlüğü gibidir.
Ramazan ayının diğer
aylara üstünlüğü, Allah’ın halka üstünlüğü gibidir. (ENVARÜ’L AŞIKIN
D:382)
Recep
ayı içinde, Şaban ayı
için çok hayır tercip (hazırlanılır) edilir.(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
532)
Dikkat ediniz; Recep ayı
haram aylardan biridir. Nuh Aleyhisselamı Allah Taala bu ayda gemiye
bindirdi. Nuh Aleyhisselam gemide iken oruç tuttu. Gemide kendisi
ile beraber olanlara, oruç tutmaları için emir verdi. Böylece Allah
Taala, yeryüzünü tufanla, küfür ve azgınlıktan temizledi.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 536)
Bir kimse, Recep ayında
bir gün oruç tutarsa, onun tuttuğu bu oruç otuz seneye bedeldir.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 539)
Zaman Allah Taala’nın yeri ve semaları yarattığı günden bu yana,
olduğu gibi dönüp durmaktadır. Sene on iki aydır. Bu aylardan dört
tanesi haram aylardır. Üç tanesi peş peşe gelir ki ; şunlardır:
Zilkade, Zilhicce, Muharrem..
O aylardan bir tanesi de tek gelir ki:
Receb-i Mudar
olup
Cemaziyelahir ile
Şaban arasındadır. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 533)
Cenette bir ırmak vardır, bu ırmağın adı
Recep’tir. Sütten daha
beyaz, baldan daha tatlıdır. Bir kimse,
Recep ayın da bir gün oruç tutar ise, Allah Taala
kendisine o ırmaktan içirir. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 542)
Bir kimse haram ayarda üç gün oruç tutar ise.. yani: Perşembe,
cuma, cumartesi gününü.. Allah Taala onun için yedi yüz senelik
ibadet sevabı yazar. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 543)
Bir kimse Recep ayında
bir sadaka verirse, bin altın sadaka vermiş gibi sayılır.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 544)
Resulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdu:
Recep
Allah’ın ayıdır; Şaban
benim ayımdır; Ramazan
ümmetimin ayıdır.
Resulullah (s.a.v.) efendimize soruldu:
“ -Ya Resulullah, Recep
ayı için “Allah’ın ayı” diye anlatmanızın sebebi nedir?
Şöyle buyurdu:
“-Çünkü, bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan
dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah Taala Peygamberlerinin
tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah Taala, bu ayda Peygamberlerinin
düşmanlarından korumuştur.
Bir kimse Recep ayını
oruçlu geçirir ise, Allah Taala üç şey onun için gerekli kılar.
Şöyle ki:
-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.
-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.
-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin
kılar.” (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 550)
RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
Selman-ı Farisiye rivayetinde; Resulullah (s.a.v.) efendimizin
şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
-“Ya Selman, iman edenlerden kadın veya erkeklerden biri; bu ayda
(Recep) otuz rekat namaz
kılarsa.. bu namazların her rekatında dahi,
Fatiha suresini okunduktan
sonra, üçer kere de İhlas
suresi ile Kafirun
suresini okursa, Allah Taala onun günahlarını siler.
Onun için vereceği ecir dahi, ayın tümünü oruç tutan ecri gibidir.
Gelecek seneye kadar, namaz kılanın sevabını alır. Her gün o kimse
için Bedir şehidlerinden bir şehidin ameli kadar amel sevabı
verilir.
Her gün tutacağı oruç için, kendisine bir senelik ibadet sevabı
yazılır. Bin kat derecesi artar.
Ayın tümünü oruçlu geçirir de; anlatılan namazı da kılar ise, Allah
Taala onu, cehennem azabından kurtarır. Kendisine de cenneti gerekli
kılar. Öbür alemde de Yüce Hakk’a yakınlardan olur.
Bu durumu Cebrail bana haber verdi ve şöyle dedi:
“-Ya Muhammed, kılınacak bu namaz, sizinle müşrikler ve
münafıklar arasında bir alamet sayılır. Zira münafıklar bu namazı
kılmazlar.”
Daha sonra Selman (r.a) şöyle dedi:
“-Ya Resulullah, bu namazı nasıl kılacağımı ve ne zaman
kılacağımı bana bildir.” Diye sorduğum zaman, Resulullah (s.a.v.)
efendimiz şöyle buyurdu:
“-Ya Selman, Recep
ayının ilkinde on rekat kılarsın.
Her rekatında, bir kere Fatiha
suresini okuduktan sonra; üç kere
İhlas suresini okursun.. üç kere de
Kafirun suresini okursun.
Namazı bu şekilde kılıp bitirdikten sonra; iki elini semaya açar
şöyle dersin:
“Allah’tan başka ilah yoktur; birdir, ortağı yoktur.
Mülk O’nundur; hamd O’na mahsustur.
O, öldürür, diriltir. O, ölmez, diridir.
Hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.
Allah’ım verdiğine, kimse engel olamaz. Engel
olduğuna, kimse bir şey veremez.
Hiçbir iyilik sahibi kendiliğinden faydalı olamaz;
zira iyilik Sen’dendir.”
Bu duayı bitirdikten sonra iki elini yüzüne sürersin.
Recep
ayının ortasında dahi, on rekat namaz kıl. Her rekatında bir kere
Fatiha suresini oku; Daha
sonra üç kere İhlas
suresini oku; üç kere de Kafirun
suresini oku.
Namazı bitirip selam verdikten sonra, iki elini semaya kaldır ve
şu duayı oku;
“-Allah’dan başka ilah yoktur. Birdir, şeriki
yoktur.
Mülk O’nundur; hamd O’na mahsustur.
Diriltir; öldürür. Kendisi ölmez, diridir.
Hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.
Vahid, Ehad, Samed, Ferd, Vitr ilahtır.
Kadın tutmamıştır, çocuğu yoktur. “
Bu duayı da okuduktan sonra ellerini yüzüne sürersin.
Recep
ayının son on günü içinde dahi on rekat namaz kılarsın. Her
rekatında bir kere Fatiha
suresini okursun. Fatiha
suresini okuduktan sonra üç kere
İhlas suresini okursun.
İhlas suresini okuduktan sonra üç kere
Kafirun suresini okursun.
Selam verdikten sonra ellerini semaya kaldır ve şu duayı oku:
“-Allah’dan başka ilah yoktur. Birdir, şeriki
yoktur.
Mülk O’nundur; hamd O’na mahsustur.
Öldürür, diriltir. Hayır O’nun elindedir.
Allah Taala, Efendimiz Muhammed’e onun temiz aline
salat eylesin.
Güç ve kuvvet , ancak Yüce Azim Allah’ındır.”
Bundan sonra ne gibi bir dileğin var ise.. dile: Duan makbul olur.
Cehennemle aranda dahi, yetmiş hendek açar. Her hendeğin eni boyu,
yerle sema arası uzunluktadır. Senin için, ayrıca bir milyon rekat
namaz sevabı yazılır. Yine senin için, cehennemden beraat fermanı
yazılır. Sırattan geçmene yol verilir.” (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 548)
REGAİP GECESİ
REGAİP
GECESİ İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI HADİS-İ
ŞERİFLER
Recebin
yirmi yedinci günü oruç tutan kimseye Allahü Teâlâ altmış aylık oruç
sevabı verir. (İHYÂU’ULÛMİ’D – DİN CİLT: I S: 1040)
REGAİP
GECESİ KILINACAK NAMAZ
Recep
ayının ilk Perşembe günü oruç tutulmalıdır. O günün akşamı cum’a
gecesi, akşam ile yatsı arasında oniki rekat namaz kılmalıdır. Bu
namazda okunacak dualar:
-Bir kere Fatiha
suresi
-Üç kere Kadr
suresi (97sure)
-On iki kere İhlas
suresi
Her iki rekatte bir selam verilir. Bu namazı kıldıktan sonra: Bana
şu salavat yetmiş kere okunur:
-Allah’ım Nebiyy-i Ümmi Muhammed’e salat ve selam eyle..
(Allahümme salli ala Muhammedin’in – Nebiyy’il – Ümmüyyi ve
sellim..)
Bundan sonra secdeye varmalı ve secde de şu tesbih ve takdis
okunmalıdır:
-Tam manası ile noksan sıfatlardan münezzeh, pek mukaddes
olup meleklerin ve ruhun Rabb’ıdır.
(Sübbuhün, Kuddusün, Rabbül –
melaiketi ver – ruh.)
Sonra secdeden başını kaldırır şu duayı yetmiş kere okur:
-Rabb’im beni bağışla merhamet eyle. Bildiğin günahlarımdan
geç, Sen Azim’sin, Azam’sın.
(Rabbiğfir verham ve tecavez amma ta’lem feinneke Aziz’ül – A’zam)
Bundan sonra ikinci bir secde daha yapar. Birinci secdede okuduğu
duayı aynen okur. Daha sonra ne dileği var ise.. diler. Allah Taala
onun bütün dileklerini yerine getirir.
(GÜNYET-ÜL TALİBİN S; 552)
Mİ’RAÇ
Miraç
olayında ”İsra” ve “Mi’raç” aşamaları var. Mekke’den,
Mescid-i Aksa’ya, yani Kudüs’e bir anda gidişinin adı. “İsra”
dır.
Kudüs’ten
göklere yükselmek, diye anlatılmaya çalışılan, oysa cennette ışınsal
boyut olan berzah alemini gezmesi de, “Mi’raç” denen olay.
(2)
Mİ’RAÇ
GECESİ İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI HADİS-İ
ŞERİFLER
Mi’raca
çıktığım gece , bana cennet’in her tarafı gösterildi. Cennette dört
tane ırmak gördüm. Bir ırmak sudan, bir ırmak sütten, bir ırmak
şaraptan, bir ırmak da baldandı. Dedim ki:
“Ey Cebrail, bu ırmaklar nereden gelir nereye gider? Cebrail
dedi ki:
“Kevser havuzuna gittiğini biliyorum, ama nereden geldiğini
bilmiyorum. Allah Taala’dan iste de sana öğretsin veya göstersin.”
Hz. Peygamber Rabbından istedi. Bunun üzerine bir melek geldi ve
Hz. Peygambere selam verdi. Sonra dedi ki;
“Ya Muhammed, gözlerini yum. Hz. Peygamber diyor ki; Ben
gözlerimi yumdum. Sonra melek, gözlerini aç dedi. Ben gözlerimi
açtım Bir de baktım ki; bir ağacın yanında duruyorum. Orada bembeyaz
inciden bir kubbe gördüm. Onun som altından bir kapısı vardı ve
kilitliydi. Eğer dünyada bulunan cinler ve insanlarla birlikte her
şey, o kubbenin üzerine konmuş olsaydı bir dağın üzerine oturan bir
kuş gibi olurlardı. Bu dört ırmağın o kubbenin altından çıktığını
gördüm. Geri dönmek istediğimde, o melek bana dedi ki; kubbenin
içine niçin girmezsin? Ben, nasıl gireyim? Kapısı kilitli, anahtarı
da yok dedim. Melek dedi ki; onun anahtarı
“Bismillahirrahmanirrahiym”dir.Anahtara
yaklaşıp “Bismillahirrahmanirrahiym”
deyince kilit açıldı. Kubbenin içine girdim ve gördüm ki bu
ırmakların her biri kubbenin dört direğinin altından akıyor. Ve
kubbenin dört direğinin üstünde de
“Bismillahirrahmanirrahiym” yazılıydı. Su
ırmağının;besmelenin “MİM”’inden
çıktığını gördüm. Süt ırmağının Allah’ın
“HA”’sından çıktığını
gördüm. Şarap ırmağının Rahmanın
”MİM”’inden, bal ırmağının da Rahimin”MİM”’inden
çıktığını gördüm. Bu dört ırmağın aslının besmeleden çıktığını o
zaman anladım. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle dedi ki:
“Ya Muhammed senin ümmetinden her kim ki riyadan uzak ve halis
bir kalple beni bu isimlerimle anarsa ve“Bismillahirrahmanirrahiym”
derse ben ona bu ırmaklardan içiririm.” (İBN KESİR CİLT
II/ S.47)
Mi’raca
çıkarıldığım gece bir topluluk gördüm ki ağızları ateşten makaslarla
kesiliyordu. Bunlar kimdir? dedim. Bunlar insanlara iyiliği emredip
kendileri unutan dünya ehlinden ümmetinin hatipleridir, dediler.
Onlar kitabı okudukları halde hiç akletmiyorlar mı? (İBN KESİR CİLT
II S: 324)
Tebarani’den rivayette; Resulullah (s.a.v.)
Mir’aca götürüldüğünde,
Cebrail (a.s) onu dünya göğünde bir yere götürdü ve orada bir
ırmakla karşılaştı. Üzerinde inci ve zebercelden bir köşk vardı.
Resulullah onun toprağını kokladı ve birde baktı ki o, misktir. “Ey
Cebrail, bu ırmak da ne?” Deyince; “Bu Rabbının senin için
hazırlamış olduğu Kevser’dir.” Dedi. (İBN KESİR CİLT XV S: 8695)
Miraca
çıktığım gece, Cebrail’e sordum:
-Bu kubeli çadırlar kimindir? Şöyle anlattı:
-Bunlar senin zevcelerin çadırlarıdır. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
708)
Bir kimse Receb-i Şerif’
te istiğfarı çok yaparsa, Cenab-ı Hakk’ın en büyük rızasını kazanmış
olur. (İLAHİ EMİRLER S; 92)
RECEP,
Allah’ın ayıdır. Şaban
benim ayım, Ramazan da
ümmetimin ayıdır. (İLAHİ NİZAM S; 678)
Kim, haram aylardan (Zil’kade,
Zilhicce, Muharrem ve Recep) üç gün oruç tutarsa onun
için dokuz yüz senelik oruç sevabı yazılır. (İLAHİ NİZAM S; 679)
Allah, dört gecede hayır döker, saçar. Bunlar,
Kurban bayramı
gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Şabanın
on beşinci gecesi ve Recebin birinci gecesidir. (İLAHİ
NİZAM S; 680)
Beş gece vardır ki, Allah’a o gecelerde yapılan dualar reddolunmaz.
Bunlar; Recebin birinci gecesi,
Şabanın on beşinci gecesi, Cum’a gecesi ve iki bayram geceleridir.
(İLAHİ NİZAM S; 680)
Mİ’RAÇ
GECESİ KILINACAK NAMAZ
Miraç
gecesinde iyi amellerde bulunan kimse için yüz senelik mükafat
vardır. Her kim bu gecede on iki rekat namaz kılar, her rekatta
Fatiha-i Şerif ile kur’andan bir sure okur ve iki rekat başında
oturur ve sonunda selam verir sonra yüz kere:
“Sübhanallahi velhamdülillahi velailahe illallahü vallahü ekber.”
der.
Sonra yüz kere salavat getirir ve dilediği kadar, kendisi için din
ve dünya hususunda dua eder ve oruçlu olarak sabahlarsa, kötülükten
başka ne dilerse Allah Taala dilediğini verir. (İHYÂU’ULÛMİ’D – DİN
CİLT: I S: 1039)
ŞABAN AYI
Şaban
lafzının (Arapça aslına göre) hafleri beş tanedir:
ŞIN, AYN, BA, ELİF, NUN..
ŞIN
harfi: Şaban ayının
şerefine delalet eder.
AYN
harfi: Şaban ayının
üstünlüğüne delalet eder.
BA
harfi:
Şaban ayındaki iyiliğe ve
üstünlüğe delalet eder.
ELİF
harfi: O’nunla olan
ülfete delalet eder.
NUN
harfi: Şaban ayının
nuruna delalet eder.
Üstte anlatılan ihsanların tümü: Bu ayda Allah tarafından kula ihsan
edilir.
Hayır kapıları bu ayda açılır.
Bu ayda, kullara bereketler, uğurlar iner
Bu ayda, günahlar silinir.
Bu ayda, yaratılmışların hayırlısı Resulullah (s.a.v.) efendimize
çok salatı şerife okunmalıdır. (3)
ŞABAN AYI
İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI HADİS-İ
ŞERİFLER
Hz Aişe’den rivayette: Resulullah (s.a.v.) şöyle sordum; Görüyorum
ki Şaban ayında daha çok
oruç tutuyorsun.
Bana şöyle buyurdu:
“Ya Aişe, bu ay öyle bir aydır ki; ölüm meleğine, gelecek sene
içinde ölecek kimselerin isimleri bu ayda yazılıp verilir. İstiyorum
ki, ismim ölüm meleğine verilecek ise. ancak oruçlu olduğum halde
verilsin.”(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 564)
Enes (r.a.) den rivayette: Resullullah (s.a.v.) efendimize,
oruçların en faziletlisi sorulduğu zaman , şöyle buyurdu;
“Ramazan
ayına tazim için, Şaban
ayında tutulan oruçtur.” .(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 564)
Bir kimse, Şaban ayının
son pazartesi gününü oruçlu geçirir ise. günahları bağışlanır.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 564
Şaban
ayına:
Şaban isminin verilmesinin
bir sebebi odur ki, o ayda Ramazan
ayına hayırlar dağılır. Ramazan
ayına da Ramazan
denmesinin sebebi.. o ayda günahların yanıp silinmesidir.
.(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 565)
Şaban
girdiği zaman nefslerinizi temizleyiniz. Niyetlerinizi
güzelleştiriniz. (İLAHİ NİZAM S; 681)
Hz Aişe rivayet eder;
Allah Resulu oruç tutardı, öyle ki, biz, “oruçsuz değil!” derdik,
Oruç tutmazdı. Öyle ki, biz, “oruç tutmuyor!” derdik. Böyle aralıklı
olarak tuttuğu oruçların çoğu Şaban’
da olurdu. (İLAHİ NİZAM S; 681)
Üsame’den rivayet; Resulullah’a dedim ki:
“-Ey Allah’ın Resulu, hiçbir ayda
Şaban ayında ki kadar oruç tuttuğunu görmedim!..”
Buyurdular:
“-Bu, bir aydır ki insanlar
Recep ile
Ramazan ayları arasında
ondan gafil olurlar. Halbuki o, öyle bir aydır ki Onda ameller,
alemlerin rabbı olan Allah’a yükselir. Ben de oruçlu bulunduğum
halde amelimin Allah’a yükselmesini isterim.” (İLAHİ NİZAM S; 681)
Şaban
ayının yarısından sonra, Ramazan
orucundan başka oruç yoktur. (KİMYA-YI SAADET S;143)
BERAAT GECESİ
BERAT GECESİ
İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI HADİS-İ
ŞERİFLER
Şaban ayının onb eşinci gecesi Azrail’e bir sonraki
Şaban ayına kadar ölecek
olanların isimlerini bildirir. İnsan bir yandan ağaç diker, evlenir
ve evler yaparken, öbür yandan adı ölecekler listesine geçmiştir.
Azrail kendisine son emir verilerek, onun canını almayı
beklemektedir. (MÜKÂŞEFETÜ’L KULÛB S:601)
Şaban
ayının yarısı olduğu (15)
gece; Yüce Allah dünya semasına nuzul eyler ve her müslümanı
bağışlar. Ancak şunlar hariç: Müşrik, bid’at ehli, akrabalara
gidişi-gelişi olmayan, namusunu satan kadın. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
573)
Bu sene doğacak çocukların her biri bu gece yazılır.
Bu sene ölecek kilerin her biri bu gece yazılır.
Kulların rızıklarının hemen hepsi bu gece gelir.
Kulların yapıp ettiği işlerin hemen hepsi bu gece Yüce Hakk katına
çıkarılır. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 573)
Hz Aişe Resulullah efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
“-Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin?.”
Şöyle dedim: “En iyisini, Allah ve Resulu bilir.”
Şöyle buyurdu;
“-Bu gece Şaban
ayının yarısıdır.”Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakk’
a arzedilir. Bu gece cehennemden azad edilenlerin sayısı; Kelb
kabilesinin koyunları sayısı kadardır. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 575)
Şaban
ayının yarısı
olduğu gece Allah Taala dünya semasına nüzul eyler.. Kelb kabilesi
koyunları sayısından daha fazla kimseleri bağışlar.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 576)
Allah Taala, hayrı şu dört geceye dağıtmıştır:
a-Kurban bayramı gecesine
b-Ramazan bayramı gecesine
c-Şaban ayının orta (15) gecesine..
Bu gece Allah Taala ecelleri ve rızkı yazar. Hacca gidecekler bu
gece yazılır.
d-Sabah namazı vaktine kadar arefe gecesi.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 577)
Ebu Hüreyre(r.a)’dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
Şaban ayının orta
(15) ilk vaktinde Cebrail
(a.s) bana geldi; şöyle dedi:
“-Ya Muhammed, başını semaya kaldır.” Sordum.
Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
“-Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz
tanesini açar.
-Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar.
-Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap
içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olalar. Bu
kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin
dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi:
"-Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları
açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor:
"Ne mutlu bu gece rüku edenlere.”
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece
secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua
edenlere ne mutlu.”
Dördüncü
kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: "Bu gece, Allah'ı
zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah
korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece
Müslümanlara ne mutlu. Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle
sesleniyordu: “Hiçbir dilekte bulunan yok mu ki, kendisine dilediği
verilsin?”
Sekizinci
kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu; “Günahının
bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın?”
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana
kadar açık kalacak?
Şöyle dedi:
"Ya
Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelb kabilesinin koyunlarının
tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
577)
Bu gece Allah Taala halkına bir göz atar. Mü’minleri bağışlar.
Kafirlere mühlet verir. Kin ve hased sahiplerini dahi hallerine terk
eder; taa o hallerini terk edinceye kadar. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
578)
BERAAT GECESİ KILINACAK NAMAZ
Şaban
ayının
orta
(15)
gecesi
için rivayet edildiği üzere, kılınacak namaz yüz rekattır.
Bu namazın
her rekatında,
Fatiha
suresininden sonra, on kere
İhlas
suresi okunur ki; toplam bin eder.
Bu namazın
adına da
“HAYIR NAMAZI”
denmiştir. Bu namazın uğuru her yana dağılır.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 580
RAMAZAN AYI
Ramazan beş harften ibarettir. RA,
MİM, DAD, ELİF, NUN.
Bu harflerin ifade ettiği manalar, sırası ile şöyledir;
RA:
Allah’ın rızasına delalet eder.
MİM:
Allah sevgisine delalet eder.
DAD:
Allah’ın kuluna kefil olduğunu anlatır.
ELİF:
Allah’ın kulu ile olan ülfetini belirtir.
NUN:
Allah’ın nurunu anlatır.
Üstte anlatılan manaya göre bu ay: Rıza, sevgi, kefalet, ülfet, nur,
eriş, ikram ayıdır.. Ama Allah’ın sevdiği iyi kulları için..
Denilmiştir ki:
-Ramazan
ayı ayların efendisidir. Aylar arasında ramazan ayı, vücut içinde
kalp gibidir.
İnsanlar arasında peygamberler gibidir.
Beldeler arasında Harem-i Şerif gibidir. Harem öyle bir yerdir ki:
oraya lain deccalin girmesi men edilmiştir.
(4)
Oruç, Farsça’daki “ruze” kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir.
Arapça’sı “savm” ve “siyam” dır. Savm kelimesi, Arapça’da; bir
şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek
anlamında kullanılmaktadır.
Terim olarak ise, imsak vaktinden, iftar vaktine kadar, bir amaç
uğruna ve bilinçli olarak yeme-içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak
demektir.
Oruç, Peygamberimizin Medine’ye hicretinden, bir buçuk sene sonra,
şaban ayının onuncu günü farz kılınmış olup İslamın beş şartından
biridir.(5)
İnsanın kalitesinin yükseldiği devrelerinden biri hatta en önemlisi
hiç şüphesiz Ramazan ayıdır. Zira insanoğlu tabiatı gereği kendi
çıkarlarını korurken, aynı şeyi başkaları için aklına getirmez.
Bir anlamda kendisi için istediğini karşındaki için gerekli
görmeyebilir. Ama Ramazan ayı bu dengenin tesis edilmesini temin
eder. Kişi bu kez daima BEN demez, verici olmaya özen gösterir.
Ayrıca zengin ile fakir arasında yakınlaşmanın kurulmasına yol
açar. Varlıklı olanlar, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini gözetir,
onlara müşfik davranırlar. Aslında böylesi bir format her zaman için
gereklidir.
Ramazan ayının simgesi olan oruç sayesinde bedenin isteklerine set
çekilir. Açlık ve susuzluk şehveti frenlediği gibi, insanın terkibi
yapısından kaynaklanan üstünlük taslama, kendini gösterme,
asabiyet/hiddet, çılgınlık gibi, hatta bunların dışında kalan bir
sürü dürtüleri sıfıra yaklaştırır. En önemlisi insanoğlunun baş
belası olan fitneden ve kısaca şeytanın şerrinden onu korur.
(6)
“Ramazan”
ayı diye bildiğimiz ayda oruçlu olmak, sağlığı yerinde olan her
müslümana; yani islamı fark etmiş, idrak etmiş , kabul
etmiş her kişiye zorunlu! Çünkü ”Allah”’ı anlayıp, islamı
anlayıp, gereğini idrak edene zorunlu hale geliyor oruç.
(7)
RAMAZAN AYI İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI
HADİS-İ ŞERİFLER
’Hz. Peygamber (sav) buyurmuş;
İbrahim’in sahifeleri Ramazanın
ilk gecesinde indirildi. Tevrat
Ramazanın altıncı gecesinde indirildi. İncil
Ramazanın onüçüncü gecesinde
Allah Taala Kur’anı ise Ramazanın
yirmi dördüncü gecesinde indirmiştir. (İBN KESİR CİLT III S:711)
Allah Resulu; seyahat edenler; işte onlar oruçlu olanlardır. (İBN
KESİR CİLT VII S: 3670)
Şüphesiz cennetin sekiz kapısı vardır. Bu kapılardan
Reyyan adında olanından
ancak oruçlular girecektir.
(İBN KESİR CİLT XIII S: 6959)
Allah Taala abid olan gençle, meleklere iftihar eder ve buyurur: “Ey
Benim için şehvetini terkedip, gençliğini feda eden genç, sen
Benim katımda bazı
meleklerim gibisin.” (İHYÂU’ULÛMİ’D – DİN CİLT: I S: 646)
Resul Ekrem (s.a.v.) Hz Aişe’ye (r.a.):
-“Ya Aişe! Cennetin kapısını çalmaya devam et.” Buyurdu. Aişe:
-“O ne ile ve nasıl olur Ya Resulullah?” diye sorunca,
Resul-i Ekrem:
-“Oruçla.” Diye cevap verdi. (İHYÂU’ULÛMİ’D – DİN CİLT: I S: 648)
Kim oruç tutsa gıybet etse yalan söylese yalan yere yemin etse ve
şehvetle halka batsa; oruç tutmuş olur. Fakat asla sevabı yoktur..
Bunlardan Allah’a sığınırız. (ENVARÜ’L AŞIKIN S:382)
Ramazan
orucu, on aya karşılıktır. Altı günlük oruç ise iki aya karşılıktır.
Bu ikisinin toplamı da bir senelik oruca eşittir. ( EL - ‘UHÛDÜ’L –
KÜBRA S: 225 )
Bir kimse Allah’ın evlerinden birine bir kandil asar ise.. o kandil
sönünceye kadar melekler onun bağışlanmasını dilerler. Bu meleklerin
sayısı yetmiş bin tanedir. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 621)
Allah Taala’nın arş civarında bir yeri vardır. Oranın adına
Hazret - ül Kuds…denir.
Orası nurdandır.
Orada o kadar çok melek vardır ki: sayılarını ancak Allah bilir. B
ir an dahi ara vermeden Yüce Allah’a ibadet ederler
Ramazan
ayı geldiği zaman onlar Allah Taala’dan izin isterler ki: Yeryüzüne
inip Ademoğulları ile namaz kılsınlar.
Muhammed ümmetinden her kim onlara değse, yahut onlardan bir melek
Muhammed ümmetinden birine değse..o kimse saadet bulur.. Öyle bir
saadet bulur ki:Bir daha şekavete girmez. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 620)
Bir kimse, Ramazan ayında
haram bir işe girerse, kötü bir amel işleyip şarap (alkollü içki)
içerse, o kimsenin Ramazan
orucu makbul olmaz. Gelecek seneye kadar Allah’ın, meleklerinin,
sema halkının laneti onun üzerinde kalır. İki
Ramazan arasında ölürse,
onun için Allah katında hiçbir iyilik yotur. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
604)
Üç kimse vardır ki, bunların yedikleri helal olduğu taktirde, bu
yediklerinden kıyamet günü hesap sorulmayacaktır. Oruç tutanlar,
sahura kalkanlar, Allah uğrunda düşmanı gözetleyenler. ( EL -
‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S: 240 )
Bir mü’min için sahur yemeği olarak hurma ne iyidir. ( EL - ‘UHÛDÜ’L
– KÜBRA S: 240 )
Allah Taala buyurur: “En sevdiğim kullarım iftarlarını geciktirmeden
acele yapanlardır.” ( EL - ‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S: 240 )
Ümmetimin sünnetimle amel ettiklerinin bir işareti, iftarını
yıldızlar görünmeden önce yapmalarıdır. ( EL - ‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S:
240 )
İftarın acele yapılması dinin ayakta durduğunun işaretidir. Çünkü
Hıristiyanlar ve Yahudiler iftarlarını geç yaparlar. ( EL - ‘UHÛDÜ’L
– KÜBRA S: 242 )
Allah Resulu buyurdular:
-Ramazanın birinci
gecesi gelince Allah bütün cennet kapılarını açar. Bütün ay boyunca
bu kapıların hiç biri kapanmaz. Allah bir tellala emreder, tellal
bağırır:
-Ey, hayır talep eden gel!.. Ey, şer yolunda olan azgın,
vazgeç!
Daha sonra der ki:
-Tövbe - istiğfar eden yok mu? Mağfiret edilecek! İsteyen yok
mu? İstediği verilecek! Tövbe edip, günahlardan vazgeçen
yok mu? Tövbesi kabul edilecek!
Bu çağrılar şafak vaktine kadar böylece devam eder. Allah bayram
günü gecesi, müstehak olmuş bir milyon kişiyi cehennemden azad eder.
(İLAHİ NİZAM S; 683)
Allah rızası için bir gün oruç tutan kimse cehennemden yetmiş sene
uzaklaşır. (İLAHİ EMİRLER S; 90)
Ramazanı
Şerifte
bir oruçluya su verene Cenabı Peygamber
Havz-ı Kevser’inden
içirecek, cennete girene kadar o kimse susuzluk çekmeyecektir.
(İLAHİ EMİRLER S; 330)
İster kadın olsun, ister erkek;
Ramazan gecelerinden birinde kıldığı namazın her secdesi
için bin yedi yüz sevap yazar. Onun için cennette bir saray yapar
ki: Kırmızı yakuttandır. Her kapının dahi kırmızı yakut işlemeli iki
kanadı vardır. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 595)
Ramazan
ayının ilk gününde oruç tutmaya başlayan kimsenin;
Ramazan ayının son gününe
kadar olan günahlarını bağışlar. Oruç tuttuğu her gün içinde,
cennette kendisine bir saray yapar. Bu sarayın bin kapısı vardır.
Yetmiş bin melek o kimsenin sabahtan akşama kadar Allah’tan
bağışlanmasını dilerler. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 595)
Ramazan
ayında oruç tutan kimse, gece olsun, gündüz olsun ettiği her secdesi
için cennetten bir ağaç dikili ki: Onun gölgesinde bir atlı, yüz
sene yol alsa dışarı çıkamaz. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 595)
Ramazan
ayının ilk gecesi olunca, Allah Taala halkına bakar. Yüce Allah bir
kuluna bir kere bakınca, artık ona azap etmez. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S;
595)
Ramazan
ayı için cennet, seneden seneye temizlenip süslenir.
(GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 600)
Şayet yere ve semalara konuşma izni verilecek olsa, ilk olarak
Ramazan ayında oruç
tutanlara cennet müjdesi verirlerdi. (GÜNYET’ÜT-TALİBİN S; 602)
Kan vücuda dolaştığı gibi, şeytan da insanın içinde dolaşır. Onun
yolunu ancak oruçla daraltırsınız. (KİMYA-YI SAADET S;138)
Haram aylardan bir gün oruç tutmak, diğer aylarda otuz gün oruç
tutmaktan hayırlıdır. Ramazan
ayında bir gün oruçlu olmak, Haram aylarında otuz gün oruçlu
olmaktan hayırlıdır. (KİMYA-YI SAADET S;142)
Hz Enes Resul’den şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (s.a.v.); Bu aya niçin
Ramazan denildiğini bilir misiniz? Diye sordu.
Ashab: Allah Resulu daha iyi bilir, dediler.
Resulullah (s.a.v.); O ayda, Hak Taala oruç tutan kimsenin günahın ı
yaktığı için Ramazan
denilmiştir, buyurdu. (ENVARÜ’L AŞIKİN S:375)
Hak Taala Ramazan ayını
üstün yarattı. Kim, o ayda bir lira sadaka verse, Hak Taala ona
bütün halka sadaka vermiş gibi sevap verir. Kim,
Ramazan ayında, bir rekat
namaz kılsa, diğer ayda yüz bin rekat namaz kılmış gibi sevap verir.
Bir kimse bir çıplağa elbise giydirse, Hak Taala o kimseye yedi yüz
süslü cennet elbisesi giydirir. O günde ki, herkes orada çıplaktır.
Kim, Ramazanda bir köle
azad etse, yedi yüz köle azad eylemiş gibidir.
Ramazan evveli rahmet.
Ortası mağrifet ve sonu da cehennemden kurtulmaktır. (ENVARÜ’L
AŞIKIN S:378)
Oruç bir örtüdür. Sahibini ateşten koruyan sağlam ve güçlü bir
kaledir. ( EL - ‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S: 218 )
Oruç tutunuz. Sıhhat kazanırsınız. ( EL - ‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S: 218 )
Oruçlu, iftar yaparken Allah’tan bir istekte bulunursa, o istek veya
dua geri çevrilmez. ( EL - ‘UHÛDÜ’L
– KÜBRA S: 218 )
Üç kimse vardır ki, bunların yedikleri helal olduğu taktirde, bu
yediklerinden kıyamet günü hesap sorulmayacaktır. Oruç tutanlar,
sahura kalkanlar, Allah uğrunda düşmanı gözetleyenler. ( EL -
‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S: 240 )
Bir mü’min için sahur yemeği olarak hurma ne iyidir. ( EL - ‘UHÛDÜ’L
– KÜBRA S: 240 )
Allah Taala buyurur: “En sevdiğim kullarım iftarlarını geciktirmeden
acele yapanlardır.” ( EL - ‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S: 240 )
Ümmetimin sünnetimle amel ettiklerinin bir işareti, iftarını
yıldızlar görünmeden önce yapmalarıdır. ( EL - ‘UHÛDÜ’L – KÜBRA S:
240 )
İftarın acele yapılması dinin ayakta durduğunun işaretidir. Çünkü
Hıristiyanlar ve Yahudiler iftarlarını geç yaparlar. ( EL - ‘UHÛDÜ’L
– KÜBRA S: 242 )
Ramazanda
umre yapan, benimle haccetmiş gibidir. (İHYÂU’ULÛMİ’D – DİN CİLT: I
S: 690)
KADİR GECESİ
Kadir Gecesinde iki anlam var : İbadet ve amaç.
İlki, özünde asla tapınma olmayan çalışma türünü yansıtıyor.
“Bin aydan daha hayırlıdır” sözü ile verilen mesaj da bu...
Şu Kudsi Hadiste de eşdeğer bir mânâ bulmak mümkün:
“Kulum bana nafile ibadetlerle o kadar yaklaşır, öyle ki ben onun
gören gözü tutan eli, yürüyen ayağı olurum.”
Burada nafile ibadetin aslında tefekkür anlamına geldiği,
Kadr
Sûresinde vurgulandığı gibi amaçsız bir ibadet yerine tefekkürle varılacak
noktanın çok daha önemli olduğu, bizlere açık bir seviyede
bildirilmektedir.
İkinci önemli vurgulama, gecenin kadrinde inzal olunan Kur’an’ın
verdiği mesajın ne olduğudur. Bu, belirtildiği üzere “Ruh’un
tenezzül” edişidir.
Gecenin kadrinde inzal olunan Kur’anı Kerim, yine bu gecede Ruhun,
yani Rabbının yeryüzüne tenezzül ettiğini müjdelemektedir.
Bu geliş boyutsal bir düzeyle senin özünden zahire
çıkmaktadır.Ruhun tenezzülü, Mutlak Varlığın senin Özünde mevcut
olduğunun bilincini sana ulaştıracaktır.
Kimsenin fark etmediği bu incelik, kinetik enerjiye sahip olmayan
insanı, tabusal bir hevesle kabullendiği mukaddes kitap Kur’an’ın
inişi üzerinde yoğunlaştırdığından, önemli olan nokta
anlaşılamamakta ve arada kaybolmaktadır.. (8)
O an
“ölümün” sessiz davetiyesi gibidir...
Zaman durmuş,
adeta bitmiş, tükenmiştir.
Neyi Düşünebilirsin ki ?..
Tek ‘AN’ dır tarif edilmeye çalışılan; his aleminde bu olgu,
tek duygu ile resimlenmiş, insana gösterilmiş, yaşatılmıştır.
Korku ile sergilenerek...
Sanki,
ürperti yapan ses,
Salsala-i Ceres gibi...
”Mülk benim, dilediğimi yaprım!”
"Rahmetim anladığınız; algıladığınız gibi değil!"
"Benim her anım budur! Gafleti, benden perdeli yaşamayı
benimsemeyin!..
Özünüzde ben varım.
Size kendimi hatırlatırım!"
dercesine...
O an, benliğimizde hissedildi.
Kudret'i yaşandı
Kâdir olduğu idrâk edildi.
Ve sadece seyredildi...
Zaten her an öyle değil miydi!
O, sınırsız Güç, deprem ile insanları uyardı; Birleştirdi...
Düşmanlıkları çözdü, uzakları yakınlaştırdı... Acımasızlığı,
takdiri, hataları ve tevekkülü yaşattı.
Varlığa, varlıktaki yerini gösterdi.. "Yoktan var edildiğini, sonra
tekrar yok olacağını; Bâkî kalanın Allah olduğunu" hatırlattı.
Yaşanan, hissedilen, beş duyu boyutuna gelen her şey, tek kareye,
tek an'a sığdırıldı. Zamanı olmaksızın...
Sen,
`O AN' ın içinde bir hiçsin...
Ama,
Hiçliğin ile değil;
Hepliğin ile ilgilenip kendini var sanıyorsun; öylece yaşıyor ve
kabul ediyorsun.
Bu tecelli, Mutlak Yaratıcı katında tek bir defa oluyor..
Tecelli-i Vahid!... ile (Bkz Yasin/82) Yoktan var edilmiş, yani
yaratılmış varlık için, Tek bir tecelli, ilminde...
Akıllarda artakalan ise şudur; `La havle ve la kuvvete illa bike..'
Havl ve kuvvet ancak seninledir...(9)
KADİR GECESİ İLE İLGİLİ İSLAM ALİMLERİNİN ESERLERİNDEN ALINAN BAZI
HADİS-İ ŞERİFLER