Diğergâm Davranış ve İsâr

Dr. Hüseyin Emin Sert
 

DİĞERGÂM DAVRANIŞ VE İSÂR

“Muhatabının gözüyle olayı görebilenler, diğrekâm davranış sergileyebilir.

İsâr mertebesi ise, yüksek seviyeli insanların işidir.”

Muhatabın yerine kendisini koyarak iletişim ve davranış içine girmeye empatik/özgeci/prososyal[1] veya diğergam davranış denilmektedir. Bu davranış tipi, “Seni memnun edecek şeylerin, âlemi de memnun edeceğini unutma!” sözü ile daha net anlaşılabilir. İslâm’ın getirdiği îsâr ise, kendisi muhtaç olduğu halde, din kardeşini kendisine tercih edebilmektir.[2] Nitekim şahsi eğilimleri feda edebilmek, gerçek dindarlığın özüdür.[3] Muhatap ile özdeşleşme mümkün olmazsa, o kimseyi anlama imkânsızlaşır.[4] Diğergam davranışın önemi ve etkinliği de buradan kaynaklanır. “Sizden hiç kimse, kendisi için istediğini, kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz”, düsturu, diğergam davranış anlayışının temellendirilmesinde önemli bir ölçüdür. Çünkü diğergam davranış biçimi, hem sahibi hem de muhatap için fevkalade rahatlatıcı bir zemin sağlar. Hayatta muvaffakiyet ve mutluluğun sırlarından birisi de kendini muhatabın yerine koyarak davranış sergileyebilmektir. Nitekim ahlakî davranışın uluslar arası boyutta kabul görmüş bir prensibi, ‘sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma’ yaklaşımıdır. Gerçek hayatta ve ticarette başarılı olanların çokları da bu meziyete sahip insanlardır.[5]

Muhataba sempati ile davranma, hoşgörü yaklaşımının neticesidir. Onun bir sonraki versiyonu empati-özgeci/diğergam davranıştır.[6] İsâr ise, kendisi muhtaç olduğu halde din kardeşini kendi nefsine tercih edebilmektir ki, bu Kur’ânî ideal davranış modelini yansıtması açısından dikkat çekicidir. “Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin hasisliğinden[7] korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”[8] Allah’ın yardımıyla nefsinin cimriliğinden korunup, Hakk yolunda harcamama ve mal sevgisi gibi nefiste galip gelen duygulara muhalefet edenler kurtuluşa erenlerdir.[9] İsar, verme ahlâkının ve tokgözlülüğün en yükseğidir.[10]

Kardeşlik bilincindeki müslüman, kendisi için sevdiğini, din kardeşi için de sever. “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır[11] Mü’minler dünya malına aşırı tama’ etmezler. Çünkü “dünya hayatının bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aralarında övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibaret”[12] olduğunu bilirler. “Mal mülk, çoluk çocuk... bütün bunlar dünya hayatının süsleridir. Ama baki kalacak yararlı işler ise Rabbinin katında, hem mükâfat yönünden, hem de ümit bağlamak bakımından daha hayırlıdır”[13] ayeti müminlerin bu husustaki ölçülerini netleştirmektedir.

İhtiyaç sahiplerinin onurunu rencide etmeden yapılacak yardımlar, ibadet olmanın yanında, ekonomik dengeyi ve toplumsal barışı sağlama noktasında da ciddi katkılar sağlar. “Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.”[14] Başkalarına biraz bir şey bırakmayan, kendisi de az şey yaşar.[15] Bencillikten korunup, mutluluk vererek mutlu olmamızı dilerim…


[1] Nuri Bilgin, Sosyal Psikolojiye Giriş, İzmir Kitaplığı, İzmir, 1995, s. 271.  Prososyal; pro: için, önce anlamına gelen İngilizce bir ön ektir.  Burada toplum için ve toplum menfaatine saygı duyma, anlamı düşünülerek bir isimlendirme yapılmış gibi görünmektedir.

[2] İnananların bu özellikleri Haşr Sûresi (59): 9.  ayette, “Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler” şeklinde beyan edilmiştir.

[3] Gölcük, Din ve Toplum, s. 124.

[4] Adler, İnsanı Tanıma Sanatı, s. 168.

[5] George Casper Homans, Social Behavior Its Elementary Forms, Harcourt Brace Jovanovich, Inc.  New York, 1974, s. 47.

[6] Özge: başka, “Güzel sever, diye, isnat ederler / Benim Hakk’tan özge, sevdiğim mi var?” Karacaoğlan.  Özgeci: Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse) diğergam.

[7] Şuhh: Nefsin, hasislik, cimrilik ve pintilik denilen hırs ve kıskançlık huyudur ki, bahillik bunun fiiliyattaki tezahürüdür.  (Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, c. 7, s. 4845. )

[8] Kur’ân, Haşr (59): 9.

[9] İsmail Hakkı Bursevî, Ruhu’l-Beyân, Furkan Yayınları, İstanbul, 1417, c. 9, s. 435.

[10] Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, c. 7, s. 4843.

[11] Kur’ân, Münâfikûn (63): 9.

[12] Kur’ân, Hadîd (57): 20.

[13] Kur’ân, Kehf (18): 46.

[14] Kur’ân, Ra’d (13): 22.

[15] Morris, Gerçek Başarı, s. 214.

 

 
 
Elâzığ - 03.04.2007